21 Nisan 2009

Piri Reis'in idamı ve bilinmeyenler...

İlkokula başlamaya bir yıl vardı, mahallede okula başlayan çocuklardan duyardım, gittikleri okulun adı Piri Reis İlkokulu’ydu... Piri Reis kimdir bilmezdim...

Sonradan büyüdüm okula gittim, derslerde öğrendim... Piri Reis neredeyse eksiksiz olarak dünyanın ilk haritalarını yapan “Osmanlı Büyükleri”ndendi... O zamanlar öğretilene göre “İlk dünya haritası”nı o yapmıştı.

Piri Reis büyük bir denizciydi ve daha denizyollarının tam olarak bilinmediği, uyduların, uçakların olmadığı bir devirde dünyayı hayretlere düşüren ayrıntılara sahip haritalar yapmıştı...

Evet, belki de dünyanın öbür taraflarında dolaşan denizcilerden (hatta Kristof Kolomb’un haritası da buna dahil) gelen haritaları bulup birleştirmiş ya da kendisi gibi bir denizci olan ve II. Bayezid’in emrinde bulunan amcası Kemal Reis’le birlikte denizlerde bulunduğu zaman (Osmanlı emrine girmeden önce Akdeniz’de korsanlık yapıyormuş) bir çok yeri kendi imkânlarınla haritalarına işlemiş olabilir...

Sonuçta öyle ya da böyle bir şekilde var olan bilgiyi tekrar yorumlayıp bir araya getirdi ve o ünlü haritalarını yaptı...

Sonra öğrendiklerimiz arttı, Piri Reis’in aynı zamanda büyük bir denizci olduğunu, Kızıldeniz ve Hint sularında görevli Osmanlı Donanması’nın amiralliğini yaptığını, Portekizlilerden Aden’i geri aldığını, Venediklileri pes ettirdiğini de öğrendim...

(Ki Piri Reis’in katıldığı bütün deniz savaşlarını ve görevlerini Kitab-ı Bahriye ismiyle kitaplaştırdığını da biliyoruz.)

Hepimiz az çok bu kadarını biliyoruz. Ama benim bilmediğim şey Piri Reis’in idam edilmesiydi... Okulda hiçbir öğretmenin ya da arkadaşımın bunu söylediğini duymadım... Yıllar evvel öğrendiğimde de şaşırmıştım ve nedeni öğrendiğimde de üzülmüştüm ama aklımın almadığı bir şeyler de vardı o zaman için, bir türlü çözemiyordum...

İşte şimdi Piri Reis’in idamına neden olan olayın ayrıntılarını öğrendim... Önce genellikle konuşulan ve benim ilk olarak duyduğum yanlış sebebi anlatayım sonra da gerçekten neden idam edildiğine geleceğim...

Piri Reis, emrindeki gemileri Basra Körfezi’ne götürürken ganimet yüklü üç gemi görmüş ve güya bunlara el koymak istemiş. Basra Valisi durumu öğrenince pay istemiş ama Piri Reis vermemiş ve hepsini kendisi almak istemiş...

Durum padişahın kulağına gidince devlet gemilere el koymuş ve Piri Reis Mısır’da hapis tutulup 1554 yılında da idam edilmiş... Genelde bilinip anlatılan bu...

Bu şekildeki bilgiler yüzeysel olup Piri Reis’i suçlu gibi göstermekte ama benim aklımın almadığı şeyi başkaları da araştırmış ve o dönemin olaylarını sıralamışlar.

Dikkatli bir şekilde nedenleri yeniden inceleyince ortaya başka bir sonuç çıkmış;

Padişahın iltifatlarını almış, donanmada amiral olmuş, Venediklileri dize getirmiş, İskenderiye’nin alınmasında büyük faydaları olmuş, Coğrafyacılığıyla isim yapmış, malı mülkü yerinde ve ailecek zengin olan biri... hele hele artık dünyadan el etek çekme zamanı sayılacak olan bir yaştayken (80-84 yaşlarındaymış) kalkıp da niye ganimet için emrinde bulunduğu (gücünü kuvvetini çok iyi bildiği) Osmanlı’yı karşısına alsın?

Mantıksız olan bir şeyler var değil mi...

Gelelim şimdi esas nedenlere...

Portekizliler o devirde denizcilikte en üstün güçlerden biri ve Akdeniz gibi diğer dünya denizlerinde de kimseye göz açtırmıyorlar, hele Osmanlı Donanması ile devamlı bir çatışma içindeler, Akdeniz, Afrika ve Hint Denizi Sahilleri’ni bir türlü paylaşamıyorlar...

