24 Mart 2009

Goodbye Bafana [film]

Goodbye Bafana üzerinde tartışılabilecek filmlerden biri. Bu filmin neden tartışılacağını anlatmaya çalışarak düşündüklerimi aktarmayı deneyeyim. Yalnız yanlış anlaşılmalara karşı lütfen dikkatli olunuz. Amacım kişisel eleştiri değil filmin mantığını yansıtmak...

Bir sömürge devleti olan Güney Afrika Cumhuriyeti'ni yöneten beyazlar; siyahi ırkın bütün özgürlüklerine el koymakla kalmamış, siyahi insanları toplu katliamlarla ezmiş ve kendi ülkelerinde bu insanlara yaşam hakkı tanımamıştır.

Şu anda her iki ırkın bir arada yaşadığı ve hâlâ sorunların devam ettiği bu ülkedeki siyahi ırk, bir derece de olsa bazı hakları elde etmek için siyahi lider Mandela'nın önderliğinde özgürlük savaşımı verip yönetime ortak olmayı başarmıştır.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin tarihine fazla girmeden kısaca şöyle bir üstten filmin konusunu da anlatayım:

Gardiyanlık yapan bir devlet memurunun tayini ülkenin en büyük hapishanesine çıkmıştır.

Hapishaneye geldiğinde kendisine verilen görevle birlikte bu gardiyanın neden buraya tayin edildiğini de müdürü açıklar; siyahi lider Nelson Mandela buradadır ve gardiyan da yerli halkın konuştuğu dili iyi derecede bilmektedir.

Gardiyan, Mandela'yı takip edip bütün görüşmelerini dinleyecek ve gelen giden bütün postayı inceleyip devlete haber verecektir...

Gardiyan göreve başlayınca haklı olarak kendi yaşadığı ülkedeki bütün olayların sorumlusu olarak gördüğü Mandela'yı merak edip zorunlu olarak temasta bulunacaktır...

Daha sonra devletin Mandela üzerindeki tutukluluk şartlarını yumuşatmasıyla Gardiyan ve siyahi lider arasında resmi de olsa bir arkadaşlık kurulacaktır. Bir süre sonra da (27 yıl) Mandela serbest bırakılacak ve seçimle ülkenin başına gelecektir...

Evet film bunu işliyor ama nasıl işliyor işte orası önemli ve başta belirttiğim tartışılacak filmlerden biri olmasının nedeni de bu...

Filmde, siyahi insanlara uygulanan kötü muameleyi çok az ama işlediği konuya göre çok çok az anlatmışlar hatta neredeyse bir iki sahneden başka yerde o ülkenin nasıl bu hale geldiği ve Mandela'nın hayatı ile ilgili bir şey yok denecek kadar az.

Mandela siyahi bir lider ve hapise atılmış, hapiste yıllar geçiyor sonra devleti yönetenler onu serbest bırakıyorlar adam da seçimleri kazanıyor ve ülkenin başına geçiyor.

Ne eza, ne cefa, ne beyazların uyguladığı düzenli şiddet, ne kölelik düzeni, ne ırkçılığın boyutları, ne siyasi olayların kronolojisi hiçbir şey ama hiçbir şey yok...

Bana göre bu film tamamen bilinenleri değiştirmek üzerine kurgulanmış çok içten pazarlıklı ve art niyetli bir film...

Filmin adını yazıp arattırın bakalım insanlar ne demişler? “Çok harika, aman efendim Mandela'nın verdiği mücadele, aman efendim bu kadar mı harika bir biyografi olur vs. vs. vs.” İnsanlar nasıl bu kadar şartlanmış olabiliyor ve seyrettiği filmi anlamadan nasıl böylesine boş yorumlarda bulunabiliyor anlayabilmiş değilim... Ne bir biyografi var ne bir kronoloji hadi olsa olsa mecburen bir iki kırıntısı gösteriliyor diyelim...

Şartlanmış bir şekilde “Mandela”nın hayatı diye seyretmeye oturursan tabii ki böyle olur.

Filmin çekim tekniklerine, montajına, oyuncularına, dekor ve kostümüne, kendi içindeki anlatış tarzına bir diyeceğim yok ama konusu kesinlikle herkesin birbirine söylediği gibi değil...

Bu film kesinlikle seyredenlerin bilinçaltına yönelik yapılmış bir ters bildirimlendirme filmidir.

Şöyle bir kendinizi yoklayın; Mandela dendiğinde aklınıza ne geliyor? “Afrikalı özgürlük savaşçısı, hayatı acılar içinde ve büyük zorlu mücadelelerle geçmiş siyahi lider.” değil mi...

