23 Temmuz 2009

El abrazo partido [film]

Bir haftalığına izinliyim ya bu aralar fırsat buldukça film seyrediyorum. O yüzden filmler biraz fazla oldu gibi ama şunun şurası kırk yılda bir idare ediverin artık :) nasıl olsa böyle kolay kolay arka arkaya hergün bir iki film izleme imkânını bir daha ele geçiremem bulmuşken seyredeyim diyorum... fazla film yazdığımın farkında olduğumu bildirip özür diledikten sonra geçeyim yazıya:

Hani hafif konulu ama hoş kitaplar vardır okurken güzeldir de bitince de fazla hatırlanmaz ve okurken hep film gibi kitap dedirtir...

El abrazo partido’da tam tersi; hafif konulu ama güzel bir kitap gibi film.

Yoğun diyalogları filmin açılışından itibaren bütün film boyunca devam ediyor. Başta anlatılanlar karışıkmış gibi geliyor ama bir süre sonra alışıyorsunuz.

Film boyunca esen insani hava seyirciyi hiç bırakmıyor, küçük ayrıntılar, güzel anekdotlar, minik espriler konu içine ustaca yerleştirilmiş...

Neyse gelelim filme;

2000’li yılların başında dünyayı sarsan ekonomik kriz her yeri olduğu gibi Arjantin’i de etkilemiştir. Eski moda bir pasajdaki dükkânları ve orada çalışanları yaptıkları işlerle birlikte tek tek bize tanıtan Ariel isimli 20’li yaşlarındaki genç aynı zamanda filmimizin de kahramanı.

Ariel’in ailesi Nazilerin elinden kurtulmayı başarabilmiş Polonya kökenli bir Yahudi ailedir.

Ariel’in babasından kalan manifaturacı benzeri dükkânı şimdi annesi işletiyordur ve abisi de üst katlarda küçük bir büroda ithalat ihracat işleri yapmaya çalışmaktadır ama işler biraz durgundur...

Ariel’in annesiyle ve abisiyle olduğu gibi pasajdakilerle de arası iyidir ama niyeyse eskiden babasını tanıyanlardan hiçbiri (annesi ve abisi dahil) geçmişe ait hatıralarında Ariel’in babasıyla ilgili fazla bir şey hatırlamıyordur.

Öğrenebildiği bir iki küçük ve önemsiz ayrıntı dışında annesi Ariel’e babasının tam o doğduğu zaman savaşmak için İsrail’e gitmek zorunda kaldığını anlatmıştır...

Ariel Arjantin’den ayrılıp Polonya’ya geçip oradan da Avrupa’da yaşamayı planlamıştır.

Resmi işler için hazırlıklarını yaparken hem yakınlarından hem çevresinden (belki de bir daha görüşemeyeceklerini düşünerek) babası hakkında bilgi almaya çalışan Ariel, pasaj içindeki küçük bir anlaşmazlığa hakem olarak katılmak üzere davetli olan hahamdan annesi ile babasının aslında kendisi doğmadan önce boşanmış olduğunu öğrenir.

Konuyu kurcaladıkça gerçekleri öğrenmeye başlayan Ariel’i gerçekten sürpriz sayılabilecek aileye özel konular beklemektedir...

Bundan sonrasını anlatmak doğru olmayacağı için konuyla ilgili başka ayrıntı vermeyeceğim...

Baştan hızlı bir girişle pasajdaki insanların tanıtılması filmi karışık ve yoğun gibi gösterse de bir diziyi izledikçe oradaki karakterleri tanıyıp onlara alışır gibi film içindeki insanlara da alışıyorsunuz.

Filmde küçük ayrıntılar, küçük kaçamaklar, kadın erkek ilişkileri, sevgi saygı, dayanışma ve bütün insanların inançlarıyla yaşam tarzlarıyla hep birlikte bir arada yaşayabileceği anlatılmaya çalışılmış, bunun dışında Yahudilikle ilgili bilgiler içeren her filmde olduğu gibi yine tarih içinde yaşanmış kötü olayların hatırlatıldığı yerler de bulunmakta...

Ariel cemaat olarak bir Yahudi güruhu içinde yaşıyor olmasına rağmen tam bir Yahudi genci gibi değildir.

Kendi çevresindeki insanlar da hayatın hayhuyu ve Yahudilerin geçmişte yaşadığı acı olaylar yüzünden (biraz da toplum içine fazla dallanıp budaklanmadan sessizce yaşamaya çalışıyor olmalarından) dinlerinin ayrıntılarından uzak kalmışlar gibi görünüyorlar...

Cemaat içi konuşmalarda dini mevzuları herkesin kendince yorumlayıp bazen de hafife almaları (küçük bir bahis için hahamı çağırtıp hakem olmasını istemeleri) küçük dini anekdotlara günlük konuşma diliyle kişisel yorumlar eklemeleri, filmin dini kısmından kaynaklanabilecek ciddiyeti hafifletmiş. (iyi ki de öyle olmuş çünkü bizler filmde Ariel’in yaşam tarzını bu sayede tam olarak görebiliyoruz.)

Sonuç olarak rastlanırsa seyredilebilecek kadar (sardırınca gerçekten iyi gidiyor) kaliteli bir film sayılabilir ama asla mükemmel ve harika bir film olarak tavsiye edilecek bir film de değil.

Bir iki küçük açık sahnesi var ama liseye giden bir çocukla seyredilemeyecek kadar da açık sayılmaz.

Arayıp tarayıp bulunacak ve mutlaka izlenilmesi gereken bir film değil.

Ama ne seyretsem diye düşündüğünüzde elinizin altındaysa ve hayatın iyi kötü devam ettiğini, karınca kararınca yaşarken de insanların bir arada geçinip gittiğini gösteren, müzikleri (özellikle anneannesinin finale yakın ve finalde yazılar çıkarken söylediği şarkılar) ile dikkat çekici, seyredilebilecek “orta karar” bir filmdi...