21 Mart 2009

korkunç şüphe...


Hayır, resme bakıp da acıklı sözler sarf ederek toplumsal bir yarayı deşeceğimi ya da “Nasıl bir çağda yaşıyoruz bu insanların hali nedir?” diye ahkâm keseceğimi sanmayın...

Dilenciler dünyanın en zengin ülkelerinde de var en fakir yerlerinde de... Haliyle bizde de olacaktır.

Kişisel olarak tabii ki hiçbir insanın dilenecek duruma düşmemesini isterim ama her ne kadar çoğu dilenci görünümlü kişi bu işi meslek edinmişse de bir o kadar insan da gerçekten ihtiyacı olduğu için dileniyor olabilir.

Kimimiz günahtan korktuğu, kimimiz de sevaba girmek için; zorda kaldığını düşündüğümüz bu insanlara üç beş kuruş olsun vermeyi iyi bir şey olarak değerlendiririz...

Benim derdim ne dilenenler ne de onlara sadaka verenler.

Ben her akşam iş dönüşü gördüğüm manzara karşısında deliriyorum ve ne biri çıkıp bir şey diyor ne de o kadın oradan gidiyor... Derdim dilenci kadın da değil, sadece kucağındaki çocuk beni ilgilendiriyor.

Zabıta, belediye, polis ya da başka biri buna engel olamıyor... Burada ne işin var diyeni görmedim daha... Yanındaki seyyar satıcılar dönem dönem değişiyor ama o hep orada ve kucağında neredeyse anca bir – iki yaşında minik bir çocuk...

Gerçekten çok mu ihtiyacın var? Git muhtarlığa, belediyeye durumunu anlat. Fakir ilmühaberi diye bir şey var, aşevi var, yardıma muhtaç insanlara elini uzatan vakıflar dernekler yardım kuruluşları var.

Devlet, çalışandan da çalıştırandan da vergi topluyor ve gerçekten muhtaç durumda olanlara yardım etmek de onun sorumluluğunda... Tamam herkese elini uzatamaz, herkese yetişemez ama bu ülkenin insanı da en kötüsü dahil olmak üzere aç açıkta kalana yardım eder ve bugüne kadar da etmiştir...

Bunları geçelim çünkü bunlar sosyal konular üzerine herkesin bildiği şeyleri tekrar etmekten öteye gitmiyor. Benim derdim bambaşka...

Bu kadın (resim internetten alınmıştır ve bu yazıda bahsettiğim Sefaköy’deki Küçükçekmece Belediyesinin önündeki üstgeçitte dilenen kadınla bir alakası yok ama durum bire bir aynı olduğu için temsili bir resim koydum) isteyerek dileniyor olabilir, istemeden dilendiriliyor olabilir ama ya o çocuk?

Her gördüğümde içim cız ediyor, insanlığımdan utanıyorum. Bu kara kışta, bu soğukta saatlerce hatta bütün gün boyu hangi anne çocuğunu sokakta bu şekilde tutar? Hangi annenin yüreği dayanır? Bizim çocuğumuz olmadığı halde biz dayanamıyoruz...

Kadın resmen çocuğu duygu sömürüsü yapmak için kullanıyor (ya da buna tehditle mecbur ediliyor)

Bu çocuk bu kadının çocuğu mudur?

Bu kadının çocuğuysa; bir anne olarak görevini yerine getirmediği için devletin sorumlu kurumu ya da görevlileri olaya el koymalıdır.

Yok, bu kadının çocuğu değilse o zaman olay daha da korkunç...

Bu kadını ve bu çocuğu kim bu şekilde insanlık dışı bir hale sokmuş, bu çocuğun günahı ne?

Bir çocuğa bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yok... Annesi olsa bile!

Benim de çocuğum var ve bu durumda o çocuğa bu şekilde eziyet edilecekse görmemek için ölmeyi tercih ederim...

Çocuğun üzerine rüzgârla birlikte işleyen soğuğa, yağmura dayanması mümkün değil... Ölmesini mi bekliyoruz? O zaman mı haber yapılacak, o zaman mı insanlar onun da bir insan olduğunun farkına varacak?

Bütün bunlar gerçekten canımı yakıyor kalbim acı çekiyor.

Ama bu kadını yine çocukla beraber kar yağarken gördüğümde birden aklıma bir şey dank etti...

Bu kadın ne zaman geçsem burada ve çocuk da kucağında öylece duruyor. Kimisi böyle sahte bebek yapıp güya bebeğinle aç açıkta kalmış dileniyor havası verip insanları kandırıyormuş ama bakıyorum çocuk düpedüz gerçek canlı kanlı bir çocuk ve yarı baygın vaziyette yatıyor...

Ben kendi çocuğumu höt zötle bir dakika uslu uslu oturtmayı beceremezken bu kadın bu çocuğu gün boyu nasıl böyle tutabiliyor?

Kesin bu işte bir iş var dedim kendi kendime; Hasta olsa, dilenciler "yalan bir iki fotokopiyle" çocuğum hasta diye dilenir, bunda öyle bir şey de yok. Çocuğu dövüp zorluyorlar desem çocuk neredeyse bebek sayılır öyle tehditten dayaktan anlayacak yaşta değil...

Sonra işte şu anda başımdaki ağrıya neden olan şey geldi aklıma;
Bu çocuğa böyle dursun diye ya ilaç veriyorlar ya da iğne yapıyorlar ama mutlaka, mutlaka bir şeyler yapıyorlar. Yoksa o yaştaki bir çocuğu günboyu bu şekilde tutmak mümkün değil...

Zabıta; simit, çiçek, oyuncak satanı sonra nasıl olsa yine kovalamaya devam eder. Bir bebeğin yağmur altında soğuk kış günü dilenmek için kullanılmasını engellemekten daha önemli ne olabilir? Bu işe resmi olarak kim bakıyorsa lütfen artık bu insanlık ayıbını yaşayan ve bebek sayılacak kadar küçük olan bu çocuk için bir şeyler yapsın.

Sizler, benim yani "vatandaş" adına harekete geçmedikçe orada acı çeken küçük çocuğun uğradığı kötü muamelede benim de sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Orada o çocuk o soğukta durdukça ben ne gündüz işimde çalışabiliyorum, ne evime gelince çocuğumun yüzüne bakabiliyorum...

Seçimleri kimin kazanacağı, nereye ne yolu yapacağı, kaç kat kaldırım döşeyip asfalt dökeceği beni hiç ilgilendirmiyor... Hangi parti, hangi belediye, hangi görevli olursa olsun ben artık laf değil gerçekten iş yapan resmi görevliler istiyorum.