08 Nisan 2009

"ARMEEFUHRER" ATATÜRK!


Atatürk, 1918 yılında çeşitli rahatsızlıkları sebebiyle tedavi olmak için iyi bir yer arıyormuş...

Dostları ve tanıdığı doktorlar kendisine o zaman için dünyanın en meşhur kaplıcalarının bulunduğu Karlsbad’ı (şimdiki Çek Cumhuriyeti’nde) önermişler...

Atatürk de önerilere uyup buraya gitmiş ve (sonradan büyütülüp genişletilince ismi Florencie Hotel olarak değiştirilen) "Rudolfs Hof" isimli pansiyona yerleşmiş...

O zamanlar bütün Avrupa savaştan yeni çıkmış her yerde tam bir yokluk var. Haliyle yeni kurulmuş olan Çekoslovakya da aynı durumda. (Öyle ki, tedavi için gelenler eğer yurt dışından gelmişlerse ekmeklerini bile yanında getirmek zorundalarmış.)

Atatürk yemek sorununu halletmek için Imperial Otel'e gidiyormuş ve garsona da her seferinde bolca bahşiş veriyormuş ama garson Atatürk'ü ne tanıyormuş ne de daha önceden ismini duymuş.

Atatürk, genellikle yemeğe üniformasıyla gidiyormuş ve ne Atatürk'ü tanıyan ne de üzerindeki üniformanın ne üniforması olduğun bilen garson "Nasıl olsa bu da albaydır." diye düşünerek her seferinde "Hoşgeldiniz albay" diyormuş...

Atatürk, yemek yediği masanın her akşam kendisi için ayrılmasını istemiş ve garsona kartını vermiş...

İşte burası çok ilginç çünkü kartın üzerinde kelimesi kelimesine Almanca olarak "MOUSTAPHA KEMAL PACHA ARMEEFUHRER" yazıyormuş! (Ordu Kumandanı Mustafa Kemal Paşa)

Evet, bir dönem için Osmanlı İmparatorluğu Alman komutanlarının eğitimi, denetimi ve yönetimi altındaydı, ordu içinde belki üst rütbeli askerlerin kendilerini Alman komutanlara tanıtabilmesi için böyle bir kart yaptırılması istenmiş de olabilir ama ben ilk kez duydum...

İsterseniz şimdi yine biz 1918 yılına Karlsbad'a dönelim ve bakalım Atatürk Imperial Otel'in garsonu "Herr Obert"e verdiği karttan nasıl bir sonuç almış...

Bu kısmı aynen "Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıları -Karlsbad Günlüğü (30 Haziran 1918 – 1 Temmuz 1918)" isimli eserden Atatürkün kendi anlatımıyla aktarıyorum:

"Manasız Üzüntü"
3 Temmuz 1918 Çarşamba


...............................

Asker elbisemi giydim. Saat 7'de imperial'e gittim. Daha henüz salonları temizliyorlardı. Pelerinimi garde de robe'a bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. Canım sıkılıyordu. Bir aralık yağmur yağmaya başladı, tekrar otele girdim. Bu defa salona oturdum. Henüz kimse yok. Saat 8 oldu. Müzik başladı. Yemek salonuna geçtim. Obert'e hazırladığı yeri sordum.

Dün tembih etmiştim. - Buyrun Miralay (albay) Efendi! Dedi. Adam zahir halimize bakarak demek ki, ancak miralaylık tevcih ediyordu. General olduğumu anlatmaya çalışmak bir mesele. Sesimi çıkarmadım. Bir küçük masaya oturttu. Yemekten sonra - Bu masanın her vakit akşam yemekleri için bana tahsis olunmasını söyledim. Ve kendimi tanıtmak için kartımı verdim.
Moustapha Kemal Pasha Armeefuhrer

Herr Obert'in bütün bu tafsilatlı karta rağmen bizi Miralay efendilikten başka bir şey telakki edemediğini ve Pacha'nın merkum nazarında tahminini tebdil etmediğini Armeefuhrer'in de medlulünü hiç düşünmediğini zannederim. Çünkü ertesi gün masa üzerine bıraktığı Bestellt (rezerve) levhasının altında kurşun kalemle şu isim yazılı idi;
MONSİEUR KEMAL PACHA.