15 Mayıs 2009

sessiz müzik...

En güzel anlarımız başkalarıyla sevinçlerimizi, mutluluğumuzu paylaştığımız zamanlardır...

Mutluluklar, küçük güzel anlardan kaynaklanan minik sevinçler bir şekilde başkalarıyla paylaştıkça etkisini daha da arttırır...

Yaşarken yaptıklarımıza bir bakın...

Güzel bulduğumuz şeyleri yaşarken; hissettiklerimizi sevdiklerimizle paylaşarak onların da aynı şeyleri yaşamasını ve aynı şeyleri hissetmesini umarak mutlu olmasını bekleriz... Onlar mutlu olup sevinince bizler de daha fazla seviniriz...

Yemek yerken, film izlerken, müzik dinlerken eğer yalnızsak aklımıza çoğunlukla bir sevdiğimiz gelir ve “şu an o da burada olsaydı da görseydi ya da dinleseydi.” diye düşünürüz...

Bütün bunları anlatırken normal olarak karşımızdaki kişinin de paylaşabileceklerimizi bizim gibi duyması görmesi kısacası hissetmesi gerekir ama ya bunu yapamayacak kadar fiziksel kayıp problemi olanlar ne olacak?

Bu arada şunu da unutmamak gerekir ki;
Sağlıklıyken farkında olmadığımız ve bize sıradan görünen (duyma, görme, yürüme vs. gibi) fiziksel özelliklerimizin kıymetini kaybedince daha iyi anlarız... Hepsi aslında ne kadar da önemlidir ama günlük hayat içinde sahip olduğumuz bu hazinelerin farkına bile varmayız...

Ya sağlığını, doğal fiziksel yeteneklerini kaybedenler... Onlar kaybettikleri duyular için ne kadar üzülüyorlardır...

İşte bundan yola çıkarak ben de işitme engelliler için müzik yapma fikri geliştirdim...

Bir gün biri uygular mı, yapılır mı bilmiyorum ama mantıklı ve basit bir projeyle “müziğin kalbi” diyebileceğimiz ritm duygusunu ve basit sıralamaları eğer istersek işitme engellilere de gösterebiliriz...

Bunu nasıl yapabileceğimizi, daha doğrusu bu konu için aklıma gelen uygulamanın nasıl oluşturulacağını anlatayım:

Cep telefonlarında bulunan titreşim motorları benzeri birçok küçük motoru minik bantların içine koyuyoruz...

Bazı motorlar cep telefonundaki titreşimden daha güçlü olsun diye 4-5 farklı güçte titreşim yaratabilen motorcuklar olursa daha da iyi olur...

Bu motorlar ya yapıştırılır, bağlanır ya da giysiye monte edilir (diyelim bir eldivenle giyilen, ya da uçları cırtlı bantlarla kola bileğe vs takılabilen türde olsun).

Titreşim veren bu motorlardan her elde parmak uçlarında beşer, avuç içlerinde ve ayak tabanı altında birer tane, belde de iki üç adet olabilir. (Çeşitli denemelerle nerede kaç tane olacağı daha iyi anlaşılabilir tabii ki.)

Bilgisayar programında bir müzik parçası çalmaya başlarız...

Program, müziği oluşturan enstrümanların seslerini frekanslarına göre farklı elektriksel sinyallere dönüştürür...

Vücuda bağlanan minik titreşim motorcukları da bu elektrik sinyallerine göre kendisine verilen şiddette ve sürede titreşim üretir...

Duyma yetisi olmayan kişi de böylece müziğin “hiç değilse” nasıl bir şey olduğunu duyamasa da hissedebilir...

(Belki bu şekilde normal müzik parçaları iyi bir şekilde aktarılamaz ama o zaman da sadece bu sistem için özel parçalar yapılabilir...)