02 Aralık 2009

bayramda kocakarı reçeteleri... :)

Çocukluğumdan beri bayramlardan pek hazzetmesem de elimiz mecbur oraya buraya gitmek zorundayız...

Devamlı görüştüğümüz yakınlarımız haricinde pek sık görüşmediğimiz tanıdıklarla da buluşulan ortamlar oluşturduğu için bayram ziyaretleri (sıkıcılığının yanında) ilginç de olabiliyor...

Her bayramda çeşitli sosyal gruplardan farklı yaşam tarzlarından insanlarla yapılan ortak sohbetlerde genel olarak o dönemdeki toplumsal eğilimleri ve (zorunlu) ilgi alanlarını da öğrenme fırsatı bulabiliyorsunuz.

Üç dört yıl önceki bayram ziyaretlerinde konuşulan ortak konuların başında kredi kartları, ekonomik kriz varken, iki üç yıl önce AKP’nin yönetimi ve siyaset konu olarak daha bir ağır basıyordu...

Bu yıl ise herkes “Domuz gribi”nden ve genel olarak nezle-grip benzeri hastalıkların etkilerine karşı yaptıklarından bahsediyordu...

Tıbbi yeterlilik, doktorların becerisi ve hastanelerin uygulamaları gibi konular bu bayramda tavan yaptı...

Herkes, daha kış başlayıp soğuklar bastırmamasına rağmen en az bir iki kez nezle ya da grip olduğundan bahsederken alternatif öneriler paylaşmaktan da geri durmadı.

Anlatılan yöntemleri ve yapılan uygulamaları mutlaka ya kendilerinde ya da çocuklarında (artık ilaçlar, doktorlar fayda etmeyip de son çare olarak) denemişlerdi.

İşte ilginç ve üzerinde denenmişliği ile yararlılığı hakkında hem fikir olunan kocakarı ilaçları:

Orta boy bir “Kara turp”un üstünden kapak şeklinde bir parçayı kesip alıyoruz. Sonra turp’u biraz oyup içine iki üç kaşık bal koyarak sabaha kadar bekletiyoruz...

Balla temas eden turp’un iç kısmında biriken sıvıyı alıp bir çay kaşığı kadar her gün öksürük şikâyeti olan hastaya veriyoruz... Bronşları tıkalı olanlar, bronşit ya da astım benzeri şikâyetleri olanlar, kuru öksürüğü olup da şurupla ilaçla öksürüğünü geçiremeyenlere mutlaka tavsiye ediliyor...

Tabii bu uygulamanın çeşitli ayrıntıları var; kimi turp’un ayazda bekletilmesini söylerken kimisi her gün yeni bir turp kullanmak gerektiğini belirtiyor... kimisi üstünü oy altını kes balı içine koy bal turp'un içinden süzülsün onu iç diyor vs.

[Daha önceden bu tip bir rahatsızlık için bıldırcın yumurtası içildiğini duymuştum ama turp’u ilk kez duydum. Herkes söylüyorsa denemekte bir fayda var. Nasıl olsa zararsız bir şey sonuçta...]

Nezle ve soğukalgınlığında bilindiği gibi dişler ve çene kemiğiyle birlikte yüz hassaslaşır ve bazen dişetleri çekilir... Buna karşı önerilen ise taze Ebegümeci bitkisi toplayıp kaynattıktan sonra soğuyunca bu suyla ağızı çalkalamak (içilmiyormuş, sadece çalkalayacakmışız)...

Konu sağlıktan açılınca herkesin bir bildiği oluyor ve herkes adeta karşısındakine gizli bir formül veriyormuş çok değerli bir sırrını paylaşıyormuş gibi bildiklerini anlatmaya başlıyor.

İşte bu bayramda duyduğum üçüncü ilginç şey;

Çocukların boyları uzasın diye balığın beyaz etinde yan kısımlarda rastlanan kahverengi bölgeleri hergün yediriyormuşuz...

[Ben hayatım boyunca toplam bir kilo balık yememişimdir, hiç sevmem ama çocukların bu değerli besin kaynağından uzak durmamaları gerekiyor (siz benim gibi yapmayın çocuklar). Ve bir de yine pırasa’nın bu şekilde boy uzattığını duymuştum ama demek ki bir de bu varmış.]

Ama tabii ki balığın tamamını yese yine o kahverengi kısımları da yemiş olmuyorlar mı? Niye “Bol bol balık ye.” değil de ille de kahverengi kısımları onu tam anlayamadım :)

İşte böyle, bu bayram da bunlar kaldı aklımda...

Sağlık için en temel kural sağlığı kaybetmeden önce korumaya çalışmaktır diye düşünüyorum o yüzden en baştan dikkat edip düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve biraz da spor yapmak şart.

Ama bunları yapsak da yine de bir şekilde nezle, grip olabilir öksürükle uğraşmak zorunda kalabiliriz. İşte o zaman bu yazıda anlattıklarım belki sizin de işinize yarayacaktır...

Herkese sağlıklı günler...

[doktor makalesi gibi oldu :) ama bir aileye bir doktor(!) yeter, ben kusur kalayım :) ]

Not: karelidefter'deki diğer ilginç sağlık yazılarını okumak için bu satıra tıklayabilirsiniz...