17 Nisan 2009

Osmanlı’daki “ilk matbaa”dan önceki matbaalar...

Bildiğimiz üzere; konusu geçince hep “Matbaa bile bize Avrupa’dan 250 yıl sonra gelmiş...” denir.

Bunun nedeni olarak da Gutenberg’in matbaayı 1455’te, bizimkilerin ise 1727’de kurmaları gösterilir...

Oysa ki her iki bilgi de yanlışmış... (yani tarihler doğru da yorumlanması yanlışmış)

İlk olarak Gutenberg’den başlayayım. Gutenberg; incil basabilecek bir matbaa kurulması için çalışmalar yapmış ve matbaasını da 1455’te kurmuştur ama matbaayı kendisi bulmamıştır... Neredeyse tüm Avrupa’da çeşitli baskı teknikleri bilinmekle beraber matbaanın ilk modern örneği olarak da 8. Yüzyıldaki Çin uygarlığı gösterilmekte (ki Çin'de bilinen diğer baskı teknikleri neredeyse 4.yy'a kadar tarihlendiriliyor) ...

Hatta harfleri değiştirilebilen ve çeşitli düzenlemelerin yapıldığı modern kalıplarla çalışan matbaalar bile Çin’de Gutenberg’den 100 yıl önce kullanılıyormuş... Neyse... Her zaman bir icadı daha önceden başka biri bulur diğerleri geliştirir ama esas piyasaya sunan onu icat etmiş gibi görünür... fazla uzatmayayım...

Biz gelelim Osmanlı’ya;

Evet bizde de matbaa söylenildiği gibi resmen 1727’de kurulmuştur ama burada dikkat etmediğimiz şey “resmen” kelimesidir...

Yani devlet için baskı yapan resmi matbaanın (devlete ait resmi kurum olarak) kuruluş yılı 1727 görünüyor ve bu tarih matbaanın gelişi olarak kabul ediliyor fakat daha önceden kurulmuş ve çalışan matbaalar da varmış...

Hatta yine “Resmi matbaa” olarak İbrahim Müteferrika’nın kurduğu matbaadan yaklaşık 100 yıl önce IV Mehmet devrinde kurulmuş bir matbaa daha varmış ama orada yapılan birkaç hatalı basım yüzünden bu matbaa kapatılmış.

O zamanlar Osmanlı tebası olan Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar resmi matbaanın kuruluşundan çok önce de matbaa işlerini kendi özel matbaalarında yapıyorlarmış...

Buna göre; Yahudiler 1488’de, Ermeniler 1567’de ve Rumlar ise 1627’de kendilerine ait matbaaları kurmuşlar ve çeşitli eserler basmışlar... (Bunların bazı ilk basım örneklerini çeşitli müzelerde görebiliyoruz)

Günümüzde bile televizyon, özel kanallı radyolar ve internet gibi icatlar bize gelişmiş ülkelerden 10-20 hatta 50 yıl sonra gelmişken bundan 500 yıl önceki şartlarda Avrupa’dan matbaanın 30 yıllık bir gecikmeyle ülkemize girmesi çok büyük de bir fark sayılmamalı...

Zaten hangi yıl nasıl geldiği değil, ne kadar işe yarayıp halkı ne kadar bilgilendirip geliştirdiği düşünülürse şu andaki okuma alışkanlığı yüzdemizle bile yüzlerce yıl geri sayılırız ki o da apayrı bir konu...

Ama bu, matbaanın ülkemize geç gelmesi konusu ile ilgili öğrendiğim bilgi sayesinde bugünkü kültür ve bilgi seviyesinin matbaanın geç gelmesi ile ilgili değil de eğitim ve kültürel hareketin halk tarafından benimsenememiş olmasını göstermesi açısından bence önemli bir ayrıntıdır...