29 Temmuz 2009

La grande vadrouille [film]

Dünya sinemasında bir dönemin en tanınmış komiklerinden Lois de Funes’ın yeteneği tartışılmaz ama film için aynı şeyi söylemek biraz zor...

Artık çok ama çok gerilerde kalmış, oturmuş dünya düzeni içinde “Alman işgali”yle alay eden sayısız Fransız filminden biri olmaktan kurtulamayan, espri kalitesi çocuksu kalmış komiksi bir yapım...

Belki de çocukken televizyondan seyretmiş olabileceğim bu filmi Louis de Funes ismini görünce gecenin bir vakti biraz gülmek için seyretmeye başladım...

Louis de Funes’ın unutulmaz “Jandarma” rolüyle bir çok seri komedi filminde seyirciyi yerlere yatırdığını düşününce insan ister istemez yine öyle çok komik bir film bekliyor...

Tamam, yine tiyatronun uzantısı olan kapalı mekân “durum” komiklikleri, Louis de Funes’ın mimikleri vs. yerli yerinde ama bütün film bir şekilde de bir macera havasına sokulduğu için ciddi bölümlerin birbirine bağlanması için espriler sanki biraz yavan ve geçiştirme olarak kullanılmış...

Filmde sahnenin tam anlamıyla Louis de Funes’a bırakıldığı bölümler seyirciyi de tam anlamıyla yakalayan gerçekten komik bölümlere dönüşüyor...

Gelelim filmimizin konusuna;

Fransa, Alman işgali altındadır... SS subayları bütün şehre yayılmış kontrol tamamen Alman askerlerine geçmiştir...

Fransa üstünden geçerken Almanlar tarafından vurulan İngiliz savaş uçağından, düşmeden önce içindeki askerler paraşütle Paris’in göbeğine atlarlar...

Paraşütleri gören Alman askerleri de haliyle İngiliz askerlerin peşine düşerler ama Parisli sıradan insanlar kaçak askerleri Almanlardan saklamak için ellerinden geleni yaparlar.

Louise de Funes bu filmde kaçak askerlerden birini saklayan orkestra şefi rolünde ve bu durumdan haberi olan Alman subayıyla da film boyunca köşe kapmaca oynuyor :)

Bir iki sahnesi (özellikle aynı otelde yanlışlıkla aynı odaya girip aynı yerde uyudukları bölüm gibi) komik yerleri de yok değil ama film artık etkisini kaybetmiş, zamanında yapılmış ara dönem bir yapım...

Özellikle Loiuse de Funnes hayranı değilseniz ve yapacak başka bir şey bulabiliyorsanız, iki saat süren ve sanatsal sinemayla ya da komediyle ilgisi olmayan “sulu zırtlak” sınıfındaki bu filmi izlemenizi tavsiye etmem...

Çocukken seyrettiyseniz ne ala!

Bunun dışında eski günleri yadetmek için bir Pazar öğleden sonra öylesine üstten bakılabilir, o da belki...