27 Temmuz 2009

dengeyi koruma üzerine dengesiz bir yazı :)


Yine zor bir şeyi anlatmaya çalışacağım...

Daha en baştan gözünüzü korkutmak istemem ama çok uzun ve anlaşılması zor bir yazı olacak gibi şimdiden uyarıyorum :)

Niyetim sabrınızı zorlamak değil ama fazla teknik konulara girmeden karşılıklı muhabbet ediyormuş gibi anlatmaya kalkınca da bazen yazılar böyle çok uzun olabiliyor.

Kusuruma bakmayın artık... Okumak için kararlıysanız buyurun başlıyorum...

Anlatacağım konu çok olağanüstü bir şey mi? Hayır.
Büyük bir buluş mu? Hayır.
Yazı uzun mu? Evet.
Pekiiii ilginç mi? Bak ona bir şey diyemem benim için ilginç :)
iyi miyim? Belki.
Deli miyim? Belki :)
Dahi? Asla!

Kendi kendime düşünürken buldum ve denedim aynen de düşündüğüm gibi oldu. Sonucuna biraz şaşırdım ve tam olarak “biyolojik nedenselliğini” açıklayamadım...

Tamam siteye artık konuyla ilgili resim de ekliyorum ama inanın anlatacağım şeyi değil resim koyarak, videosunu kendim çekip göndersem bile; bir de oynayan videoyu durdurup durdurup ayrıca yine üzerinde açıklama yapmam gerekirdi. :)

Daha önceden böyle bir şeye dikkat eden, üzerinde çalışan ya da araştırma yapan olduğunu sanmıyorum. (belki benzer şeyler vardır da "bire bir" aynı şeyi aynı konu üzerine düşünüp araştıran var mı bulamadım...)

Evet zaten uzun bir yazı olacak gibi o yüzden hemen mevzuya geçiyorum.

Şimdi efendim, herkes bilir; taaa çocukluğumuzda öğrendiğimiz bir şey vardır. Elleri kolları açıp olduğumuz yerde dönmeye başladıktan bir süre sonra başımız da dönmeye başlar :) ama bu baş dönmesini gidermek için döndüğümüz yönün tersine dönersek başımızın dönmesi geçer... (tabiri caizse kafamız yerine oturur:))

Küçük bir çocuğu alıp da eğlence olsun diye kollarından tutarak kendi çevrenizde atlı karınca gibi döndürdükten sonra yere bırakırsanız çocuk biraz sendeler ve dengesini bulmaya çalışır:)

“Dur eski haline getireyim seni :)” diyerek alıp bu sefer de ters yönde döndürürsünüz ve gerçekten de çocuğun dengesi tekrar yerine gelir :)

Buraya kadar anlatması kolaydı :) şimdi biraz teknik konuya geçeyim ondan sonra da anlatmak istediğim şeye geçeceğim...

Beynimiz, sahip olduğumuz fiziksel yapıyı her türlü tehlikeden korumak için bir sürü etki tepki zinciri içeren sinirsel sistem tertibatları kurmuştur. (bu sistemlerin arızalanması sonucu ortaya çıkan hastalıkları konumuzun dışında tutuyorum.)

Deride aşırı ısınma uyarısına karşı “Hop! Yanıyorsun elini çek!” başını döndüren bir şeyler yiyip de zehirlenmeyle ilgili bir tehlike oluşmasına karşı “Miğden bulanıyor kus!” gibi fiziki otokontrol mekanizmaları olduğunu hepimiz biliriz...

Yaptıklarımıza (ya da farkında olmadan gerçekleşen şeylere) karşı vücut bir tepki oluşturur. Ki bunlar da “fiziksel varlığı korumak için” canlı hayatın başlangıcından itibaren oluşturulmuş ve canlıdan canlıya değişiklik gösteren bir sürü savunma mekanizmasıdır...

Ve işte bunlardan biri olan “göz - içkulak sıvısı - beyin-(tam olarak bilinemeyen diğer etkenler)” birlikteliğinin oluşturduğu bir sistem de vücudun fiziksel dengesiyle ilgili bir mekanizmayı çalıştırır...

Bu sistem;
Düşmeden ayakta durmamızı, yürümemizi, bir yerlere uzanırken dengemizi kaybetmememizi sağlayan hareketler gibi fiziki denge gerektiren şartlarda (dar bir şeyin üzerinde yürüme gibi) yönümüzü kaybetmememizi sağlamak (vücudun bulunduğu pozisyona göre alt, üst, sol, sağ) için bir sürü hareketi ölçümleyip “fiziki dengemizi” zihnimize oturtur...

