15 Kasım 2009

Moon - Ay [film]

En başta söylemek gerekirse Moon filminin renkleri, dokusu, dekoru, kostümleri hoşuma gitti... Efekt yaptık diye filmi karanlığa boğmamışlar, her şey yerli yerinde...

Konusu da güzeldi... Ama gerçekte filmin söylemeye çalıştığı şey için ille de olayın Ay’da geçmesi de gerekmiyordu... Bu nedenle Ay’ın bilimkurgu içindeki özel etkisinden de yararlanılmak istenmiş diye düşündüm...

Film resmen tek kişiyle çekilmiş desem yeridir :) tamam bir iki kişiyi daha gördük ama onlar da çok kısa süreler için göründüler... Neyse...

Filmin klasik bir “kapalı oda” kurgusu içinde ilerlemesi için çekimleri neredeyse tek mekânda yapmışlar... ama yine de “az adamla sınırlı mekâna sıkıştırılarak” heyecanın arttırıldığı benzerlerinin gerilimi bu filmde yok... (bkz. U-bot, Alien vs.)

Belki de öyle bir heyecanın olması da gereksizdir aslında çünkü gerçek konu insanların ileride insanlığı sorgulamak zorunda kalacağı o özel durumla ilgili olunca ister istemez her şey bir ayrıntıdan ibaret kalıyor...

Filmin konusu başlarken çok basit... (korkmayın okuyun filmi anlatmıyorum :) )

Bir şirket var, dünyada temiz enerji için ayın arka yüzündeki madenleri işleyip enerji hasadı yapıyor sonra bunları dünyaya yolluyor... (dünyada bu kadar kaynak varken ne gerek varsa artık)...

Fakat bu sistemi Ay yüzeyinde gerçekleştirmek için kurulan istasyonlar ve yan çalışma alanları için öyle bir sistem kurulmuş ki neredeyse her şey otomatik işliyor...

Ve tabii ki ne kadar modern olursa olsun (robotlara bayıldım ama) yine de o sistemin işleyip kontrol edilmesi için bir insana da ihtiyaç duyuluyor... İşte Sam de oradaki görevli olarak karşımıza çıkıyor...

Sam’in görev süresinin bitip de Dünya’ya dönmesine çok az zaman kalmıştır.

Ama Sam tam da bu ayrılma öncesinde halüsinasyonlar görmeye başlıyor ve bir keresinde de dışarıda (yüzeye çıkınca) göreve giderken araç kullandığı zaman aynı şey olunca kaza yapıyor...

Sam robotlar (?) tarafından kurtarılıp yaşadığı istasyonun revirine getiriliyor ve gerçek film ondan sonra başlıyor...

Tabii ki ben filmin konusunu anlatıp sizin izleme keyfinizi bozacak değilim, zaten bu filmin konusu da öyle bir şey ki tek kelime daha etsem seyretmenize gerek kalmayacak :)

Çünkü Sam’in karşılaşacağı gerçekler sayesinde filmin konusu içindeki “İnsan”ın yeri kadar yine “İnsan”ın tüm varoluş içindeki yerini de sorgulamak, aynı mantıkla benzerlikler kurmak zorunda kaldım...

Eğer oraya bir girersem filmden uzun yazmam lazım ki bunu da ne siz ne de ben isterim...

Sonuç olarak;

33 günde çekilmiş düşük bütçeli bir filmmiş ama Chesney Hawkes’ın “The One And Only” (bir ve tek) parçasını alarmlı saatte çalsın diye düşünmeyi bilecek kadar da ince ayrıntılara girebilmişler...

Dış mekânlardaki görüntüler için NASA’dan bilim adamlarına danışmışlar ne zaman hangi açıdan hangi gezegenin yanında ne görünür falan diye epey bir uğraşmışlar... (ama robotların ekranındaki duyguları ileten yüz ifadeleri çok basit ve komik kalmış.)

Film boyunca bilimkurgu eserlerinde olan tüm gerekli şeyleri yerli yerine de koymuşlar ama yine de bence film bilimkurgu görünümünde insan ahlakını ve varoluşu sorgulatan başka türde bir şeyi amaçlamış gibiydi...

Böyle bir konu için ağır tempolu sayılabilir, bir iki sevişme hayali sahnesi için küçüklerin seyretmesi sakıncalı olabilir demeyeceğim ama seyretseler de filmin kendinden bir şey anlayacaklarını sanmıyorum :)

Filmin kendi mantığı sağlam ama gerçeklere uyguladığımız zaman mantıklı gelmeyen çok şey bulunabiliyor... Fakat bunlar filmin arka planında “Günlük hayatta ne yapıyoruz, yaşarken neyiz neyi yaşıyoruz?” sorusunu düşünmemizi sağlayacaksa genel olarak bunu sorduran kurgunun küçük sinematografik kusurlarını göz ardı edebiliriz...

Gelelim bu filmi seyredelim mi seyretmeyelim mi söyle artık çayım soğuyor kısmına...

Siz de bulursanız seyredersiniz bulamazsanız üzülmeyin bir gün mutlaka bir yerlerde rastlayacağınıza emin olabilirsiniz... Şimdi böyle dedim diye haldır haldır aramaya kalkmayın o kadar da olağanüstü bir şey değil ama rastlarsanız seyretmenizi tavsiye ediyorum...

Açıkçası bilimkurguyu çok seven biri olarak seyrettiğime pişman olmadım... (çayı soğutmayın) :)