16 Eylül 2009

kayıp nazi altınları...

II. Dünya Savaşı’yla ilgili yazıları okudukça nereye baksam ilginç şeylerle karşılaşıyorum...

İşte, yine onlardan biri.

Benim ilgimi çeken bir konu ve size de ilginç geleceğini düşündüğüm için karelidefter’e de yazayım dedim...

Savaş bitmek üzeredir, Almanya tüm cephelerde ya yenilgiye uğramış ya da taktik olarak geri çekilmek mecburiyetinde kalmış.

Savaşın kaybedileceği belli oldukça geri çekilen birlikler ellerindeki tüm ganimeti farklı yollardan ya Almanya’ya ya da kendileri için o anda güvenli olan başka ülkelere ulaştırmaya çalışıyorlardı.

Sandıklar dolusu Nazi altınlarının Ortadoğu’daki savaşlardan geri çekilen Alman askerleri tarafından çölde bir yerlere gömüldüğünden tutun da İsviçre Bankaları aracığıyla Türkiye’ye gönderildiğine kadar birçok hikâye yıllarca ortalıkta dolaştı durdu.

Şimdi benim yazacağım ise böyle bir şey değil resmen gerçek.

Şu Eva Peron’u bilirsiniz, hani Evita müzikaliyle tüm dünyanın öğrendiği “Don’t cry for me Argentina” şarkısıyla tanınan, Arjantinli ünlü diktatör Juan Peron’un metresi (sonradan karısı).

Eva Peron daha o zamanlar şimdiki süperstarlar gibi bir hayat sürüp yaşıyormuş, bir sürü hayır derneklerine yüklü bağışlarda bulunup her işe girip çıkarak halkın sevgisini kazanıyormuş ama bilin bakalım bu değirmenin suyu nereden geliyormuş?

Evet tahmin ettiğiniz gibi, kaynak; Nazi altınları.

Aslında Eva Peron tabii ki sonradan olaya dahil olan ve hatta belki de ne olup bittiğinden pek de haberi olmayan biriydi.

Çünkü...

Esas olayı bitiren Juan Peron’muş.

Bütün olaylar savaşın sonlarına doğru milyar dolarlar değerindeki para, elmas, yakut, platin ve onbinlerce tonluk altınla birlikte paha biçilemez binlerce sanat eserinin Naziler tarafından Arjantin’e kaçırılma operasyonuyla başlamış.

[Tabii ki bu olağanüstü maddi kıymeti olan şeylerin tamamının savaş sırasında çeşitli ülkelerin bankalarından çalındığını ya da 20 milyondan fazla nazi kurbanından toplandığını söylemeye gerek yok.]

Hitler’in yardımcısı Martin Bormann, bütün bu kıymetli şeyleri Arjantin’e aktarmak için 1945’te özel bir denizaltı operasyonu düzenlemiş.

Arjantin’e gelen Nazi ganimeti, bu ülkedeki iki bankaya dört Alman ve María Eva Duarte de Perón (yani bildiğimiz Eva Peron) adına ortak olarak yatırılmış / koyulmuş.

(bankaların isimleri de çok ilginç, biri Banco Germenico diğeri ise Tourquist)

Daha sonra savaş bitiminde bu dört Alman öldürülürek faili meçhuller(!) arasına katılınca bütün ganimetin yasal olarak sahibi de Eva Peron olmuş.

Tabii ki ardından Juan Peron olaya el koyarak ganimeti Arjantin parasına çevirmiş ve her türlü siyasi harcamalarını (lüks ve özel olanları da eklemeye gerek yok herhalde) bu paralarla karşılamış.

İşte, bir devir, savaşlar, milyonlarca insana yapılan kıyım, milyonlarca masumum ölümü ve ortada oradan oraya kaçırılan paralar, mallar, altınlarlar... En sonunda bu kadar şey gitmiş gitmiş bir diktatörün kucağına düşmüş.

Notlar: Bu konuyu araştırırken bulduğum diğer resmi bilgiler.

Savaş bitiminde Amerika ve İngiltere Almanların tüm varlığına el koymak amacıyla Safehaven Projesi ismiyle bir program yürütmüşler. Buna göre Almanlara ait tüm malların soruşturulması kararı alınmış.

1945'te düzenlenen Paris Savaş Tazminatları Konferansında açıklanan karara göre bu soruşturmanın amacı ilk olarak Almanların tekrardan güçlenmesini engellemek için maddi imkânlarını ortadan kaldırmak, ikincisi ise savaş yüzünden yıkılan Avrupa’nın yeniden inşa edilmesi için kaynak bulmakmış.

Savaş mağduru olanlara dağıtmak üzere toplanan tüm maddi kaynakları yönetmesi için bir komisyon (TGC) kurulmuş. Bu komisyon on ayrı ülkeye 300 milyon dolar dağıtmış ama komisyon işlevini tamamlayıp da resmen kapatılınca Amerika ve İngiltere’deki hesaplarda kalan paraların ne olduğu halen bilinmiyor.

Bütün bunlar olup biterken kayıp Nazi altınlarını soruşturup savaş mağdurlarına dağıtması beklenen TGC komisyonu çok ilginç bir şey keşfetmişti.

Nazi altınlarının bir bölümü Türkiye’deydi!

Türkiye savaş boyunca tarafsız kalmış ama bir yandan da Almanlara (silah üretimi için olağanüstü önemli olan) Krom madeni ve başka önemli malları ihraç etmeyi durdurmamıştı.

Almanlar da bu mallara karşılık Türkiye’ye külçe altınla (milyonlarca dolarlık) ödeme yapmıştı fakat araştırmalara göre bu altınlar Belçika’da soyulan bankalara aitti.

Daha sonradan çokuluslu toplantılar yapılmış çeşitli kurul ve komisyonlar, rapor ve anlaşmalarla Türkiye’den piyasada dolaşan altın miktarına göre belli bir tazminat talep edilmiş (Türkiye bu tazminatı ödemiş).

Sürpriz olan ise bütün bu araştırmaların yapılması için kendini sorumlu olarak atayan Amerika’nın da en son 2005 yılında aynı nedenlerle tazminat ödemeye mahkum edilmesi... Bunun nedeni ise Macar Hükümeti’nin Yahudilerden çalınan 26 vagon dolusu değerli eşyayı (altın, sanat eseri, takı vs.) kaçırırken Amerikalıların (Amerikan ordusunun) bu ganimet trenini bulup onlardan çalmasıymış...