08 Eylül 2009

tarih neden tekrar eder?


Bu konuyu; okuduğum tarihle ilgili konularda “önceden de aynı şekilde şöyle şöyle olmuştu...” gibi ibarelerle karşılaştığımda sıkça düşünmüşümdür...

Evet, birçok büyük tarihi olaya baktığımızda neredeyse aynı ülkeler, uluslar ya da ordular arasında (belki de aynı yerlerde ve belli aralıklarla) savaşlar yapıldığını ve hatta yine aynı şekilde benzer manevralarla benzer taktiklerin denendiğini rahatlıkla görebiliyoruz...

Yakın tarihteki siyasi olaylar da aynı özelliklere sahip olabiliyor ve büyük bir çoğunlukla da bu tipteki olaylar göstere göstere önceden anlaşılacak şekilde kendi hazırlık evrelerini tamamlayıp sonuçlanmış oluyor...

Gerçekten de tarihin ve tarihi olayların bu şekilde tekrar etmesini nasıl açıklayabiliriz?

Sanırım bunun için kendi mantığıma göre bir cevap buldum. Benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla bu sistem şu şekilde işliyor;

Hemen hemen her devlet (ya da hükümet) kendi dönemindeki eğitim sistemi içinde tarihini şişirip ders kitaplarını kendine uygun yalanlarla doldurur...

Ve eğitimin her alanında da fen bilgisi, sağlık, coğrafya vs. gibi tüm derslerde yönetimini güçlendirmeye yarayacak politikaları destekleyen türdeki bilgi ve konuları özellikle seçerek bu bilim ve eğitim alanlarının içine serpiştirir...

Bu şekilde donatılmış eğitim sistemiyle de;

Bilimsel gerçeklerin ve evrensel kabul görmüş belgelerin izinde, olan biteni öncelikle tarafsız olarak “olay ve neden kronolojisi” sıralamasıyla öğrenemeyen çocuklar büyüdüğünde “özellikle yönlendirilmiş” bilgilerle kuşatılmış olurlar...

Bu türde eğitim alan çocukların büyürken (yalan yanlış ya da eksik) öğrendiği her şey; "hem kişiliğini ve karakterini hem de davranış ve yaşam biçimini" şekillendirirken kullanacağı ana malzemeyi oluşturur...

Bir sonraki adımda da bütün bu öğrenilen toplam bilgiyi ve yaşam biçimini (kendince haklı olarak en doğrusunun bunlar olduğuna canı gönülden inanarak) ileride üstleneceği işlerde de (o çarpıtılmış ya da yönlendirilmiş bilgiyi) yaşamına geçirir...

Yeni nesiller de böyle kişilerden alınan bu saçma sapan ve gereksiz bilgi kirliliği içinde öğrendiği yan bilgileri en önemli şeyler olarak algılayıp ona göre bir inanç sistemi, siyasi görüş ve çalışma düzeni oluştururlar...

İki üç nesil sonra bu sefer 50 yıllık 100 yıllık eski tarihi problemlerin sonucunda elde edilenleri tekrar gözden geçirler...

Tarih içinde "yapılan bir haksızlığın (ya da baştakilerin yanlış yönetimi) sonucunda" kaderlerinin yanlış bir yere saptığını düşündükleri o “kırılma anında” bugün o olayları yeniden yaşayarak kaderlerini tekrar düzenleme isteği duyarlar...

Çünkü gerçekten; inandıkları kavramlar için yeniden düşünüp ortadaki problemleri çözmeye aday olmak istemektedirler. (Tabii ki bunu kullanıp kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar apayrı bir konu.)

Böyle insanlar bunu yaparken de hayatı boyunca inandıkları şeylerin toplum tarafından önemsendiğini, kendisi gibi düşünen insanların çoğunlukta olduğunu, bu olayın kendisi tarafından halledildiğinde daha önceden hissettiği adaletsizlik kavramını oluşturan duyguları sonlandıracağını (ve belki de her zaman özendiği büyük isimler gibi bir kahraman olabileceğini) düşünürler...

Bu tip şeylerin toplumsal destek (maddi zorunluluklar için resmen onaylanan bütçeler) ve inançla (savaşa katılım için manevi onay psikolojisi) gerçekleşebileceğini bildikleri için de; tarih içinde haksızlık olarak değerlendirilen olayların yeniden sosyal ortamda konuşulması amacıyla belli bir kamuoyu yaratılması için ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. (zaten gündem bu türde konular üzerineyse bu sefer de gündemin kendisine göre hazır olan kahramanları çıkacaktır her taraftan)

Ve tüm bunlardan sonra birden bir bakarsınız ki iki küçük yapay olay sonucunda koskoca milyon kişilik ülkeler ellerinde silahlar birbirine saldırmaya başlamışlar...

Tabii ki bütün bu anlattıklarımın bu şekilde gelişmesi ya da böyle bir durum varsa bunun aynen korunması için başka kesimler de ellerinden geleni yapacaklardır...

Bütün ülkelere bakın; herkes hem ülke hem devlet ve hem de dini inanç olarak barış taraftarı olarak görünüyor ama bir yandan da (güya savunma amacıyla) milyonlarca silah alıp asker eğitiyor...

Bütün bu ülkeler gerçekten iyi niyetli ve barış heveslisiyse o zaman hepsi saldırmazlık anlaşması yapsın ve dünyadaki bütün silah üretimi de durdurulsun hatta olanlar da imha edilsin...

Tabii ki bu durumdan en çok zarar görenler savaşan ülkelerin sırtından para kazananlar olacaktır ve böyle bir şey işlerine gelmeyeceği için de ellerindeki maddi imkânlarla bütün dünya medyasını karıştırıp durmaya devam edeceklerdir...

Bu durumu kıyısından köşesinden farkedenler ise yeniden kendi gelenek görenek efsane masal karışımı bilgilerini kendi içinde bir birlik oluşturmak amacıyla da olsa eğitim alanına süreceklerdir ve bu kısır döngü devam edip duracaktır...

Oysa bu; evrensel olarak kabul görmüş güçlü ülkeler arasında yer almayı zora sokan düşük eğitimli, bilimsel ve teknolojik yeterliliği her geçen gün daha da zayıflayarak dışarıya bağımlı bir ülke olmanızdan başka bir şeye yaramayacaktır...

Güçsüzleştikçe; öyle olmadığını savunup, eğitim ve öğretimi daha da "kendinize göre istediğiniz her şeyi öven" şekliyle zayıflatacak, zayıflayan eğitim öğretim yüzünden bilim ve teknolojiden uzaklaşıp üretimi ve haliyle ekonomik gücü olmayan daha da kötü bir duruma düşeceksiniz...