01 Haziran 2009

Bank job... [film]

Soygun filmi olur da plan proje, yakalanma korkusu, kaçıp kovalamaca olmaz mı? Haydi bakalım önce bunu seyredelim dedim...

Bütün seyirciler böyle filmleri beğenir, klasik bir kurgusu vardır ve film ona göre ilerler... Bakalım soygunu gerçekleştirebilecekler mi gerçekleştiremeyecekler mi? Kim ölecek kim kalacak vs... Kim bilir ne zekice şeyler yapacaklar falan...

Hani biz de zekiyizdir ya o yüzden burada gösterilecek her türlü zekâ gerektiren ayrıntıyı anlamaktan ve onları çözmekten zevk alırız, genelde de hem bunlar hem de tüm ayrıntılar kurgulanırken plana göre yapılan ince işler sırasında olabilecek aksilikler bizi heyecanlandırır değil mi? Siz öyle düşünüyor olabilirsiniz ve genelde soygun filmleri için bu geçerli olabilir ama eğer bir film gerçek bir soygundan bahsediyorsa o zaman daha basit şeylerle karşılaşmaya hazır olmanız gerekir...

Filmin gerçek olaylardan yola çıkarak yapılmış olması filmin mantık hatalarını ve kurgusundaki küçük eksiklikleri gözardı etmemizi sağlıyor tabii ki ama yapılması gerekenlerle yapılmaması gereken o kadar çok şey dikkat çekiyor ki “Dur bakalım sonuna kadar bir anlatsın da o zaman düşünürüz...” diyerek filmin tamamını seyretmekten başka çaremiz kalmıyor...

Alelacele alınmış bir soygun kararı, neredeyse hiç ince planlar yapılmadan kös kös bir bankayı soymaya gitmek orada oluşabilecek aksaklıkları hiç öncesinde düşünmemek vs. olmayacak şeyler gibi geliyor insana ama demek ki gerçek hayatta soygunlar pek de filmlerdeki gibi inceden inceye düşünülmüyormuş...

Soyguna girişilip kahramanlarımız hemen harekete geçince olaylar ilerlemektedir ama soygun fikrini ve yerini gösteren geçmişten gelip birden ortaya çıkan kızın başka şeyler de bildiğinin ortaya çıkması pek de zaman almıyor.

Durum böyle olunca yapılan planlar değişir, ona göre yeni bir düzen kurulur ve yeni plana göre film akmaya devam eder...

Yer yer “bankanın hemen yanındaki dükkanı kiralayıp istedikleri anda inşaata girişmeleri...” gibi inandırıcılığı olmayan sahneler ile “hadi canım sen de” dedirten basitlikteki başka ayrıntılar filmin konu olarak gerçek bir olayı anlatıyor olmasından şüphe etmeme neden oluyor. (en azından soygunun gerçekleştirilme şeklinden.)

Film aslında bir soygun filmi gibi görünen ama aslında arka planda İngiliz “polis, mafya, bürokrat.” üçgeninin 70’lerdeki durumunu göstermeye çalışan basit bir yapım... İnsanlar niye bu kadar abartmışlar anlayabilmiş değilim. Böyle yüzlerce film her akşam televizyonlarda oynuyor, filmi özel yapan hiçbir şey yok gibi... Hep aynı olaylar, aynı kirli ilişkiler ve bunların içinden sıyrılmaya çalışan belli tipler...

Ve tabii ki her Hollywood filminde olduğu gibi bu filmde de gerçek iyi niyetli polisler işleri yoluna koyarak adaleti(!) temin ediyorlar.

Filmin içinde politik şantaj unsuru olarak kullanıldığı gösterilen açık saçık fotoğrafların çekildiği anı seyirciye birebir göstermeleri ne kadar gereksiz olmuşsa, bürokratların başka alemlerde kadınlarla oynaştığı sahneleri tüm açıklığıyla vermeleri de bir o kadar gereksiz olmuş...

Bu gereksiz pornografik sahneler yüzünden filmi çocuklarınızla seyretmeyi unutun...

Sonuç olarak;
Tamam, doğallığıyla değişik bir soygun filmi olmuş fakat soygunu verelim ama başka şeyleri de açıklayalım derken ayrıntılar fazla işlenmemiş. Buna rağmen silahlı biri saldırırken kendini savunacak bir şey bulamayan kahramanımızın duvardan tekmeyle tuğla söküp silahlı adama atması gibi gereksiz ayrıntılarla filmi süslemeye çalışmışlar...

Bulursanız seyredebilirsiniz ama izlemezseniz de pek bir şey kaybetmiş sayılmazsınız... Eh! İşte...