08 Temmuz 2009

bir "Rüya"nın izinde...


Jules Verne, çocukluğumdan beri çok sevdiğim, bütün kitaplarını elime alır almaz sonuna kadar okuyup bitirdiğim mükemmel bir yazardır...

Bilimkurgu türünün ilk ışıklarını da yakan yazar “Ay'a seyahat” isimli kitabını 1865'te yazmış (yıla dikkat edelim). Tüm kitapları gibi Jules Verne'nin bu eseri de olağanüstü bir anlatım ve kurguya (ve tabii ki yine çok büyük bir hayalgücüne) sahiptir.

İnsanoğlu var olduğundan beri hakkında masallar öyküler anlatılan Ay her zaman bir sır olup gizemini korumuş.

O güne kadar Ay hakkında anlatılan bilgileri toplayıp romanında bunları işleyen Jules Verne, olayı bir adım öteye götürüp oraya nasıl gidilebileceği hakkında kafayı o kadar yormuş ki;

Daha sonradan bilimadamları gerçekten Ay'a gitmek için (aradan YÜZYIL geçmiş olmasına rağmen) neredeyse sadece yazılanları uygulamış :)

Jules Verne'e göre bu yolculuğu yapmak için üç adam, Florida'nın Tampa bölgesindeki uçuş merkezinde 274 metrelik demir bir topla atılan Alüminyum merminin içine biniyorlardı... (ve geri dönüşlerinde iniş noktaları okyanus'tu)

Romanın yazılmasından YÜZYIL sonra;

NASA, Florida'da Tampa'ya 150 km. uzaklıkta (yakınlıkta:)) bulunan Cape Canaveral Uzay Üssü'nde Satürn V isimli uzay gemisiyle (Titanyum'dan yapılan roket 110 m. uzunluğundaymış) üç astronotu bu yolculuk için hazırlıyordu :)

...................................

Evet, Jules Verne'nin birçok eseri çağına göre çok ileride gerçekleşecek şeylerden (nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar gibi ) bahsediyordu.

Yazarın daha önceden işlediği konular içinde günümüz dünyasında gerçekleşmiş olanları bulup bunları tek tek inceleyebiliriz ama bu apayrı bir araştırma konusu olurdu.

Jules Verne bilimi yakından takip ederek o konuyla ilgili kitapları okuyan ve araştıran biriymiş. İşte bu yönüyle de hayalgücünü sağlam temellere dayandırıyormuş.

.................................

Şimdi...

Jules Verne'den bahsettik...

Yüzyıl sonra gerçekleşen bilimsel gelişmelerin
yazarın yazdıklarıyla büyük uyum içinde olduğundan bahsettik...

Jules Verne'nin bilimle ilgili kitaplara olan merakından ve araştırma tutkusundan bahsettik...

..................................

Gelelim... daha doğrusu gidelim 1634'e... (lütfen yine tarihe dikkat edelim, neredeyse günümüzden 400, Jules Verne'nin “Ay'a seyahat” romanından 200 yıl önce.)

Yazarı öldükten sonra basılan bir kitap var!

Annesinin doğaüstü güçlerden (iyi kalpli cinlerden) aldığı yardımla Ay'a giden bir çocuktan bahseden bu kitap “Somnium” (Düş/Rüya) ve yazarı da hemen hemen herkesin bildiği en azından okulda bir kez olsun adını duymuş olduğu büyük bilimadamı Johannes Kepler...

Bilim, edebiyatla buluşup sınırlarını genişleterek “Bilimkurgu”ya dönüşünce gerçek dünya bunu mutlaka işleme arzusu içinde oluyor :) umarım gerçek dünyada sadece iyi olan hayaller yer alır...