06 Mayıs 2009

devlet ve sanat

Zaman zaman okuduğum kitaplardan buraya almayı unuttuğum şeyler olduğu gibi önemsiz gibi görünen bazı konuları da bilerek yazmıyorum. (Bazen yanlış anlaşılır düşüncesi, bazen gereksiz tartışmadan kaçınma isteği vs...)

Böyle ufak tefek şeyleri de yazmalı mıyım bilmiyorum ama yaşadığımız ülkeyi, kentleri, sokakları daha da güzel hale getirip sonra bu güzellikler içinde bir hayat geçirmek hem bizler hem bizden sonra burada yaşayacaklar için daha iyi olur diye düşünüyorum.

Bu da biraz estetik bakış açısına sahip olmakla geliştirilebilecek bir şey.

Resme bakmayan, heykel görmemiş, sinema tiyatro müzeye gitmemiş, dergi kitap okumayan, kendini yetiştirmeyen insan önüne koyulan malzeme için düşünmeye başladığı zaman ne kadar yaratıcı olabilir?

İşte, Bakırköy’deki (yeni) Adalet Sarayı Binası’nın mimari iticiliği ve çirkinliği buna en iyi örnektir... Hayatımda bu kadar kötü görünüşlü bir binaya daha rastlamadığım gibi dünyanın hiçbir yerinde de olabileceğini sanmıyorum... Allah ne içine ne dışına düşürmesin...

İnsanlara belirli bir yol göstermek için önce devlet, hükümet, okul, öğretmen ve aile örnek olmalı, özendirmeli...

Bakın ülkemizde, hem de neredeyse bundan 100 yıl önce ve hatta hatta tek partili yönetim zamanında bile sanatı sanatçıyı desteklemek adına nasıl bir şey yapılıyormuş...

Mina Urgan “Bir dinozorun gezileri.” isimli kitabında “Balıkesir’e, Abidin Dino’yu görmeye gittiğini...” yazmış, ben de oradan öğrendim... (Abidin Dino'nun yandaki resmi 1974'de Ara Güler tarafından çekilmiş.)

Cumhuriyetin ilk yıllarında, tek parti döneminde hükümet, ellerine geçinebilecek kadar para verip ressamları Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderiyormuş. Daha sonra da ressamlardan yaptıkları resimlerin bir kısmını devlet dairelerine asmak üzere satın alıyorlarmış...

Öyle bir yokluk döneminde böyle bir şeyin yapılmış olması çok ilginç...

Ama “hayatımızdaki diğer şeylerin” de güzel olup olmadığını anlayabilen bir bakış açısı geliştirebilmek için en önemli olan şeylerden birinin “sanatsal estetik anlayışa sahip insanlar yetiştirmek” olduğunu o zaman görmüşler ve bu şekilde de çalışmalar yapmışlar...

Eksiktir, yanlıştır, yetersizdir, sadece kendilerini destekleyenlere imkân tanımışlardır vs. orasını bilemiyorum (eğer öyleyse bu da uygulamayı yönetenlerin sorunu) mühim olan hayatın her aşamasında karşımıza çıkan devletin, kurumlarıyla fiziki olarak karşımıza çıktığı binalarının her türlü dizaynında daha estetik davranılması gerektiği...

Hayatımızın diğer yönleri gibi her şeyi özenle düzenleyebilmek için sanatsal bakış açısı kazanmak, estetik uygulamaları desteklemek (ve daha güzel bir dünya için daha güzel bir ülke yapılandırmak) için “bilinçli bir şekilde” yardım etmek... bizim gibi maddi imkânları sınırlı ülkeler için bir süre daha devlet tarafından sağlanmalı diye düşünüyorum...