09 Mart 2009

La double vie de Veronique [film]

Kieslowski gibi ünlü bir yönetmenin ismini görünce direkt olarak filmin üstüne atladım ama sonu hüsran oldu...

Klasik tarzda kamera, kadraj oyunlarını çok iyi yöneten Kieslowski 70’li yıllar için sanatsal sayılabilecek bir filmi 90’larda çevirirse ve biz de onu 2009’da seyredersek böyle olacağını en başından tahmin edebilirdik ama yine de seyrettim... (bu tipte bir sürü film var ama hepsi de aynı etkiyi yapacak diye bir genelleme yapmak tabii ki mümkün değil)

Güzel bir kadın ve serbest bir hayat... Tutkuyu özleyen ve elde edebileceği anlarda peşinden koşan bir kadın... Fakat filmin vermeye çalıştığı konu içinde biraz karışık durumlar da yok değil...

Bu kadından aynen ikizi gibi bir tane daha var ve Fransa’da yaşıyor... İki kadın birbirinin kopyası gibi ama hiçbir kan bağı yok... Fakat buna rağmen ikisinin de geçmişi ve özellikleri, karakteri birbirine benziyor... Serbest aşk ilişkileri, müzikle iç içe olmaları, ikisinin de hayatta sadece babasının olması vs...

Biri Polonya’da diğeri Fransa’da yaşıyor...

Birinin başına kötü bir şey gelirse ötekine de sıkıntı basıyor, üzülünce öteki de nedensiz üzülüyor... Derken bir gün biri diğerinin yaşadığı ülkeye turist olarak gidiyor ve bir an için de olsa biri diğerini görüyor...

Film bundan sonra birinin hayatının kötüye gitmesiyle devam ediyor ve diğeri bunu hissedip çeşitli bunalımlara giriyor...

Felaket sıkıcı ve acayip durağan bir filmin bu kadar övülmesini ise; İkinci Veronik’in aşık olduğu ve gizemli bulduğunu düşündüğü adamın yaptığı kuklalara bağlamak gerekiyor.

(tam olarak böyle olmasa da bir ilişkisi var onu da aşağıda açıklayayım)

İkinci Veronik, aşık olduğu adamla bir hayli ateşli bir sevişme sahnesi sonrası (ki birincisinin de bundan hiç aşağı kalır yanı yoktu :) o yüzden çocuklarla seyredilemeyecek kadar açık sahneler olduğunu da arada belirteyim) aşık olduğu kuklacının atölyesine girer...

Burada kuklacı, aşık olduğu kadının kuklasını yapmaktadır... Ve kadın bir de bakar ki aynı kukladan iki tane yapılmış (filmin ana konusuna gönderme yapılıyor). Kadın sorar “Niye iki tane?” adam da cevap verir “Sahnede kullanırken falan bir şey olur, eskir, kırılır, dökülürse ötekini yedek olarak kullanmak için.”

Yani böylece bu “Fantastik” filmin ana konusu “Allah herkesten iki tane yaratmıştır ötekisine bir şey olursa diğeri devam etsin.” Olarak seyirciye verilir...

Siz şimdi bu açıklamalarla bütün filmi mahvettin konusunu anlattın diye düşünebilirsiniz ama buyurun filmi bulun seyredin ve bu anlattıklarımı anlayın bakalım böyle mi? ____ :)____

Valla vaktinize yazık ben seyrettim ve sabaha kadar düşünüp kendim çıkardım bütün bu verilmek istenenleri... yoksa film ne bunu başarabilmiş, ne uygun bir dille anlatabilmiş, ne arka sahnelerde ayrıntıları oturtabilmiş saçma sapan bir yapım...

Evet bir dönem gerçekten böyle elinde imkân olanların sinemayı sanat yapıyoruz diye kullandığı ve bu yaptığı acayip anlamsız, zevksiz filmleri de kendi çevresi sayesinde millete pompaladığı bir dönem yaşamıştık ama bunlar ne sanat ne sinema...

Lütfen kendimizi kandırmayalım bu filme para verip seyretseydik adamı bulsam paramı geri isterdim...

Kesinlikle tavsiye etmiyorum, gaza gelip de Kieslowski’ymiş, sanatsal filmmiş vs. diye oturup da seyretmeye kalkmayın... Camdan bakın, dışarıdan geçen bir adamı ya da kadını seyredip onun olası hayatını düşünün daha yaratıcı ve güzel bir “bir buçuk saat” geçirmiş olursunuz...

En azından eski bir iki arkadaşınızı arayın telefonla muhabbet edin yaşam için güzel bir şeyler yapmış olursunuz...

Ben seyrettim hiç ama hiç memnun kalmadım, sizin de beğeneceğinizi sanmıyorum...

Haaa... Derseniz ben sinema bölümünde okuyorum, Kieslowski’nin çok güzel filmleri vardır mutlaka bu da güzeldir, sen anlamamışsın kardeşim.. o ayrı o zaman siz o bir buçuk saati harcayabilirsiniz anlamına geliyor... (ama lütfen sonradan “doğru demişsin kardeş” diye yorumlara eklemeyi unutmayın :) )