22 Haziran 2009

filmin kahramanına sorun :)

Eveeet.... yine zor bir yazı olacak... nasıl anlatırım nasıl açıklarım bilemiyorum... [yine bir buluş yaptım da :)]

Kendi mantık sistemime uygun bir şekilde tek tek açılımları yapıp sonra da konuyu toparlamak üzere yazmaya başlıyorum;

İlgisi olan olmayan mutlaka gazetede dergide ya da televizyonda görmüştür; İnsanların kafasına (dışarıdan) kablolara bağlı küçük elektrotlarla minik bir alıcı-verici elektronik parça yerleştiriliyor...

Bu alıcı verici elektrotlar beyinde düşünce ya da davranışla açığa çıkan elektromanyetik dalgaları alıp (bilgisayar ya da benzeri) başka bir alete göndererek orada işlenip yorumlanmasını sağlıyor...

Yani; kızdığımız zaman beyin belli bir sinyal üretiyor, sevindiğimiz zaman başka bir sinyal, gülünce başka, ağlayınca başka...

Ve bu alete bağlıyken sonuçların işlendiği sistemdeki verilere bakıp o kişinin beyin dalgalarına göre o anda ne tür bir eylemde ya da davranışta bulunduğu anlaşılabiliyor...

Bunu araştırıp çalışmalarını tüm dünyayla paylaşan bilimadamlarının amacı her ne kadar farklı olsa da bilgisayar teknolojilerini tüketici elektroniğine taşıyan gruplar tarafından konu ilgiyle karşılandı...

İlk uygulamalar da sırayla birbiri ardına duyuruldu...

Başınıza taktığınız (tenisçilerin taktığı ter bantı tarzında) bir aparat içindeki alıcılar sayesinde, bakışlarınızla bilgisayarın mausunu kullanıyormuşsunuz gibi imleci hareket ettirebiliyor, ekrana bakıp düşündükçe yazı yazabiliyor hatta resim çizebiliyorsunuz...

Çok basit gibi görünmesine karşın çok karışık bir sistem... Fakat uygulamaya koyulduğunda çok acayip bilimkurgu filmi gibi sahneler yaşayacağınız için bir o kadar da ilginç bir alan...

Şimdi bu konuda gelinen yer, bilgisayardan başımıza herhangi bir şey bağlamadan doğrudan bize yöneltilmiş algılayıcıların yine aynı şekilde beyin dalgalarımızı ölçüp belli komutlarımızı algılaması olarak belirtiliyor...

Yani bu konuyu biraz daha geliştirdiğimizde şu aşamada yani bugünkü teknoloji ile bilgisayar üzerinde sadece düşünce gücü ile birkaç düğmeye basarak bilgisayarın çeşitli işlemler yapmasını sağlayabiliyoruz...

Bu sistemin özellikle eğlence dünyası için kullanılıp geliştirilmesine çalışıldığı günümüzde sistem daha çok ilkel gibi olsa da yine de bazı şeyler çok ilginç hale getirilebilir...

Tüm bu bilgiler ışığı altında ben de “Sistemi kullanım alanı olarak nasıl geliştirebiliriz? diye düşünürken aklıma değişik bir şey geldi... Ve eminim diğer bulduğum şeyler gibi 3-4 ya bilemedin 10 yıl içinde bu da yapılacaktır...

Sistemin nasıl çalıştığını tarif ettikten sonra (milyonlarca yerde farklı şekilde kullanılabileceği gibi) gelelim benim bulduğum kullanım alanına;

Sistemin entegre edildiği bir bilgisayar ya da dvd oynatıcı yaptığımızı düşünelim...

Yani elimizde bir film gösterici sistem var ve yukarıda bahsettiğim özel sistemi de bununla birleştiriyoruz...

Buna göre film gösterimi yapan sistem artık bizim beyin dalgalarımız hareketlendiği zaman duyarlı hale gelmiş olacak...

Bu sisteme uygun şekilde yapılan dvd filmin içinde de filmin görüntüsü ve ses kanalı olduğu gibi arka planda sessiz işleyen üçüncü bir kanalda özel bir ses kanalı daha olacak... Ama bu üçünçü kanal özel ses sistemi sadece filmin belli başlı özel yerlerinde konuşmalar içerecek... Biz bir şey sorduğumuzda oluşan sinyalin frekansı açığa çıktığında makine bunu okuyacak ve o özel arka planda işleyen üçüncü kanalda uygun yerde bunu algılayınca makinede devreye sokulacak...

Biraz karışık gibi görünüyor ama çok basit bir örnekle durumu biraz daha kolay anlaşılır hale getirmek istiyorum;

Eve gittim, bilgisayar ya da dvd player’a özel üretilmiş dvd filmi taktım. Başladım seyretmeye... Bir dedektif katilin peşine düştü sokaklarda geziyor... Takip ettiği adam çıkmaz sokağın birindeki yangın merdiveninin oralarda bir yerde gözden kayboldu...

İşte o anda ben de kendimi kaptırmış dedektifle birlikte heyecanla olayı izlerken aklımdan şöyle bir şey geçiyor “Adam nereye saklandı acaba?”

Ben bunu düşününce beynim belli bir frekans yayıyor...

Makine bunu algılıyor...

Ve (görüntüyle normal sesin dışındaki özel ses kanalında olan) ses kaydını devreye sokuyor...

Örnek olarak dedektifin fısıltıyla konuşarak benim soruma karşılık “Ben de bilmiyorum, bakacağız şimdi.” dediğini düşünün...

Hatta isterseniz filmin her yerini bu gizli seslerle doldurup durun, siz sorun “Katil kim?” adam “Bilmiyorum yakında öğreniriz.” desin mesela... Hani ne sorduğunuzu bilmesi şu andaki teknolojiyle mümkün değil ama oraya uygun olarak seyircinin ne sorabileceği tahmin edilip bir sürü uygun şey kaydedilir, sinyali alınca da bu kayıt devreye sokulur...

Bu özel ses kanalı da arkadan filmle aynı anda kendi ses kanalı gibi akıyor ama ses dışarı verilmiyor. Sadece biz bir şey sorduğumuzda algılanan beyin dalgası o kanalı o anda bulunduğu dakikaya göre aktif hale getiriyor...

Bütün olay bu...
Bu da şu andaki teknolojiyle yapılabilir bir şey ama sanırım ilk ben buldum :)

Daha ileride üç boyutlu görüntülü halogram yansıtıcı tv’lerde karşınızdaki hayali kişiyle bu şekilde uzun bir muhabbete bile girebiliriz diye düşünüyorum ama bunlar kaç yıl sonra olur biz görür müyüz orasını bilemem...