Olaylar da böyle başlıyor...

Piri Reis 1551'de otuz gemisiyle birlikte görev alanı olan Hint Denizi’ndedir, Portekizlilerin burada yer yer sahiplendiği bölgeler var. Arabistan Yarımadası’ndaki Maskat bunlardan biri...

Piri Reis burada Portekizlilerin 70 gemisine karşı savaşıp galip gelmiş ve Hürmüz Kalesi’ne sığınan Portekizlileri kuşatma altına almış fakat sonradan bu kuşatmayı kaldırmış.

Kuşatmanın kaldırılması için de Portekizlilerden devlet adına haraç (vergi/hediye) almış... Piri Reis istese kaleyi zaptederek bütün Portekizlileri de esir alabilirmiş ama bir şekilde kendisine ulaşan haberler Hint Denizi’ndeki tüm Portekiz filolarının birleşerek üzerine geldiğini bildiriyormuş...

(Ünlü tarihçi Hammer da [Kâtip Çelebi’nin düzenlediği belgeleri de gözden geçirerek] Piri Reis Basra’ya geldiğinde “Portekiz Donanması’nın Acem Körfezi’ni kapatmak üzere olduğu” haberini aldığını doğrulamakta...)

Piri Reis orayı zaptetse bile sonradan elden çıkarmak ya da gereksiz yere savaşıp kayıp vermektense, devlet adına çıkar sağlayabilecek en mantıklı şeyi yapıp kuşatmayı “alacağı haraç karşılığı” kaldırmış...

Piri Reis, Portekizlilerden alıp devlet adına el koyduğu ganimet yüklü üç gemiyle oradan ayrılmış.

Sonradan bu ganimetten pay isteyen Kubad Paşa istediğini elde edemeyince, Piri Reis’i Mısır Valisi’ne “Portekizlilerden kendi adına rüşvet almış, o yüzden kaledeki kuşatmayı kaldırdı.” iftirasıyla şikâyet etmiş...

Piri Reis; devletin malı olarak kabul ettiği ganimeti Portekizlilerin yağmasından koruma amacıyla, donanmayı orada bırakıp sadece hazine yüklü gemilerle Mısır’a gitmiş.

Piri Reis strateji olarak doğru bir uygulama yapmış olsa da bu hareketi ile düşmanlarının eline koz vermiş de oluyordu. Çünkü dışarıdan bakıldığında amiral olarak donanmasını terkedip yanına da ganimet yüklü gemileri alıp kaçmış gibi görünüyordu...

Osmanlı Devleti’nin menfaatlerini düşünmemek ve emrindeki donanmayı kaderine terketmekle suçlandı. Oysa ki bu tecrübede ve konumda olan başarılarıyla isim yapmış büyük bir amiral’in haklı bir nedeni olmadan böyle davranması mümkün değildi...

Fakat daha önceden “Frenklere yardım ettiği için” Hürmüz Şehri’ni yağmalattıran Piri Reis ile Mısır Valisi arasında bir düşmanlık da vardır...

Zaten bu yüzden de Basra Valisi Portekizlilerden ganimeti kaçırıp saklamak isteyen Piri Reis’in isteğini geri çevirip mallara da el koymak istemiş... Piri Reis de gemileri yanına alıp Mısır’a gitmiş ve orada da Mısır Valisi tarafından tutuklattırılmış...

Tarihin bu sayfası, ne yazık ki hayatı boyunca Osmanlı’ya faydalı olmuş büyük bir komutanın; haksız suçlamalar, ithamlar ve iftiralarla boğuşarak haksız yere idamıyla son buluyor...

Bilinmeyen Osmanlı kitabının yazarı (Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu Üyeliği de yapmış olan) Tarihçi Ahmet Akgündüz de bu konuda;
“Piri Reis kendisine emanet edilen filonun hesabını padişaha vermek zorunda olduğunun idraki içindeydi. Kuvvetli ihtimale göre Piri Reis kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu.” diye yazmış...

(Konunun meraklıları için küçük bir ayrıntı notu: Piri Reis hakkında yapılmış özel bir site var, burada Piri Reis'in haritalarının Osmanlı arşivinde Alman Uzmanlar tarafından nasıl keşfedildiğiyle ilgili ayrıntılı bilgiler de bulunmakta...)

Hiç yorum yok: