karelidefter mi? [delirmiş bunlar :)]

karelidefter mi? [delirmiş bunlar :)]
Siz hele bir okumaya başlayın, ben yetişirim :)

09 Kasım 2009

district 9

Hemen söyleyeyim District 10 çekilirse seyrederim :) evet daha en baştan böyle bir yorumla girince nasıl bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu artık siz düşünün :)

District 9 filmini işyerinden arkadaşım önermişti... ilk baktığımda resimlerindeki renk dokusu iyi bir yapım havası yaratıyordu ama yaratıklı falan olduğunu görünce biraz ürkmüştüm...

Sonra ne olursa olsun seyredeceğim ben bu filmi dedim :) [her ne kadar her zaman güvenilir olmasa da imdb.com notu ve direkt olarak ilk 250’ye girmiş olması da etkili oldu tabii ki]

Neyse ben geleyim filme... (şimdi okumaya başlıyoruz ama filmin havasını kaçırmam merak etmeyin :) )

Hep uzaylılar gelince bir şey olacak bütün dünya kurtulup refaha kavuşacak diye düşünülür ya, ya da uzaylılar gözünün yaşına bakmadan basar lazeri gezegenler arası savaş falan olur hani...

Bu sefer yine uzaylılar geliyorlar ama çok büyük ve bozuk bir gemi ile... (ve ilk kez Amerika’ya değil Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Johannesburg’a)

Acayip görünüşlü (karides suratlı –ıyyyh) insan fiziksel özelliklerinde vücut yapısına yakın bu uzaylılar bozulan uzay gemisinde mahsur kalmış ve açlıktan ölmek üzeredirler...

İlk temasın dünyalılar tarafından yapılmasına karar verilir ve gemiye girilir. Durum anlaşılınca bütün uzaylı yaratıklar aşağıda kurulan bir kampa (district 9) yerleştirilir... Burası gün geçtikçe gecekondu benzeri kenar mahalle gibi bir yer olur...

Ve insanlarla uzaylılar yanyana sefaletin içinde sürüklenmeye başlarlar...

Bölgedeki çeteler uzaylıların silahlarını yiyecek karşılığında toplamaya başlamıştır, ayrıca bölgede uzaylılarla ilgili yasal işlemleri yürüten bir de MNU diye bir kurum vardır...

Sonuçta uzaylıların da (her ne kadar itici görünüyor olsalar da] bir hayatları vardır ve burada mülteci kampından da beter bir yerde 20 yıl geçirmek zorunda kalmışlardır...

Karışıklık, düzensizlik, yetersizlik, tecrid ve kaos ortamı hem uzaylıları hem de çevrede yaşayan insanları çok zorlamaya başlayınca (ki çeviri hatası mı bilmiyorum bir ara bir 1.800.000 uzaylı olduğunu söylüyorlar) MNU denilen kurum, uzaylıları şehrin daha uzak bir bölgesinde yapılan çadırkente tahliye etmeye karar verir...

Bu işin başında yer hizmetleri tahliye operasyonunu yönetmek için şirketten Wikus isimli adam seçilir...

Wikus uzaylılarla haşır neşir ola ola onlar hakkında birçok şeyi çok iyi öğrenmiştir. Baskınlarda ele geçen eşyaları silahları ve diğer malzemeleri çok yakından tanımaktadır, duvarlardaki çete tehdit sembollerini bilmektedir vs.

Ama Wikus baskın için bir yere girdiğinde özel bir tüpte özel bir kimyasal madde bulur ve bu kendisine temas edince vücudunda genetik değişiklikler başlar...

Artık o da bir uzaylı dna’sına sahip özel bir yaratıktır ve uzaylıların sadece kendi dna kodlarıyla çalışan silahları (dünyada kimsenin yapamadığı ve peşinde olduğu şey) kullanabilme yeteneğine sahip olur...

Tabii ki Wikus geçirdiği bu değişim yüzünden hem çetelerin hem de (silah üretimi ve ticareti yapan) şirketlerin peşinde olduğu bir “av”a dönüşür...

Ve uzaylıların derme çatma kulubeleri içinde büyük bir kovalamaca başlar...

Film buraya kadar çok çabuk açılıyor ve buraya kadar yazdıklarım filmin sadece bir ön bilgisi...

Filmde kullanılan efektler oldukça başarılı, anlatılan hikâye saçmaymış gibi görünse de yine de takip açısından kopma yaşanmıyor ve inandırıcılığını film boyunca koruyor...

Filmde seyirciye anlatım biçimi olarak;

Aralarda konuyla ilgili her tür gelişmeyi “televizyon haberlerindeki son dakika duyuruları ya da zamanında yapılmış röportajlardan kesitler” şeklinde vermeleri gerçeklik duygusunu arttırmış...

Kurgu içinde bir şimdiki zaman, bir eski görüntüler ve bir de bütün her şey yaşanıp bittikten sonra yapılan röportajlar var bu olayın genel olarak zaman dağılımını genişletmiş...

Tabii ki filmin gerçek dışı gibi olan yanları yok mu var :)

20 yıl o devasa uzay gemisi nasıl öyle havada asılı bekliyor (ki bozuk ve kumanda paneli yok ve de yakıt yok falan ya da 20 yıl dayanan yakıt nedir?)

Yerde üretilen (uzay gemisinin parçalarında kullanılan sıvılardan yapılmış) bir yakıt tüpü nasıl oluyor da (her ne olursa olsun sonuçta o bir uzay gemisi yakıtı) genetik dönüşüm başlatabiliyor... yani iyi ya da kötü değil tamamen başka bir şeye dönüşüm başlatabiliyor?

Fakat sonuçta bu bir hayalgücü, bir bilimkurgu eseri... Her şeyi de açıklamaya kalkarlarsa filmin 4 saat sürmesi gerekir :) o yüzden bazı şeyleri gözardı edip (kazan’ın doğurduğuna inanıyorsun da... ) kendinizi kaptırdığınız zaman Hollywood tarzı ama heyecanını yansıtabilen başarılı bir yapım olarak seyredilebilir.

Biraz şiddet var [ biraz mı? :) ] ama konu içinde olaylar tırmandıkça daha da olsun dediğiniz sahneler bile olabiliyor :)

Başyapıt değil tamam ama kurgusuyla, sunumuyla, tekniğiyle, konusuyla ilginç bir filmdi... Para verip sinemada seyretseydim parama yazık oldu diye düşünmezdim...

Ve en başta söylediğimi yazının sonunda tekrar söyleyeyim :) district 10 yapılırsa seyrederim... (ki devam filmine anlatılacak bir şey de kalmadı ama olsun işte :) )

Karides tipli uzaylı da olsa aslolan insanın(!) gönlündeki dostluk ve vefadır diyorum :) çok kasmadan arada böyle şeylere de bakmak lazım...

4 yorum:

fahimbey dedi ki...

müdür, anlaşılan şu ki; senle bu filmler özellikle de bilim kurgularda pek anlaşamayacağız!

ben district 10 gelse izlemem demiyorum bakın:) ama izlemek için gayret sarfetmem. hem zaten gelmez boşuna bekleme. zira filmin içinde geçiyordu 9.bölgeden 10.bölgeye taşıdılar bir kısım karidesleri...

gelse gelse district 12 gelir belki bi ters bi düz yaparlarsa önce 8 sonra 12 gelir ama 10 gelmez. gelse de izlemem demiyorum ama çaba sarfetmem. geçse de gençlik çağım:)

ama hakkını veriyim film anlatımın o kadar esaslı ki filmi izlemeyenlerin izlemedik diye üzülmesine gerek yok.

ve evet film boğaz köprüsü tarfiinden daha akıcı. izletiyor da kendini.
nihayetinde kurgu detaylara takılmamak lazım. ama bir matrix de beklememek lazım..

dolayısı ile olsa da olur olmasa da kanımca:)

ama moon filmini merak ediyorum ve monitörümü o filme çeviriyorum şimdi.

adios..

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

:) zaten mutlaka bulun seyredin de demedim ve en sonunda bu tarz şeylere de bakılabilir yani ara sıra da demişim :) senin yorumun da ayrı bir güzel oldu tabii :) :) fahim bey... dua et hastayım yoksa moon'u seyrettim onu da yazacaktım :)

fahimbey dedi ki...

aha pişti olduk. hem de iki kere...
ben de hastayım... ama yazıyom ben boş durmuyom:)

ya moon'u ben de izledim bugün ama hastalıktan mı nedir yarı uykulu yarı baygın bişi anlamadım pek... önce karidesleri yazdığına göre sen de pek beğenmedin sanırım.

yani sıkılmadım aslında...(çoğunu uyuklayarak geçirdim ondan belki:) bu işin sonu nereye varacak diye merak ediyor insan. klonlar kuzular dollyler falan derken film bitti.

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

fahimbey moon için çok fazla açıklama da yapmayalım ama (okurları üzmek istemem) :) valla fırsat bulabilirsem ben bugün yazacağım gibi... bakalım artık