06 Ağustos 2009

İstanbul'un işgali ve bir İngiliz komedisi...

13 Kasım 1918'de İstanbul’un işgaline başlanmasıyla o dönemde Osmanlı’nın başkentinde gerçekleşen toplumsal ve siyasal olayların çoğuna müdahale eden İngilizler Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için bir bildiri yayınlamışlar...

Bildirinin girişteki ön yazısında ya da sonundaki dipnotta;

“...işgal süresinde sıkı yönetim uygulanacağı (gece sokağa çıkma yasağı vs.) işgal kuvvetlerinin yaptırımlarına uymayanların savaş mahkemesine verilip idam edileceği...” gibi bir sürü ek bilgiyi zaten olağan karşılayıp tahmin ediyoruz (ya da bir yerlerde okumuşluğumuz vardır) ama geçenlerde rastladığım bir yazının* içinde şu dört maddeyi görünce ilginç buldum...

1. İşgal geçicidir.
2. Padişahlığı ve halifeliği korumak ve güçlendirmek için işgaller gerçekleştirilmiştir.
3. Azınlıklara yönelik bir katliam başlarsa İstanbul Türklerden alınacaktır.
4. Herkes padişahlık makamının İstanbul'dan vereceği kararlara uyacaktır.

..................................................

Yani kimi madde kendilerine uygun bir şekilde belli bir anlam ifade ediyor olabilir ona bir şey dediğim yok. Mesela kendi yaptıracakları şeyleri padişahın kararıyla yaptırmak daha kolay diye dördüncü maddeyi koymaları gibi...

Ama şu ikinci maddeye kafam bir türlü basmadı.

Yani sömürgecilikteki tecrübelerini düşünürsek, yer yüzünde işgal edilmemiş yer bırakmayan İngilizler bu kadar saçma bir şeyi nasıl söylemişler bilemiyorum...

Bu kadar saçma bir şeyi de daha ne duydum ne gördüm... Hem padişahın başkentini işgal et hem padişahı korumak için geldim de... Hem başka bir dinden ol hem halifeliği korumak için yapıyorum de...

İşgalden önce kendi çıkarları için zaten padişahla ortak çıkarlar için yapılmış gizli görüşmeleri olabilir, halifeliği de dini yaptırım gücü olarak (Ortadoğu’daki diğer İslami ülkelere sözünü dinletebilmek için) korumaya devam etmeleri kendileri açısından mantıklı görünebilir...

Ama sen artık işgal etmişsin ve işgal ettiğin ülkenin yöneticilerinin hiçbir yetkisi kalmamış “Ben bunları koruyup güçlendirmeye geldim” demek çok saçma olmuş...

Kim böyle bir şey yapıp arkasından da böyle bir şey diyebilir?

* Okuduğum yerde kaynak olarak Sn. Toktamış Ateş'in Türk Devrim Tarihi isimli kitabı gösteriliyordu...