31 Ağustos 2009

The Boy in the Striped Pajamas [film]

John Boyne'un romanından sinemaya aktarılan The Boy in the Striped Pajamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) isimli filmi seyrettim.

Film, Almanya’nın II. Dünya Savaşı yıllarındaki durumunu üstü kapalı bir şekilde (arka planda küçük bölümlerle) gösterirken başrolü verdiği sekiz yaşındaki çocuğun gözünden de belli bir kesiti seyirciye aktarıyor...

Sekiz yaşındaki Bruno’nun ailesi Alman halkının küçük bir yansıması gibi;

Baba: Görevini her şeyin üzerinde tutan, yüksek idealler için aldığı her emri yerine getirmeye hazır aşırı milliyetçi bir Nazi subayı...

Anne: Nazi subayı kocasının konumu sayesinde lüks bir hayat sürerken her şeyden habersiz görünen saf bir eş. (Ama sonradan o dönem içinde Yahudilere yapılanları yavaş yavaş farkedip durumdan rahatsız olmaya başlıyor...)

12 yaşındaki abla: Çocuk sayılacak yaşta saf bir kız olmasına rağmen tüm ülke genelinde yürütülen propaganda sayesinde (ki naziler bu işte çok başarılıydı) bilinçsiz bir nazi fanatiği olma yolunda ilerlemektedir.

Ve filmin kahramanı Bruno: Sekiz yaşındaki küçük çocuk olan bitenden tamamen habersizdir ve zamanla o da bazı şeyleri anlamaya başlayacaktır...

Film ilk yarıda biraz ağır ilerlese de senaryo ve kurgu olarak sağlam bir çizgide gidiyor...

Gelelim filmin konusuna;

Nazi subayı babaya toplama kampında çalışmak üzere yeni bir görev verilmiştir, ailece oturdukları lüks yerden orman içindeki yeni evlerine taşınırlar.

Küçük çocuk (Bruno) yeni taşındıkları evlerinin yakınındaki toplama kampını kısa sürede keşfeder ve orada inşaat artıklarının ardına gizlenip günü saklanarak geçiren kendi yaşlarında küçük bir arkadaş edinir.

Zamanla iki çocuk hergün buluşup konuşmaya başlarlar ve Bruno orasının çiftlik, içindekilerin de çiftçi olmadığını öğrenir...

Gizli gizli evden yiyecek götürüp kamptaki arkadaşına veren Bruno bundan sonra yaşının üzerinde bir maceraya atılacaktır.

.............................

Filmdeki diğer ayrıntılarla birlikte konunun devamını da her zaman olduğu gibi seyretmemiş olanlar için açıklamam doğru olmaz...

Fakat;

Sadece filmin senaryo olarak bu konuyu işleyen diğer filmlere göre değişik bir olayla kapandığını, dolayısıyla da farklı bir sonu olduğunu...

Filmin o dönemi anlatmasına rağmen tam olarak o havayı verememiş olduğunu özellikle kapalı mekânlarda her şeyin stüdyo ortamını yansıttığını, filmin Macaristan’da çekilmiş olmasının bile istenilen o eskitilmiş dokuyu yaratamadığını...

“Nazi subaylarının hayatı çok lükstü” görüşünü yansıtabilmek için gösterilen hem eski evin şaşaasının hem yeni taşındıkları evin modernliğinin gerçekten abartılı olduğunu...
belirtebilirim.

Ve tabii ki söyleyecek başka şeyler de var;

Film ilk başta durumu açarak dönemi, yeri ve insanların görüşlerini davranışlarını seyirciye gösteriyor.

Sonra bir aileyi ve aile içindeki (ve çevrelerindeki) bireylerin bu durumdan nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Daha sonra da bu etkilerin her birinin üzerindeki değişimi ve olayları algılamasını aktarıyor...

Bunu yaparken de “özellikle ırkçılığa maruz kalmış bir toplum olarak” aynı şekilde ırkçılık yapmak doğru olmaz diye düşünüyor olmalılar ki; Almanlar arasında soykırıma destek olanların yanında bunu kabul etmeyenlerin ya da karşı çıkanların bulunduğunun altı özellikle çizilmek istenmiş...

