14 Temmuz 2009

4 luni, 3 saptamâni si 2 zile [film]

Bu aralar evde kimse yok o yüzden her gün en az bir film izleme fırsatım oluyor :) (15 gün boyunca biraz fazla film yazısı olacak ama merak etmeyin yine her şey normale dönecek, şimdiden kusuruma bakmayın diyorum...)

Seyrettiğim her filmi karelidefter’e yazarsam hem kendim çok vakit kaybederim hem de okuyucular sıkılır, hiç yazmasam da olmaz diye düşünüyorum.

Bu yüzden de bu arada seyrettiğim filmler için yazacaklarımı biraz daha kısa tutmaya çalışacağım...

Gelelim filme:

4 luni, 3 saptamâni si 2 zile; 4 ay, 3 hafta, 2 gün anlamına geliyor.

Aslında filmin konusunu anlatmamak gerekiyor.

Çünkü ilk yarım saat; konu nereye varacak, bunlar neyin peşinde, ne yapmaya çalışıyorlar diye düşünürken yavaş yavaş olay ortaya çıkıyor. Anlıyoruz ki kızlardan biri hamile ve diğeri de arkadaşına kürtaj olabilmesi için yardım etmeye çalışıyor... (anlatmamak gerekiyor dedim ama filmi seyredecek olanların izleme keyfini etkileyecek şekilde bir şey yazmayacağım gibi böyle açıklamalar da yapmak lazım çünkü ben bu kadarcığını bile bilseydim izlemekten vazgeçerdim.)

Film Romanya’da bir yurtta başlıyor, aynı odada kalan iki “kader ortağı” kız arkadaş her şeylerini paylaşmaktadır. Ve halletmeleri gereken bir problem vardır.

Önce bir otel odası ayarlamaya çalışıyorlar, daha sonra kürtajı yapacak olan kişiyle buluşup onu otele götürmek gerekiyor.

Bunları yaparak arkadaşının “sorununu” çözmeye yardımcı olan kız bir yandan da kendi erkek arkadaşının annesinin doğum gününe davetlidir. Ve ikisini bir arada aynı günde aynı saatte halletmek biraz zor olacaktır...

Film aslında ön planda üniversiteli bir genç kızın hamileliğini sonlandırırken nelerle karşılaştığını gösterirken bir yanda da Romanya’da yakın tarihteki sosyal değişimi gözler önüne seriyor...

Herkes her türlü malı alıp satıyor, yurtta parfüm, sabun, çikolata; otelde sigara satanlar, otobüse biletsiz binip ancak mecbur kalınca bilet basanlar, her tarafta ülkeyi kuşatmış olan ’70 model Renault arabalar (belki de taklidi olan Dacia?)...

Bir tarafta bozuk ve karanlık yollar diğer tarafta hâlâ Ruslardan kalan gelenekle baskıcı devlet sistemi anlayışını devam ettiren yaşlı nesil polis ya da görevliler...

Düğünlerde çıkan kavgalar, her işin halledilmesinde nüfus cüzdanınızı yanınızda bulundurmak zorunda olmanız, kabına sığmayan gençlerin kendi ülkelerine uymayan Avrupai yaşam tarzına özenmeleri gibi birçok ayrıntı filmin arka planında hiç durmadan akıp gidiyor...

Değişen Romanya yeni nesli takip etmekte zorlanırken hayat yine de kendi bildiği gibi tüm değişenleriyle yola devam edecektir ama bu da kuşak çatışmasını kültürel çatışmaya dönüştürecektir...

Film çok konuşmalı ve insanların karakterini ayrıştırmamıza yarayacak kadar da çok çeşitli... Bu filme ayrı bir renk ayrı bir gerçeklik katmış. Bütün oyuncular çok ama çok doğallar. Sanki film çekilmemiş de belgesel olarak serbest çekilen görüntüleri sonradan montajlamışlar...

Film kesinlikle çocuklara göre değil, hem açık, hem ahlaken uygun olmayan öğeler içerdiği gibi bütün insanların kanını donduracak bir iki sahne de mevcut. (bunları okuyup da aman bulup seyredeyim demeyin.)

Konu o kadar dar bir alandaki insana özel bir konu ki küçüklere uygun değil, büyükler zaten bunları biliyor... Eh geriye sadece belli bir dönemi geçiren ve cinsel özgürlüğü olan gençler kalıyor o da bizde yok... ama serbest cinselliğin bir yerden sonra bireysel olarak dikkatli davranılmayınca insanın başına ne gibi işler açtığını o insanın bütün psikolojisiyle yansıtmışlar.

Tabii ki diğer kızın yapmak zorunda kaldığı fedakârlıklardan bahsetmiyorum bile...

Bir dönemde izlenen politikanın yol açtığı zorunlu uygulamalar yüzünden insanların ölümü göze alarak bu tipteki özel durumlarını otel odalarında kaçak yollarla halletmeye çalışmaları Romanya’nın geçtiği yolları da gösterebilmesi bakımından değişik ve yapılması zor bir film.

Bizi hiç alakamız ilgimiz olmadığı halde; o iki kızın yaşadıklarının içine çekip onların düşündüklerini ve hissettiklerini anlatabilmesi açısından “sinema” olarak oldukça başarılı bir film... ama zevkle seyredip “yahu ne filmdi ama mutlaka herkes seyretmeli” denilecek kadar da güzel (ve ilgi çeken konulu) bir film değildi.

Bayanların daha çok şey bulacağını düşündüğüm bu filmi seyretseniz de olur seyretmesiniz de

Ama bazı özel durumları anlatan böyle bir filmde bahsedilen konu gençleri özellikle ilgilendirmeli diye düşünüyorum.

Yaşınız 17-25 arasıysa öğrenecek çok şeyiniz var demektir ve bu film de onlardan birini anlatıyor... Biraz sıkılabilirsiniz ama başka bir ülkenin sosyal yapısına bir pencere açıp eski kuşakla yeni kuşak arasındaki anlayış farklılıklarının bütün dünyada yaşandığını gösteren filmden çok şey öğrenmeniz de mümkün...

Filmin merkezinde yer alan ana konuyu ise (hem psikolojik hem sosyolojik olarak inceleyip) yanlışlara düşmemeye çalışmak için gençlerin özellikle seyretmesi gerektigini düşünüyorum.

Sonuç olarak televizyonda oynatılabilecek bir film değil, sinemada sıkıntı basar, seyredecek hiçbir şey bulamıyorsanız ve elinizin altında da duruyorsa seyredilebilir. Yoksa olağanüstü (Altın Palmiye ödüllü olmasının dışında) bir şey yok...