21 Mayıs 2009

Idioterne (Idiots) [film]

Ünlü yönetmen Lars von Trier’in adını görünce film ilgimi çekti, buldum izledim ama sinema sanatı olarak pek bir şey vermediği için filmden pek de memnun kalmadım... (Hele hele bu yönetmenin daha önceden Dogville ve "Dancer in the dark" filmini yaptığını da düşünürsek hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.)

Yer yer bazı fikirler ve diyaloglar ilginç olsa da film deneysel sinema kategorisinin dışına çıkamadığı gibi tam olarak ait olduğu yere de yakışmamış.

Reklam ajansında çalışanından tutun da doktor olanına kadar (göreceli de olsa sıradan insanlardan daha kültürlü ve bilgili olduğunu düşünebileceğimiz) bir grup insan, bir çeşit “komün” yaşamı içinde büyük bahçeli bir evde kalmaktadırlar...

Felsefe olarak; artık, insanların modern yaşamda çok zeki davranıp kendilerini doğal tehlikelerden korumasına gerek kalmadığını, bu şekilde “akıllı” yaşamlar üzerine kurulan toplumların stres ve öğrenilmiş davranış kalıpları gibi diğer etkiler yüzünden mutluluktan uzaklaştığını savunmaktadırlar.

(Yine bu felsefeye göre herkes biraz da gerizekâlıdır ve en akıllı insanın bile içinde bir şekilde gerizekâlılık bulunmaktadır...)

Komünü oluşturan grup dışarıda normal insanlar arasına katılarak özürlü insanların mecburen içinde bulunduğu durumu taklit ederek kendilerinin de özürlü gibi algılanmasını sağlamaya çalışıyor ve ortaya çıkan karışıklıklarla da eğleniyor.

Yine bu şekilde gerizekâlı numarası yaptıkları lüks bir lokantada (ortalığı birbirine katıp bütün müşterileri rahatsız ettikleri bir anda) orada bulunan bir kadın, tamamen insani kaygılarla kendilerine ilgi gösterir ve onlara yardım etmek ister.

Daha sonra nasıl bir oyunun içine düştüğünü anlayan kadın grup üyelerinin niye böyle bir şey yapmak istediklerini anlamaya çalışır. Grup, yapmayı düşündüklerini, felsefelerini anlatır. Bunlardan etkilenen kadın tam olarak her şeyi ilk başlarda anlayamasa da artık grubun bir üyesi olmuştur ve onların “felsefi performanslarına” katılır...

(İşin içine ara sıra “Fiziki” performanslar da girdiği için düşünsel durumu “felsefi performanslarına” diyerek ayırmaya çalıştım. Yeri gelmişken söyleyeyim filmde tam anlamıyla cinsel ilişki durumunun “en ayrıntılı” görüntülerine varıncaya kadar pornografik öğeler de bulunmakta. Ailenizle ya da çocuklarla seyredilmesi doğru olmaz. Zaten filme 18 yaş sınırı koyulmuş. Bunu mutlaka gözönünde bulundurun.)

Komünün günlük yaşamı içinde yaptıkları, karşılaştıkları ve grup üyelerinin kendi aralarındaki kişisel ilişkiler yavaş yavaş belli bir sona doğru ilerlerken aralarına katılan kadın, kendi hayatını seyircinin gözleri önüne serer...

Filmdeki en etkileyici diyaloglardan birinde kadın “Burada çok mutluyum ve benim bu mutluluğu hakketmediğimi düşünüyorum, bu kadar mutlu olmamalıyım.” diyordu. (Filmin sonlarına doğru neden böyle düşündüğünü anlıyoruz.)

Film, dogma 95 akımını yansıtan bir yapım, bu yüzden doğal ışık, doğal görüntü elde etmek için sıradan bir el kamerası kullanılmış.

Bazı yerlerinde filmin içine grup üyeleriyle “filmin sonundaki olaylardan da sonra” yapıldığı düşünülen röportajlar montajlanmış, bu bölümler filmin yarı kurgusal bir belgesel gibi görünmesini sağlamış... Ama yine de gerçeklikten uzak olduğu her halinden anlaşılıyor...

Film, “Bu devrin kişisel fikirleri yayma yöntemleri”nin dışında yöntemlerin pek bir işe yaramayacağını, 30-40 yıl geride kalmış olan “Dünyadan kopup komün kurma” fikrinin günümüzde uygulanamayacağını da ortaya koyabildiği için ayrı bir ilginçliğe sahip...

Tabii ki bazen, yaşamak zorunda kaldığımız olaylar psikolojik olarak bizi etkilediğinde umulandan farklı davranmamızın da normal bir davranış biçimi olabileceğini açıklamaya çalışması da filmin bana göre ana mesajı olmuş...

Filmi başkalarına önerir miyim? Önermem...
Güzel mi? Değil...
Ben seyrettim ve beklediğimi bulamadım...

Ben sadece değişik bir konusu ve garip bir anlatımı olduğu için seyrettim.

Ve normal bir insan niye kendisini gerizekâlı gibi göstermeye çalışır, arkasında dayandığı felsefi mantık nedir diye merak ettiğim için sonuna kadar izledim... Genel havayı da yansıtabildiğime inanıyorum. Anlattıklarımdan yola çıkarak ilginç bir festival filmi diye düşünebilirsiniz ama bazı şeylerin eksik (belki de gereksiz yere fazla) olduğu filmi seyretmenizi önermiyorum...