19 Mart 2009

ilm-i sima ve ilm-i kıyafet

Gerçek ve resmi belgelere dayanan tarihi araştırmaları okurken; bazen anlatılan konunun içinde öylesine farklı ayrıntılara rastlıyorum ki bu küçük ayrıntılar kimi zaman konudan daha fazla ilgi çekici olabiliyor.

İşte yine öyle bir şeyle karşılaştım. Daha önceden de bahsettiğim Ahmet Akgündüz’ün “Bilinmeyen Osmanlı” isimli kitabından okuduğum bölümü kendi anlatımımla size de özetlemek istiyorum.

Bugün başbakanlık ya da cumhurbaşkanlığı köşkünde çalışan personelle normal devlet dairesinde çalışan personel (diyelim ki vergi dairesi olsun) nasıl ki farklıysa; haliyle Osmanlı döneminde de devlet işlerinin yönetildiği “İç saray”da çalışacak olan personelle sıradan devlet memuru arasında da bir fark vardı.

Bugün böyle önemli yerlere personel alımı yapılacağı zaman uygulanan bir sürü prosedür vardır ve bir sürü özelliği de (diploma, sabıka kaydı, diğer eğitim ve fiziki ya da psikolojik özellikleri) göz önünde bulunduruyorlardır...

Ama bunlara ek olarak; bilinen araştırma yöntemlerinin dışında, “Biometri” ve “Fiziki kriminolojik yatkınlık” özelliklerine kadar bir sürü şeye göre de karar veriliyordur.

Aynı şekilde Osmanlı zamanında da bunun için “İç saray”da çalışacak personel sır tutan, suça yatkınlığı bulunmayan, dürüst, eli ayağı düzgün, yalancı olmayan insanlardan seçilmeliydi...

İşte o zaman da bu işlemler için yine bilinen yöntemlerin dışında;
yüz şeklinden karakter ve davranış tahlili yapıldığı düşünülen “İlm-i Sima”,
genel fiziki yapı ve giyim, davranış gibi özelliklere bakarak karakter tahlili yapılabildiği düşünülen “İlm-i Kıyafet” gibi az bilinen yöntemlerle çeşitli değerlendirmeler yapılıyormuş.