26 Ekim 2009

surrogates [film]

Yazarı Robert Venditti olan aynı isimli çizgiromandan uyarlanan bilimkurgu filmi Surrogates için başta çok ümitliydim ama filmi seyredince hayal kırıklığına uğradım :(

Surrogates yaratıcı bir fikirden yola çıkmış ama (artık günümüzde akla gelen her şeyin yapılabildiği bir film teknolojisi döneminde çevrilmesine rağmen) böyle bir fikri taşıyamayacak kadar basit bir film olarak hafızama kazındı...

Filmin konusu neredeyse yok gibi sadece çizgiromanın ana fikrini almışlar; robotlar öyle gelişir öyle gelişir ki aynen insan gibi olurlar ve insanlar bunlara evlerinde yattıkları yerlerden bağlanarak yönetip onların bütün hissettiklerini hissederler...

Herkesin (neredeyse) bir kopyası (hem de istediği şekilde) bir sureti vardır... Bütün dünya artık insanlar tarafından yönetilen robotların yaşam alanı olmak üzeredir.

Siz bir bilgisayar bağlantısıyla robotunuzu yattığnız yerden yönetiyorsunuz o robot da görevli olarak tehlike dolu bir işte çalışabiliyor, gece kulübüne gidiyor, araba sürüyor vs... ve siz bağlantılar sayesinde her şeyi birebir hissediyorsunuz...

Ama bir gün biri çıkar ve bu robotları öldürmeye başlar. Olayın ilginç yanı öldürülen robotların bağlandığı kişiler de evlerinde aynı anda o etkiyle ölmektedir...

Bu olayı araştırmak için görevde olan polis memuru (Bruce Willis) robot karşıtları olanların peşine düşer ve kendi robot sureti yok edilir... Ama mücadeleden kaçmaz ve gerçek haliyle maceraya dalıp olayları çözmeye çalışır.

Zamanında bu robotları geliştiren ekip ikiye ayrılmış ve sonradan birbirlerine düşman olmuşlardır. Bruce Willis canlandırdığı polis rolünde (Tom) hem robot taraftarları ve karşıtları hem de robotları tasarlayıp satan şirketin bölünmüş iki tarafı arasında kalmıştır.

Bir taraf robotların daha da etkin kullanılıp her yerde hayatın bir parçası olarak insanların yerine geçmesi için çalışırken, diğer taraf bütün robotların ve onlara bağlı kişilerin ortadan kalkmasını istemektedir...

Eh işte böyle yazınca yahu ne güzelmiş çok ilginç ve değişik diye düşünebilirsiniz ama filmin kurgusu, çekimleri, efektleri, oyuncuları, oyunculukları o kadar sıradan ve basit ki bütün bu konuyu bu şekilde anlatarak hem filme hem filmi seyredecek olanlara katkıda bulunmuş olmaktan başka bir şey yapmış olmuyorum... (tabii ki bu kadarı sadece konuyu anlaşılır kılmak için bir açıklama, yoksa filmi seyrettiğinizde göreceğiniz esas maceranın konusunu vermiş değilim. Fakat o da çok basit ve çok sıradan...)

Keşke anlattığım gibi akan konuyu güzel büyük bir gizemin ya da sorunun arkasına saklayıp verselerdi. Film boş ve sıradan...

Merak edip de seyrederseniz siz de pek memnun kalmazsınız o yüzden önermiyorum... onun yerine interneti açın ve şiir yazıp arama yapın karşınıza çıkan ilk şiirin ilk dörtlüğünü ezberleyin daha faydalı olur hem de yaklaşık birbuçuk saatinizi kurtarmış olursunuz.

Televizyonda yayınlanırsa şöyle bir bakarsınız, sararsa seyredersiniz ama yine de memnun kalacağınızı sanmıyorum... Bu yüzden fazla iddialı vizyon filmlerini hiç sevmiyorum...