25 Mayıs 2009

Bir Dinozorun Gezileri

Bu aralar işlerimin yoğunluğundan dolayı kendime ait bir şeyler yapıp da yazmaya fırsat bulamıyorum. İşte anca geceyarısından sonra belki bir film ya da yolda gidip gelirken bir kitap...

Bu aralar bu yüzden çokça seyrettiklerim ve okuduklarıma yer veriyorum, onlardan biri de Mina Urgan'ın Bir dinozorun gezileri....

Mîna Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları isimli kitabını daha çok sevmiştim... Çünkü onda cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki yaşamın heyecanı ve yeni cumhuriyetin idealist insanı her yönüyle gözlerimin önünde bir kez daha canlanmıştı... (ve yakın tarih içinde sol - sağ bölünmesinin okullarda öğretmenlere olan etkisini, sivil - polis siyasi çekişmesini vs. daha yakından görebilmiştim.)

“Bir Dinozorun Gezileri” ise biraz daha özel ve sanki anlatımı da diğer kitaba göre daha basit geldi...

Mina Urgan; II. Dünya Savaşı yıllarında gençken ve sonrasında bütün sular durulup dünya şöyle bir yavaş yavaş yerine oturduğu (ve kendisinin de yaşlandığı) zamanlarda da birçok yurtiçi ve yurtdışı gezisi yapmış.

Urgan, kitabında kimi zaman daha okuldayken öğretmenleri ile çıktığı yurtiçi gezilerden de bahsediyor, yaşlanınca gittiği dünyanın en uzak yerlerinden de...

Şuraya gittik şunu yedik, bilmem kimin yanında kaldık... Nasıl ki bizim ülkemizde şehirler değişti ve bozuldu diye şikâyet ediyorsak dünyanın diğer ülkelerinde de bu böyle işte Fransa ve Paris, işte Amerika ve San Francisco vs. dışında da kişisel değerlendirmelerden başka çok özel bir bilgi yok...

Tabii ki Mina Urgan gittiği yerlerde karşılaştığı olayları, yerleri, kendine zamanına ve bizim ülkemizin durumuna göre değerlendiriyor ama yaptığı bu değerlendirmeler kimi zaman neredeyse aynı yaştaki bütün turistlerin anlatabileceği şeyler...

Atatürk için halkla ilişkiler ve basın sözcülüğü gibi daha o zaman tanımsız olan bir görevi yerine getiren üvey babası Yazar Falih Rıfkı Atay’ın; Mina Urgan’ın bu yolculukları yapmaya cesaret etmesinde ne derece payı olabileceğini tahmin etmekle beraber Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda kuş uçmaz kervan geçmez yerlere gitmeyi istemesi yine de büyük cesaret ister...

Kitabı okuyarak; Avrupa ile Amerika’nın bazı büyük şehirlerinde de gelişen teknoloji ve ilerleyen zamanla birlikte şehirlerin güzelliğinin bozulduğunu birinci ağızdan dinlemiş oldum...

Güney kıyılarımızdaki köylülerin, yerleşim bölgelerinin çevresindeki tarihi kalıntılara o zaman da ilgisiz olduğunu, mavi yolculuğun çooook sonraları uydurulan bir şey olduğunu vs. öğrendim...

Bir dinozorun anılarını beğenmiştim ama ne yalan söyleyeyim Bir Dinozorun Gezileri’ni pek de beğenmedim... Okurken bazı yerleri eğlenceliydi ama sonuçta kitabı bitirince kalıcı bir etkisi olmadı...