01 Haziran 2009

Lars and the real girl [film]

Bu filmden çok ümitliydim ama ne yazık ki film beklentilerimi karşılamadı...

Her şeyden önce filmin temposu böyle bir konu için daha fazla ayrıntıya sahip olup daha esprili daha hızlı akabilirdi...

Neyse...

Ben hemen konuya gireyim...

Lars yaşı başı yerinde, iyi kötü bir işi olan, çekingen “bekâr” bir gençtir...

Abisi ve yengesinin sorunsuz bir evliliği vardır ve yengesi hamile kalmıştır...

Lars’ın annesi ve babası daha önceden ölmüşler, Lars tekbaşına yaşarken abisi olaylar sonrasında kardeşinin yanına gelmiş, evlenmiş ve esas evde oturmaya başlamıştır... Lars ise evi abisine bırakınca evin yanında aynı bahçedeki garajdan bozma evde tekbaşına yaşamaktadır...

Yengesi, Lars’ı düşünüp onun da evlenmesini, arkadaş gruplarına katılmasını, biraz daha hareketli bir yaşam sürmesini istemektedir çünkü Lars bir akşam yemeğine ya da kahvaltıya gelmeyi istemeyecek kadar tekbaşına yaşamaktadır...

Yengesi her fırsatta Lars’ı yemeğe ya da eve oturmaya çağırır ama Lars bütün ısrarlara rağmen yine de hiçbir yere gitmemektedir...

Birgün bu “zorla” daveti kabul eder ve yemeğe katılır. Biraz muhabbet ederler yine laf döner dolaşır “Lars’ın kendisine birini bulması”na gelir... (Abisi Lars'ı bu konuda pek sıkıştırmıyor kendi hayatıyla uğraşıyor, eşinle, işinle vs. ilgileniyor ama yengesi konuya çok takmış vaziyettedir...)

Daha sonra Lars’ı işyerinde (küçük, basit ama sevimli bir yer) görürüz, orada da bir kız kendisine yaklaşmaya çalışmakta, kendisine küçük numaralar yapmaktadır ama Lars bunları görmemezlikten gelmektedir...

Lars’ın bundan sonra işyerindeki ve kasabadaki diğer insanlarla ufak tefek ilişkilerini görürüz film böyle devam eder...

Veeeee... filmin en can alıcı yerine yani konunun kırılma noktası olan bölümüne geliriz...

Lars, yengesinin istediği gibi bir kız arkadaş bulmuştur ve bu akşam kız arkadaşını yemeğe getirip tanıştıracaktır...

Sonraki sahnede ise Lars’ın abisiyle yengesini ağızları kapalı vegerçekten ne yapabileceklerini bilemeden şok olmuş vaziyette otururlarken görürüz.

Çünkü Lars, kız arkadaşım diye kendilerine tanıştırmak için sex shoplarda satılan bir “Plastik kız”ı (şişme kadın) giydirip getirmiştir...

Lars’ın abisi ve yengesi, durumu tartışmaya başlayıp Lars için karar vermeye çalışırlar “Lars gerçek bir akıl hastası mı olmuştur?”

İşte konu böyle ilerleyip gidiyor... Bakalım Lars gerçekten bir akıl hastası mı, küçük bir psikolojik bunalım mı yaşıyor yoksa herkesi kandırmaya mı çalışıyor?

Sonuç olarak...

Beklentileri karşılamayan biraz fazla zorlamalı “geçmiş zaman romantizminin modernize edilmiş hali”ni izlemekten sıkılmayacağınızı düşünüyorsanız fazla bir şey beklemeden ağır ağır tane tane sahne sahne ilerleyen filmi izleyebilirsiniz.

fazla üstüne düşmeyin ama tvde oynarsa ve ağır tempolu filmden sıkılmazsanız seyredebilirsiniz... İzlemezseniz de bir şey kaybetmezsiniz...

Yalnız bütün kasabanın bu anlamsız aşka onay verip Lars’ın şişme kadın’la gerçek bir insan gibi yaşamasını anlayışla karşılamasının altındaki minik ayrıntıları görüp biraz düşünmek isterseniz filmi izler;

Aile doktorunun Lars’la yaptığı terapi seanslarından bir şeyler çıkarabilir ve işyerinde Lars’ın kız arkadaşının oyuncak ayısına suni teneffüs yaptığı harika sahneyi de görebilirsiniz...