20 Nisan 2009

A.R.O.G. [film]

Çok büyük bir beklentim olduğu için ağzım kulaklarımda oturdum ve seyretmeye başladım...
Vakit geçtikçe dur şimdi açılır, dur şimdi başlayacak diye diye filmin yarısına geldim ve anladım ki bu film böyle gider...
Film bittiğinde de beklentimin altında kalan “komedi” unsuru yüzünden filmi seyretmekle vakit kaybettiğimi düşündüm...

Artık Cem Yılmaz’ı ve onun neler yapabileceğini bilmeyen yok, hakkında kötü bir şey söylemek de yersiz olur... Kendini ispat etmiş, yaptığı her şeyle herkesi gülmekten yerlere düşüren bir espri yeteneğine sahip olduğunu söylemeye de gerek yok ama bu A.R.O.G bence beklenileni vermiyor...

Cem Yılmaz çok iyi bir yapıma imza atmış olabilir, film gerçekten değişik çekim açılarıyla, özel efektleriyle, kamera yerleşimiyle, kadraj anlayışıyla, çok başarılı kostüm ve makyajıyla, dekorları ve ünlüler topluluğuyla çok büyük bir proje...

Büyük emek var buna kimse bir şey diyemez ama film komediye yakın bir macera filmi gibi olmuş... Filmdeki karşılıklı çekişmenin (iki kabile arasındaki) sınırları çok düşük, espriler yetersiz...

Gereksiz yerde gereksiz ve basit espriler (viagra içince maymunla tenha bir yere çekilmesi gibi) uzatılmış sahneler filmi sıkıcı yapmış...

Kurgu sağlam... Ne anlatmak istiyorsa anlatabilen bir senaryo var tamam ama bunlar her şey demek değil... Ben bu filmde GORA kadar gülmek istiyordum ne yazık ki A.R.O.G. bu kadar komik değil...

Biten fıkraya daha da eklemeler yapıp uzatmak ne derece doğruysa GORA’yı konu olarak uzatıp kahramanını geçmiş çağlara göndermek de o kadar doğru...

Evet, günümüzde iyi bir film yapmak için ünlü oyuncular, kaliteli teknik ekip, tecrübeli set elemanları, teknolojik bilgisayar çalışmaları vs. gibi bir sürü şeye ihtiyaç var ama bunların tamamı esas olan içeriği “en güzel şekilde yansıtabilmek için” gerekli... Tüm bunlar sağlanmış fakat ne yazık ki “benim anlayışıma göre” içerik kendisinden bekleneni veremiyor...

Tek tek orada öyle burada böyle olmuş vs. demeyeceğim... Filmin başındaki birçok filme yapılan göndermeler pek bizim mizah anlayışımıza uygun düşmemiş.

Bu tür espriler olsa olsa Hollywood tarzı yapımlarda kullanılabilecek minik oyunlar olarak düşünülebilir ama Cem Yılmaz’ın “yerlere yatarak gülmeyi beklediğimiz” filminde bana biraz soğuk göründü...

Ben, Cem Yılmaz’ın sanat ve kültür anlayışının yeterliliğinden şüphe etmiyorum o yüzden kendi yaptığı filmde başka filmlere göndermelerle Hollywood tarzı “mizah sanatı” yapmasına gerek yoktu...

Bir de artık o en sonlara doğru; “tutulan takımın yenik durumdayken yenen tarafla son anda berabere kalıp öne geçmesi” konulu milyon kez yapılmış anlatımlı futbol bölümü hiç olmasaydı bütün seyirciler daha memnun olurdu...

GORA iyiydi, A.R.O.G. beklenileni vermedi, kısmet artık AR-GO’ya :)