17 Eylül 2009

Heidegger’in gölgesi...

Arjantinli Yazar Jose Pablo Feinmann, Heidegger’in gölgesi isimli kitapta bizleri Nazi Almanyasında Heidegger’in bulunduğu ortama götürüyor.

Heidegger, felsefe dünyasının tartışılan ama bir şekilde de Nazi dönemi Almanyasında yaptığı siyasi seçim yüzünden geri plana atılan önemli bir 20. yüzyıl filozofu.

Heidegger, üniversitede felsefe dersleri veren büyük bir profesördür ve akademik çevrelerde olduğu kadar siyasi ideologlar tarafından da saygı görmektedir.

Heidegger, dönemin siyasi yapısı içinde Hitler ve adamlarının oluşturmaya çalıştığı ideolojiyi, milliyetçi akımların üzerinde bir mantığa “Irkçılık ve güçlü olanın mutlakiyeti” düşüncesine oturtabilmesi ile Naziler arasında yükselişe geçer. (ve Freiburg Üniversitesi’ne rektör yapılır.)

Heidegger “Varoluşçu felsefe”nin güçlü bir düşünürüdür ve II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kültürüne büyük eserler kazandıran Sartre, Camus gibi yazarlara da eski ile yeniyi birleştiren etkileyici bir yol gösterir...

Kitaba uzun bir mektupla başlayan yazar, romanın kurgusu içinde bu bilgileri çeşitli yerlerde kullanarak devam ediyor.

Romanın birinci ve en kapsamlı bölümünü oluşturan bu mektubu Heidegger’in asistanı ve aynı üniversitede öğretim görevlisi olan Dieter Müller oğluna yazmıştır...

Müller, oğluna kendi hikâyesini anlatmaktadır ama kişiler ve olaylar öylesine bir dönemin içinde yer almaktadır ki;

mektup babanın oğluna yazdığı bir mektuptan çok üniversitede görevli bir profesörün dünyaya nazilerin ideolojisini eleştiren bakış açısını da yansıtmaktadır...

Bu mektupla;

O dönemin iç yapısındaki özel durumda nazilerin güçlenip yapılan her şeyi haklı kılacak bir mantık üretmesine, kötü şeyleri bilimsel temellere dayandırmak isteyince nasıl bir etki yaratılabileceğine dair gözlemlerini aktaran Müller olan biteni oğluna anlatmaya daha doğrusu oğlunun kendisini suçlamaması için neler yaşadığını ve olayların nasıl geliştiğini aktarmaya çalışmaktadır.


Müller, o karanlık dönemi olabildiğince tüm duygularıyla yansıtır ve “sorumluluk alınması gereken çözülme ve çöküş zamanında” yapılanları onaylamadığı için ülkeden kaçıp Arjantin’e sığınır...

Arjantin’e gider ama “Yıkım ve yenilgi”den kaçıp oraya sığınan Naziler kendisini rahat bırakmaz... Bir şekilde Arjantin’deki siyasi oluşumu etkileri altına alabilecek eğitim sürecine katkıları olur...

Bu arada çocuğu da yanında onunla birliktedir...

Kitabın daha sonraki bölümlerinde bu sefer yazar aracılığıyla Müller’in oğlu anlatmaya başlar...

Arjantin’de büyüyen ve Arjantin’i kendi ülkesi olarak gören genç Müller, Avrupa’da durum kabul edilebilir ölçüde normale dönünce Almanya’ya döner...

Üniversite ve akademi çevresinde kendisini kabul ettirebilecek kadar güven sağladıktan sonra daha önceden babasının anlattığı tüm şeyleri gözönünde bulundurarak Heidegger’le bir tartışmaya(!) girer...

Kitabın son bölümü de yine, bütün bunlardan sonra olan biteni okura aktaran genç Müller tarafından yazılmış...

Yazar bu kitapta bir döneme bakıp, siyaseten izlenen politikaların bilimsel açılımlarla (basit şeylerle kandırılamayacak kadar akıllı olanları da kandırabilmek için) neredeyse toplumun tüm kesiminde onaylanabilecek bir yapıya kavuşabildiğini anlatmaya çalışmış...

Ama Arjantin’li olduğunu başta belirttiğim yazar aslında;

kendi ülkesinde bir dönem yaşanan diktatörlüğün ve siyasi olayların Nazi Almanyasında yaşanan dönemle olan benzerliğine dikkat çekmek istemiş... Bir şekilde de tarihi bağlantılar kurarak bunun siyasi yapılanması temelinde de Almanya’dan gelen Nazilerin Arjantin’e etkilerini gerçek olaylarla bağdaştırmaya çalışmış...

Kitap, felsefi konuları içeren açıklama cümle ve paragrafları içerdiği için felsefeye yatkın okurlara çok basit gelebilecek bir anlatıma sahip olmakla birlikte fazla okuma alışkanlığı olmayanlar için bazi yerleri anlaşılmaz ve zorlayıcı olabilir.

Yaklaşık olarak kitabın ilk 20-25 sayfası kötü bir çeviri düzenlemesi ile verilmiş ama daha sonradan çevirmen üzerindeki tutukluğu atıp Türkçe cümle yapısına uygun bir anlatıma geçiş yapınca kitap daha akıcı bir anlatıma kavuşabilmiş.

II. Dünya Savaşı’nı başlatan ülke içi Nazi oluşumunun kökenlerindeki ırkçı fikirlerin hangi mantıkla hangi temellere dayandığını göstermenin yanı sıra aynı koşulların oluşturulabildiği başka bir ülkede de aynısı olmasa da benzer sonuçların elde edilebileceğine dikkat çeken değişik bir “tarihi roman” olmuş...

Küçük boyutlarıyla 171 sayfalık bir kitap için 12 TL'lik bir fiyat biraz fazla kaçmış onu da ayrıca belirtmek isterim. İnternetteki kitap satış sitelerinden 10 TL civarı elde edilebilir.