İşte beyazlar yine yapacağını yapmış ve sinema diliyle karşı propanganda yaparak insanların aklındaki bu görüntüyü silmek için elinden geleni ardına koymamıştır...

Filmde adaletli ve eşitlikçi bir anlatım ön koşul gibi gösterilip seyirciye karşı güven sağlamak için hapishanenin sertliği bir iki sahneyle vurgulanıyor, hapishane dışındaki özgür(!) sivil siyahi insanlara bazı sert uygulamalar olduğu gösteriliyor. (ki bunda bile geçiş belgesi kontrolünde, belgesi olmayanlardan kaçanların yakalanırken maruz kaldığı şiddet dışında bir örnek göremiyoruz)

Ama filmde buna karşı hiç durmadan söylenen ve seyircinin gözüne ikide bir sokulan başka bir şey var; Mandela silahlı terör örgütünün lideridir ve ülkedeki bombalama, baskın, çatışma, silahlı saldırı gibi olayların yapılması emrini o vermiştir...

Evet, filmde esas verilmeye çalışılan şey bu... Mandela silahlı eylem yapan terörist grubun lideridir. Kendisi tutukludur ve daha fazla kan dökülmesini istemeyen beyazlar ona bazı koşulları yumuşatarak taviz vermek zorundadır. Eğer böyle yapmazsa “Filmde birçok kez tekrarlandığı gibi” ülke kan gölüne dönecektir...

Biraz iyiniyet gösterisi olarak tutukluluk evresinde yumuşatmaya gidelim yoksa ülke kan gölüne dönüşecek... Daha rahat edeceği bir hapishaneye naklini yapalım bu iyiniyet gösterisine eli silahlı teröristler de karşılık olarak eylemleri azatlırlar... Olaylar gittikçe tırmanıyor acaba bu adamı biraz daha rahat ve özgür olabileceği müstakil tek katlı bir hapishane evine mi yerleştirsek yoksa ülke kan gölüne dönecek vs. vs. vs...

Yani beyazlar diyor ki; Siz bu adamı özgürlük savaşçısı falan sanmayın bu eli silahlı teröristti ve bu ülkeyi kan gölüne çeviren silahlı grubun da lideriydi. Biz bunu bırakmaya mecbur kaldık şu anda o yüzden seçim falan yapılıp da başa geçti...

Hiç kimse bu filmi niye böyle değerlendirmemiş, niye bu şekilde algılamamış bilmiyorum ama bakalım siz seyredince ne düşüneceksiniz?

Filmi de bu kadar açıkladım ettim de seyredilecek bir şey kalmadı sanmayın filmin esas konusu aslında gardiyanın karısı ve onun küçük hırsları üzerine kurulu :)

Mandela ile ilgili bir filmde Mandela olacağını ve Mandela ile ilgili bilinenlerin de herkes tarafından bilindiğini varsaydığımıza göre burada filmin gerçek konusunu değil arka planda bu filmle yapılmak isteneni aktarmaya çalıştım.

Sonuç olarak karşı propaganda amaçlı bu film Mandela'yı övme yerine onun dış dünyada bilinen özgürlük savaşçısı sıfatını “silahlı eylem grubunun lideri” eklemesiyle karalamaya çalışıyor.

Ne bir tarih ne bir biyografi ne de belgesel niteliğinde olan bu filmi yine de seyredebileceğinizi ayrıca vurguluyorum.

Film içinde "gizlice alınan bir belgeyi okumak için bir türlü yer ve fırsat bulamayan gardiyan"a kendiniz ayrıca mı sinir olursunuz, yoksa filmin sonuna doğru "yahu biraz da Mandela'nın fikirlerini koysaydık böyle olmaz denildiği için son dakikada özgürlük bildirgesini cebinden çıkarıp (müsamere notları kadar basit bir dille anlatılan maddeleri ezberlemeden 25 yıl yanında taşıyan) okuyan gardiyana yuh mu dersiniz orasına karışmam...

(Ki Mandela'nın "Uluslar arası Atatürk Barış Ödülü"nü Türkiye'de insanlara ayrımcılık yapıldığı için red ettiğini, buna rağmen 100'ün üzerinde başka başka ödül veren ülkelere tek kelime etmeden hepsini kabul ettiğini de belirtmeliyim.)

Arayıp tarayıp bulmak için çaba sarfetmeye değmez ama rastlarsanız seyredin endüstriyel olarak sinema adına fena film sayılmaz...