10 Mart 2009

Strayed (les egares) [film]

II. Dünya Savaşı sırasında geçen filmleri severim ve bu filmi seçmemdeki neden de buydu ama ne yazık ki beklediğimi bulamadım...

Fransa, Almanlar tarafından işgal edilmeye başlanmış, resmi yöneticiler ya kaçmış ya kayıp, Fransız ordusu bütün cephelerde yenilgiye uğramış...

Böylesine karışık bir ortamda kocası savaşta ölmüş bir kadın. İki çocuğunu yanına almış ve büyük şehirlerden Güney’e göç eden kalabalığın arasına karışmış... Tek umudu çocuklarını güvenli bir yere ulaştırabilmek... (Kadının 7-8 yaşlarında bir kızı, 12-14 yaşlarında da bir oğlu var...)

Konu böyle anlatılınca cazip geliyor ama ne yazık ki filmin sadece ilk on dakikası böyle geçiyor.

(o on dakikada bile bütün konvoyun kostümlerinin aynı yerden alınmış gibi hepsinin aynı yenilikte olması, kadının ve çocuklarının üstünün başının pırıl pırıl ve ütülü gibi durması göze ilk çarpan hatalar ama sonuçta bir belgesel değil macera filmi diye göz yumuyoruz)

Göç eden sivillere ateş açan Alman uçakları konvoydan bazılarının ölümüne sebep olunca annenin gözü korkuyor ve yola konvoyla devam etmektense kendisini uyaran gençle birlikte o geceyi ormanda geçirmeye karar veriyor.

Ardından, terkedilmiş büyük bir malikâne buluyorlar ve buraya yerleşip hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya başlıyorlar... Çocuklar sağda solda başıboş geziyor, genç delikanlı ormanda avlanıp bir gün tavşan, bir gün tavuk balık vs. getiriyor. Hep beraber bahçede sofra kurup yemek bile yeniliyor...

Ve bu arada çevrede cesetler, Almanlar tarafından işgal edilmiş Fransızlar tarafından terkedilmiş köyler var... Ortam böyleyken anne çocuklarını bırakıp banyoya girip (bir kereye mahsus temizlik zorunluluğu ya da banyo ihtiyacı için değil) küvette saatlerce istirahat ediyor hatta kimi zaman suda uyuya kalıyor... Camları, yerleri siliyor kırmızı olanlarına kadar çamaşırları yıkayıp bahçeye asıyor.

Yapmayın kardeşim yapmayın yahu... Savaşta yanına bomba düşmüş insanlar paramparça olmuş, beraber hareket ettiğin grubu terk edecek kadar korkmuşsun, ormanda bilmediğin bir eve sığınmışsın, her an bir baskına uğrama tehlikesi içindesin, Almanlar etrafta kol geziyor ama sen çocuklarınla sivil hayattaki gibi hiç umarsız bir yaşam süremezsin...

Burası inandırıcı olmayınca filmin bütün ayrıntıları göze batmaya ve eeeh bu da böyle mi olur, o şöyle yapılır mı hiç gibilerinden bir sürü konu dikkat çekmeye başlıyor...

Genç delikanlı kadına aşık oluyor ve aralarında belli belirsiz bir çekim oluşuyor (ki yanındaki küçük çocukların hayatı sana bağlıyken, kocanı yeni kaybetmiş ve savaş şartlarında güvende değilken nasıl bir şey hissedebilirsin diye de haklı olarak kadın için ayrıca düşünüyoruz)...

Ne bir amaç, ne bir olay, ne ilginç bir ayrıntı, ne bir tarihi iz, ne bir belgesel ya da günlükten alınma gerçek olay ortada hiçbir şey yok...

Filmin derdi; bu iki çocuklu kadın bu genç çocukla yatacak mı yatmayacak mı ve bu genç çocuk neyin nesi, acaba bunların başına bir bela mı açacak?

Bu kadar havada kalmış bir konu, bu kadar amaçsız bir macera filmi senaryosuyla yola çıkınca film bir yere gelince tabii ki bir sürü mantıksız yola sapılıyor ve film bir şekilde sona eriyor...

Ben sevmedim, ilginç gelen, heyecanlandıran, üzen ya da güldüren, düşündüren, bir şey bulamadım hoşuma gitmedi... Size de seyretmenizi tavsiye etmiyorum...

Bu arada filmin genel akışına hiç uymayacak kadar gereksiz bir şekilde verilen sevişme sahnesi filmin küçüklerle seyredilmesine de engel oluyor... Yanınızda sizden büyük utanacak birileri varsa kıpkırmızı olabilirsiniz...

Evet başroldeki anneyi oynayan Emmanuelle Béart çok güzel bir kadın ama yine de güzel bir kadın var diye böylesi uyduruk filmlerle vakit kaybetmeye değmez...

Bu filmi seyretmezseniz bir şey kaybetmiş olmazsınız, tamamen uyduruk televizyon filmleri ayarında bir yapım... Televizyonda bile rastlasanız seyretmeyin derim...

Bu filme harcayacağınız bir buçuk saati ansiklopediden İkinci Dünya Savaşı hakkında maddeler okuyarak geçirin, öylesi daha güzel olur...