22 Haziran 2009

karışmayın siz ben yine de koşacağım :)


15 gün önce bilgisayarım sabah açıldığında her şey normalken birden bir kilitlenme oldu ve yeniden başlattığımda masaüstünde birbuçuk yıldır duran hiçbir dosyanın yerinde durmadığını farkettim...

Tabii önce inanamadım ve bunun geçici bir durum olduğunu düşündüm ama nafile...

1990’dan beri Apple Mac kullanan deneyimli biri olarak aklıma gelen her şeyi denememe ve iki gün bu konu üzerine çalışmama rağmen kaybolan işlerin hiçbirine ulaşamadım...

On gün geceli gündüzlü uğraşılarak yapılmış iki bitmiş dergi, bir çetrefilli ve çok oyuncaklı el oyalayan çizgiromanlı yaz tatili oyun kitabı, bir roman vs. aklıma ilk gelenler...

Bilgisayarımda sistem ve programlar hariç her şey kayboldu ve ne bilgi işlem uzmanları, ne internet kullanıcı gruplarının forum sayfaları ne de dışarıdan teknis servis sağlayan yetkili kurum çalışanları bir çözüm bulabildiler...

İki günü geride bıraktığımda; en son ümitlerimi de kaybettim ve durumu kabullenerek bütün her şeyi baştan yapmaya başladım... (ki bu ay karelidefter'e bu kadar az yazmak zorunda kalmamın ana sebebi de bu...)

Arkadaşlarımdan biri “Çok zor olmalı, çok kötü bir şey...” dediği zaman “Valla, oturup ağlasam bile kendime gelemem, bütün her şeyi düşündüğümde nedense şöyle doya doya hırsla hiç durmadan koşmak istiyorum.” dedim...

(Bunu dedikten sonra kendim de şaşırdım ama gerçekten o anda öyle hissediyordum.)

Neyse gece gündüz, Cumartesi Pazar vs. geldim çalıştım dergileri yeniden yaptım yetiştirdim... Aradan birkaç gün geçti ve başka bir arkadaşımla tamamen bambaşka bir konu üzerine konuşurken arkadaşım şehirdeki yaşamın ne kadar stresle dolduğundan bahsetmeye başladı;

“............

Eskiden insanlar doğayla içiçe, gerçek vahşi hayatın tam ortasında yaşadıkları zaman diyelim bir Mamut’la karşılaştı ve onunla savaşıyor...

O zaman da vücut hormonları fiziki durumda o insana destek olsun diye acıyı hissetmesin ya da daha hızlı koşabilsin diye fazladan salgılanmaya başlıyor, adrenalin vs. gibi...

Ama o adam, ya o hayvanla çarpışıyor ya da tehlikeden kurtulmak için hiç durmadan koşuyor ve kaslarıyla bir güç harcıyor. Biriken o stresi oluşturan hormonları vücut kullanıp dışarı atıyor.

Günümüzde böyle mi?

Günlük hayatın içinde her şeye kızıp sinirlenip stres yapıyoruz ve vücudumuz yine aynı o ilkel zamanlardaki hormonları salgılıyor ama bu sefer biz ya işyerinde masamızda ya da trafikte direksiyon başında oturuyor oluyoruz....

Haliyle bu durumda da fiziksel hareket olmayınca o stres hormonları vücut tarafından atılamıyor...

...........................”

İşte arkadaşım bunları anlatırken benim kafada da “Çlingk!” diye bir şey oldu ve bir hafta önce kendi söylediklerimi hatırladım;

“Valla, oturup ağlasam bile kendime gelemem, bütün her şeyi düşündüğümde nedense şöyle doya doya hırsla hiç durmadan koşmak istiyorum.”

O stres yüklenmesi demek ki gerçekten vücudu koşmaya programlıyormuş :) ve ben de o yüzden acayip bir koşma isteği oluşmuş...