25 Mart 2009

Öp ve anlat (Alain De Botton)

Kesinlikle “1000 kitabın içinde en son seçeceğim bu olur.” diyebileceğim bir kitabı az da olsa beğenerek okuyacağımı tahmin edemezdim :)

Mutfak masasında diğer kitapların arasında görünce “Bunu kim okuyor?” diye sordum, meğer benim kız okuyormuş. Kitabın ismi “Öp ve anlat” :) başka bir şey olsa pek karışmam ve ilgilenmem de bu kadar ucuz isimli bir kitabı niye okuyor diye merak ettim.

Sigara içerken 5-10 sayfa sonraki gelişimde çay içerken biraz daha derken kitaba ısınmayayım mı :) başladım okumaya...

Alain de Botton’ın kitabı için bulduğu isim gerçekten hiç hoşuma gitmedi, yoksa bizimkiler mi böyle bir isim koydular dedim. Hayır orijinali de “Kiss & Tell”miş.

Botton zeki ve kıvrak bir dile, hareketli ve dikkatli bir zihne sahip olduğunu kitabın her yerinde akıllıca ayrıntıları işleyere göstermiş. ( Bu başarılı çeviri için çevirmen Çiğdem Akpınar’ı kutluyorum.

Gelelim kitaba...

Botton şu fikirden yola çıkarak birebir içinde bulunduğu bir aşkı bize ayrıntılarıyla aktarıyor; neden yanımızdaki sıradan bir insanın da (mesela aşık olduğun kadının :) ) ünlülerin ve devlet büyüklerinin biyografileri gibi bir biyografi çalışması yapılmasın?

Bu fikir, karşısındaki insanı daha yakından tanımak isteyen ve daha önceden eski sevgilisi tarafından bencillikle suçlanmış olan yazara ilginç geliyor...

Ve başlıyor yeni tanıştığı (sevgili adayı) isabel’in biyografisini oluşturmaya... Ama tabii ki bu sıradan bir biyografi olmamakla birlikte alışılmış biyografilerde rastlanan resimler, aile soyağacı şemaları ve kronolojik grafikleri de içeren bir çalışma oluyor...

Salata söylendiyse az soslu olanını alacak kadar fedakâr, arabasını kolayca park edecek kadar iyi bir sürücü, ayak parmaklarının tırnaklarını yanında kesecek kadar samimi olmadan öpüşmeyen, annesiyle hep tartışan, sevgilileriyle kalıcı bir ilişki yaşayamamış gibi yüzlerce ayrıntı yazarımızın hazırladığı biyografide yerini bulurken bundan sonrası biraz karışmaya başlıyor...

Çünkü işin içine hem sosyal olgular, hem her bireyin benzer davranışlar göstermesine rağmen kendine özgü benzersiz bir karakter olması, yakınınızdaki biri için bilgi toplasanız da bu bilgilerle karşınızdakinin ne zaman hangi davranışta bulunacağını saptamak tam anlamıyla mümkün olmuyor...

Botton bu sorunu da gözardı etmeden incelemeye başlıyor ve zamanında ünlü yazar Proust’a yapılan testlerdeki psikolojik çözümlemeler içerdiğine inanılan soruların benzerini birlikte olduğu İsabel’e soruyor...

Tabii ki bu da bir insanı tam anlamıyla anlamaya yetmediği için sorular değiştiriliyor, başka türde psikolojik çözümlemelere gidiliyor ve sonuç...

Bir insan nelere sinirlenir? Araba üzerine çamur sıçratırsa mı daha çok kızar yoksa arabanın anahtarlarını aldığı halde yanındaki insan anahtarları niye almadın diye sorunca mı? Lüks bir yerde yemek yerken sürahiden böcek çıkarsa nasıl davranır? Sevgili aramak için gazeteye ilan verseydi hangi tanımlamalar onu tam olarak ifade eder? gibi bir sürü sorunun cevabını almak karşımızdaki insanı çok iyi tanımak için yeterli olur mu?

Ve kitap bu şekilde karşılıklı buluşmalar konuşmalar içinde devam ederken yazar kendi dünyasına ait görüşleri de okuyucuyla paylaşınca hızla okunup bitirilen bir kitap oluşturmuş oluyor...

Bence ne ağır, ne çok basit olan orta seviyedeki bu kitap ‘Birlikte olduğu erkeklerin nelere dikkat ettiğini öğrenmeye çalışmak isteyen” 20 – 40 yaş arası kadınlara daha uygun. (ve minik bir not: kitapta kesinlikle erotik içerik bulunmamakta.)

Kitap, mizahi edebiyat eleştirileriyle dolu minik ayrıntılarla ve hiç durmadan hareket eden akıcı anlatımıyla sıradan roman okuruna biraz karışık gibi gelebilir.

Ama hızlı hızlı akan bilgileri bir yere bırakılmış notları takip eder gibi okumak gayet güzel bir etki yaratıyor. Tam bana göre diyemesem de bu kitapla Botton hakkında iyi bir izlenim edindim.

Hafif bir eğlenceyle karışık basit bir konusu varmış gibi görünen ama bir yandan da gerçek hayatın içinde oraya buraya çarpa çarpa gerçek yolu bulmaya çalışan “ilişki sorunlu”lara nerelerde yanlış yaptığını gösterebilecek değişik bir kitap olan "Öp ve anlat" aynı zamanda çevresindeki insanların aslında hiç farkedilmeyen küçük ayrıntılarla örülü hayatlarına dikkat etmenin de önemli olduğunu düşündürtüyor...

Son olarak kitabın 17 liralık fiyatı gerçekten pahalı. Bu kadar para vermeye değmez daha ucuza hatta ikinci elini bulursanız tatilde okunabilecek bir kitap olabilir...

Bir de kapak için gerçekten anlamsız ve konuyla hiçbir ilgisi bulunamayacak kadar kötü bir resim seçilmiş... Belki herkes psikoloji, toplumsal davranışlar ve öğrenilmiş davranışların etkisi altında kukla gibi vs. fikrini vermeye çalışmışlar ama çok daha renkli ve sevimli bir şey yapılabilirdi, bu resim ve çalışma çok donuk kalmış... Kitabın içeriğini tanımlamıyor...