Evet işte bu yüzdendir ki kendi efrafımızda dönmeye başladığımızda iç kulak sıvısı da döndüğümüz yöne göre bulunduğu hazne içinde (araçlarda yaşanan araç tutmasınını en büyük nedeni) dışarı doğru savrulur ve beyin de aldığı sinyale göre o tarafa doğru (ya da tersine) bir düşüş gerçekleşmesini engellemek için gerekli önlemlerin alınmasını sağlar;

Gözlerin görme yeteneğinde azalma ( düşme anında kapanmasını kolaylaştırma ve böylece zarar görmesini engelleme), omurga da içe doğru bükülme (düşme öncesi fiziki yapıyı olabildiğince küçülterek çarpma ve düşme anındaki zararı en aza indirme) ve en önemlisi iskelet sistemine bağlı kaslarda bölgesel gevşemeler sonucu, düşmeyi olabildiğince önceye çekip şiddetin etkisini azaltmaya çalışma...

Ki bu olayların tamamı; Dönme ile gelen kontrolsüzlük süresini en aza indirmeye yöneliktir...

Bu sayede de beyin, fiziki olarak (bedenin) fırlatılma ya da düşme etkisini en aza indirerek; en yakın yere (oturmaya yakın bir pozisyonda) yığılma ve düşme arası bir hareketle beden kontrolünün tekrar ele alınmasını sağlar.)

Aranızda buraya kadar okuyan varsa savunma mekanizmasının “Kaç kurtul!” diye bağırmasını dinlemeyerek devam ettiği için kendisini tebrik ediyorum... Teknik konuları sıradan bir mevzu gibi anlatmaya çalışmak gerçekten çok zor :)

Ama yılmıyoruz: Devam...

Gelelim şimdi ilk örneğimize;

Kendi kendimize dönüyorduk hani ve arkasından da başımız dönmeye başlayıp ayakta zor duracak hale gelince tam tersi yöne dönüp kaybolan dengemizi tekrar eski haline (kendi kendine olacağından daha çabuk bir şekilde) getiriyorduk...

Bu sistem tamamen fiziksel değişkenlerin algılanıp beyin tarafından işlenmesi sayesinde çalışıyor. Yani vücudumuz dönüyor, içkulak sıvısı hareket ediyor, beyin de bunu algılayıp hareket yönüne göre vücudu istediği güvenli konuma getirmeye çalışıyor...

Şimdi, beyin bunu bu şekilde algılıyor ama ben bir şey denedim ve bir süre sonra düşüncelerimle "fiziki olarak etki gerçekleşiyor olmasına rağmen" beyni ters yönde etkileyip “bedenen, beynin istediği konumu oluşturmadığım halde” durumu tersine çevirmeyi başardım...

Bundan sonrası daha da zor :) yazı da gittikçe uzuyor ama burada yani kendi bloğumda yazıyor olmam olayı tam olarak anlatabilmem için kontrolsüzce bir "yazdıkça yazasım geliyor" durumu oluşturuyor ki bunu da engellemek çok zor :)

Okuyanlara sabır ve dikkat dileyerek devam ediyorum; ama çoğu gitti azı kaldı...

Kareli defter, içkulak sıvısının hareketiyle beynimi nasıl kandırdım bölümünü iftiharla sunar :)

Şimdi hareketli ve uygulamalı bölüme geçiyoruz...

Yapacağımız deney için gerekli malzemeler:

1 adet masa.
1 adet oklava ya da benzeri bir sopa, çubuk gibi bir şey.
Ve 1 adet denek...

Denek, bu durumda ben oluyorum :)
Masa ve oklava evde var onlar da kolay.

Oklavayı iki elimizle tutup (ellerimiz göğüs hizasında) kolları ileri doğru uzatıyoruz ve masaya doğru gidiyoruz...

Pozisyonumuzu bozmadan masanın kenarına oklavayı düşmeyecek kadar yakın bir şekilde yavaşça koyuyoruz...(oklava masanın bir kenarıyla paralel olacak)

Geriye doğru bir adım atıp masadan uzaklaşıyoruz ve masaya sırtımızı dönüyoruz...

Şimdi dikkat edeceğimiz şey ayaklarımızın bastığı yerde sabit olarak durması...

Bundan sonra soldan geriye dönüp iki elimizle oklavanın iki ucundan tutup alıyoruz...

Önümüze dönüp oradan sağ tarafa doğru dönüşü tamamlayarak oklavayı aynı yerine tekrar koyuyoruz...

Ve tekrar başa dönüyoruz yine soldan arkaya dönüp aynı hareketi başımız dönünceye kadar (ki 5-10 kez yapmaya başlayınca hafiften bir baş dönmesi başlıyor) tekrarlıyoruz..

