21 Mayıs 2009

Muro [film]

Okullarda yarıyıl tatili dönemine denk getirilip Recep İvedik filmiyle aynı anda piyasaya verilen Muro'nun afişindeki Murat 124 sevimli görünüyordu. Resmen güzel bir pazarlama tekniğiyle o komikse bu da komiktir psikolojisi yarattılar ki ben de bunu yemiş bulunanlardanım :)

Ve bir de kendi salaklığımdan dolayı filmdeki başrol oyuncusunu eski televizyon dizisi “Ekmek teknesi”ndeki başka bir oyuncuya benzettim :)

Basit, sakin insancıl bir film olur ve bolca da dünyada bizlerden başka kimsenin anlamayacağı espriler vardır diye düşünüyordum... Ne yazık ki hiç de beklediğim gibi bir film çıkmadı...

Tek bölümünü bile izlemediğim başka bir televizyon dizisinin kahramanını alıp film çevirmişler. Bu yüzden gerçekten başrol karakterinin niye öyle biri olduğunu bile bilmiyorum.

Her şeyi bir kenara bırakıp filme geçeyim...

Hapisten çıkan ikili köyüne döner... (Niye hapise girmişler, ne olmuş ne bitmiş hepsi muallakta, kendiniz adamın siyasi söylemlerine bakarak olsa olsa siyasetten girmiştir diyebiliyorsunuz)

Öğrendiklerine göre kendileri hapisteyken köyün muhtarı bunları evlendirmiştir.
(Muro'nun arkadaşı para lazım olunca muhtardan istemiş, muhtar da bu parayı evliliklerine karşılık aldığı paradan göndermiş.)

Neyse uzatmayalım...

Oturma izni alabilmek için göstermelik evlilik yapan Rus kadınlarla evlendirilen ikili boşanabilmek için bu kadınları bulmaya İstanbul'a gelir.

Hayatlarında hiçbir yere gitmemiş gibi görünen ikilimiz her yere girip çıkmaya başlar... Kadınları aşağılayıcı görüntü ve konuşmalarla çok basit bir mantığa oturtulan uzun bölümlerden sonra geze dolaşa bir şekilde bu kadınların izini bulurlar...

Bu arada kendilerini para karşılığı evlendiren adam da kendi köylüleridir ve hatta hatta Muro'nun “dava uğruna” evlenmekten vazgeçtiği kadın da bu adamla evlidir.

Bunlar adamı bulurlar, adam bunları başından savmaya çalışır, türlü numaralar çevirir ve sonunda Muro adamın çalıştığı yeri basıp bunu vurur...

Neyse işte başka ayrıntılar da var ama fazla detaya girmeye gerek duyulmayacak kadar tahmin edilebilecek şeylerle dolu olan film böyle sürüp gidiyor...

“Türk sineması yeni bir sürü oyuncu kazansın, yeni bir sürü proje yapılsın ama böyle aklına gelen ilk projeyi de hemen uygulamaya koymasın.” dedirten bir yapım diyebileceğim film silahların patlamasıyla, kadın kalça bacak göbeğiyle ve en basiti de söylemek istediğini Kavuklu - Pişekâr tarzı ikili konuşmayla açıklayan mantığıyla “seyredilmese de olur” cinsindendi...

Bir iki yerinde küçük bir iki espri dışında hiçbir özelliği olmayan filmi, oyuncularının hayranı değilseniz seyretmeye değmez...