Bir ülkenin edebiyatı denilince hangi ülkenin adını verirseniz verin o ülkeye ait şiirler, öyküler, romanlar, masallar vs. o ülkenin adıyla birlikte anılır mesela Fransız Edebiyatı, Rus Edebiyatı ya da Alman Şiiri, Hint Masalı, Çin Efsanesi vs. gibi... ama isimler hep bir ülkeye işaret eder...

Oysa ki diğer örneklerinin aksine tüm yeryüzüne yayılmış Yahudiler kendilerine ait özel bir akım yaratarak (bir ülkenin ismini anmadan) diaspora (sürgün) edebiyatını oluşturmuşlar.

Ve bu diaspora edebiyatının yüzde yüze yakın bir bölümünü de soykırımla ilgili romanlar, filmlerle ayakta tutuyorlar...

Herhangi bir topluluğa yapılacak soykırımı kendisine insan diyen hiç kimse kabul edemez. Buna bir diyeceğimiz olamaz...

İnsanlık dışı ve hastalıklı bir ırkçılığın sonucunda çok acı şeyler yaşanmış. Bunların hatırlatılıp yeni gelen nesillere gösterilerek iyi ve kötüyü tekrar tekrar gösterip insani duyguların gelişmesini sağlamak tabii ki tüm insanlığın görevi ama artık bu diaspora edebiyatının boyutları değişmeli...

Yaşanan kötü şeyler anlatılsın fakat artık bunları oluşturan nedenlere, yaşanan kötü şeyleri hazırlayan sosyal olgulara da yer verilsin... (verilsin ki; gerçek nedenleri görüp aynı durumların yeniden oluşması nasıl engellenebilir ve bu sefer başka bir grubun böyle bir şeyde hedef gösterilmesine nasıl mani olunur bunlar üzerine belli bir bilgi ve kültür yaratılsın.)

Çok sınırlı bir iki filmde Almanların (o dönemde kendi iç yapısındaki birimler tarafından siyasi olarak ele geçirilebilmesi için) yürütülen propagandalarla “ülkenin ekonomik olarak Yahudiler tarafından çöküşe doğru sürüklendiği” vurgulanır.

Ama daha öncesine giderek I. Dünya Savaşı ve öncesini de ele alarak II. Dünya Savaşı’nın nedenleri bir araya toplanıp gerçekçi bir değerlendirme bugüne kadar (bir iki belgeselde yüzeysel olarak ele alınması dışında) yapılmış değil...

Nedenler tabii ki yapılanları haklı çıkarmaz...

Fakat bunun yanında gerçekten amaç böylesine kötü olayların tekrar yaşanmasını engelleyecek “evrensel bir ırkçılık karşıtı söylemin sanat yoluyla oluşturulması”ysa;

“O evrensel ortak görüşü biraz daha derin bilgilerle donatmanın zamanı geldi.” diye düşünüyorum.

Bu şekilde devam edilirse; hep aynı olayın içinde “oluşabilecek her türlü olay kombinasyonunu edebi bir şekilde ele alıp” duyguları harekete geçirecek sonuçlar elde edilmesinden başka bir şey yapılmış olmuyor...

Sonuç olarak film fena değildi, açık sahneleri ve birebir şiddet öğeleri gösterilmediği için ailecek seyredilebilir.

Filmin sinema adına konu içinde değişik bir yeri olamayacak olsa da konunun sonundaki beklenmeyen olaylar için seyredilebilir.

Fakat öyle peşine düşülüp aranıp bulunup mutlaka seyredilmesi gereken bir film de değil... Kitabını okumayı sıkıcı bulanlar ve duyup merak edenler filmi tercih edebilirler...

Filmin esas alındığı kitap üzerine Radikal Gazetesi’nde çıkan yazıya buradan...

Filmin oyuncuları ve diğer detayları için imdb sitesindeki sayfasına buradan...

Resmi olarak yapımcı şirketin yayınladığı fragmanına da buradan ya da buradan bakabilirsiniz...