(evet içkulak yavaş yavaş bir gariplik olduğunu farkedip beynimize sinyal göndermeye başlıyor)

Şimdi bu hareketi yapınca beynimiz durumu algılayıp baş dönmesi yapmaya başladı ya hemen bunu tersine çevirmek için hareketi tekrarlıyoruz ama bu sefer soldan değil...

Sağdan arkaya dönüp oklavayı alıp önümüze dönüyor ve soldan arkaya dönerek de oklavayı masaya bırakıp hareketi tamamlıyoruz....

İşte kendi kendimize dönüp de başımızı döndürdüğümüz zamanki gibi hareketin tersini yapınca içkulak sıvısı da harekete göre ters yönde hareket ederek hemen her şeyin eski haline dönüp durumun normal olduğunun iletilmesini sağlıyor...

Bu aşamaya kadar bedenimizin bu hareketi yaparak salınım ve dönüş yönüyle beynimizi yönlere göre ayırd edip baş dönmesi yaratabildiğini gördük...

Bundan sonra geçiyoruz ikinci aşamaya...

Oklavayı kaldırıp mutfağa koyuyoruz ve masanın başında yine aynı hareketi yapacakmışız gibi masadan bir adım uzakta, sırtımız masaya dönük pozisyonumuzu alıyoruz, tek fark oklava yok o kadar...

Şimdi orada bir oklava varmış gibi hareketi yine sol taraftan başlatıyoruz... soldan arkaya dönüp hayali oklavayı alıyor gibi yapıp tam ters yönde önümüze ve oradan da sağ taraftan arkaya hareketi kesmeden tamamlayıp hayali oklavayı yerine bırakıyor gibi yapıyoruz...

Yine oklava olduğu zamanki gibi başımız dönünceye kadar bu hareketi yapıyor ve arkasından da kafamız yerine oturuncaya kadar tekrar tersten olan (yani sağdan sola doğru yapılan) hareketi yapıyoruz...

Aynı şeyleri yeniden yaşadık değil mi? Şimdi ilginç kısma ve konunun sonuna geldik.

Hareketi yeniden yapmaya başlayacağız.

Ama başımız döndüğü anda hareketi kesmeyeceğiz aynı taraftan yapmayı sürdüreceğiz. Bu arada o anda yani hareketi tek yönde yapmamazı ve soldan sağa soldan sağa yapıyor almamıza rağmen biz başımız döndüğü anda (hareketimizi hiç kesmeden aynen devam ettirirken) aslında hayali oklavayı soldan alıp sağa döndükten sonra değil de sağdan alıp sola dönerek arkaya bıraktığımızı düşünmeye başlayacağız...

Bunu tamamen ve “sadece” düşüneceğiz...
Bakın, hareketle düşünce –hareket kesilmeden- yine aynen birbirine uyumlu halde devam ediyor hareketi hiç kesmedik aynı yönde yapmaya devam ediyoruz ama biz sadece yaptığımız işlemin tersini düşünmeye başladık ve beyin bunu gerçekten de tersten yapıyormuşuz gibi algılamaya başladı...

Yani hareket yönü aynı kaldığı halde eğer bir yönden diğerine yaparsak başımız dönmeye başlıyordu... ve biz tam tersi hareketi yapıyorduk başımızın dönmesi geçiyordu... ama şimdi hareketi aynen devam ettirirken sadece tersini yaptığımızı “sadece ama sadece öyle olduğunu düşünerek” yaptığımızı hayal ettiğimizde beynimizi kandırıp sanki tersinden hareket ediyormuş hissi yaratarak baş dönmesini geçirmeyi başardık...

Bu neyi ispatlar?
Düşünceyle beynimizin “bazı” istemsiz otokontrol hareketlerini kontrol altına alabileceğimizi ispatladığı gibi insan vücudunun (ve zihninin) ne kadar karmaşık bir yapı olduğunu da gösterir...

Bunun benzeri şekilde başka deneyler yapılarak geliştirilmesi insanoğlu için ne işe yarar?
Bakın işte orasını tam olarak bilmiyorum:) ben sadece düşünüp, araştırıp uygulayıp buldum...

Ama bu konu biraz daha genişletilip belli bir düzenle araştırılıp neden-sonuç ilişkisi içinde mantıki uygulamaları arttırılabilirse;

Uzayda ya da başka yerçekimi olmayan (ya da azalan, değişiklik gösteren derin denizlerde dalış yapanlar gibi) alanlarda teorik ve psikolojik teknik destekle beceriyi arttırmak (zor durumlarda yardım uygulamaları) olarak kullanılabilir...

Sonuçta ben ne biyolog ne fizyolog ne de nörolog’um... ben buldum onlar araştırsın :)

(olayı anlamayanlar lütfen ne nedir diye sormasın zaten ben bile zor anladım :) )

(çeşitli ufak tefek yazım hataları için affınıza sığınıyorum)