22 Aralık 2009

Yeopgijeogin geunyeo (My sassy girl) [film]

Bu filmi uzun süredir merak ediyordum, bu aralar da arşivden bir kutu dolusu Kore filmini çıkarınca seyretmediklerime bir bakayım derken üst üste Uzakdoğu filmi seyreder oldum :) arada bir de buna bakayım dedim, iyi ki de bakmışım...

Evet, son zamanlarda Uzakdoğu sinemasında da biraz Hollywood etkisi hissedilir oldu ama yine de tam olarak ruhlarını, insanlara olan saygılarını kaybetmemişler ve hâlâ güzel “aşk” filmi çekebiliyorlar...

Bu film aslında kurgu ve anlatım olarak biraz fazla batı düşünce tarzına yakın bir yapım ama yine de kendine özgü ayrıntılarıyla farklı bir şey ortaya koyabilmeyi de başarmışlar...

Filmin anlatımı çok sade, efekt yok, kovalamaca yok, silahlar patlamıyor, uçaklar birbirine füze atmıyor, takla atan arabalar yok ama konu yine de kendini götürüyor...

Ama böyle söyledim diye ağır akan, seyrederken esnetip duran tipte sıkıcı bir film de değil asla... Hatta aksine birçok yeri bayağı bir eğlenceli ve komik bile sayılır.

Uzatmadan filme geçeyim;

Film üç bölüme ayrılmış... birinci yarı, ikinci yarı ve uzatmalar...

Birinci yarı ile ikinci yarı bize anlatılan aşk hikâyesi aynen devam ederken sadece arkadaşlıktan gerçek aşka geçiş yapılan bir dönüm noktası olarak ayrım söz konusu diyebiliriz ama uzatmalar ah o uzatmalar yok mu...

Bu kadar film içinde ancak üç beş tane film vardır ki bu şekilde bir saat anlatsın anlatsın ortada öylesine sadece birebir durumu izlemekten başka bir şey yokken filmin sonunda bütün olaylar değişsin ve final bölümüne girince her şeye bakışınız farklı olsun...

Film, “Birinci yarı”da;
kızla çocuğun tanışmalarını ve yaşadıkları tesadüfleri anlatırken

“İkinci yarı”da;
olayları kimi zaman (bazen de gereksiz tekrarlarla) mizahla süsleyerek konuya akıcılık kazandırmak istemiş olsalar da ana tema da hakim olan şey yavaş yavaş drama dönüşüyor...

Ama arkadaşlık, tesadüfler ve aşkı bir araya getirip de şapkayı önümüze koymamız gereken son bölüm “Uzatmalar”a geldiğimizde işler değişiyor;

Kim kime ne yaptı niye bütün bunlar yaşandı ve niye bu kız böyle yapıyor ve acayip bir son...

Uzakdoğu sineması, doğu insanının ruhunda barındırdığı masalsı anlatıyı ve o masalların vazgeçilmezi olan “imkânsız gibi görünen tesadüfleri” modern sinema diliyle çok güzel bir şekilde harmanlamış...

Birinci bölümdeki (bana göre) bazı gereksiz sahneler ve tekrarlar bazen "Amaaaan" dedirtebiliyor [özellikle kusma sahneleri:( ] ama birebir ne yaşanıyorsa aktarmaları için de bunların gerekli olduğunu düşünebiliriz...

İkinci bölümde ilginç olan şey ise; birinci bölümdeki tesadüflerin kızla erkeği her fırsatta buluşturuyor gibi olmasının tersine, birbirlerini bulmaya çalışmalarını engelleyen gözle görülür bir birbirlerine “dakikayla denk gelememe” talihsizlikleri yaşanması... (kader olaya el mi koyuyor dersiniz?)

Yani birinci bölüm kader isterse olur, ikinci bölüm kader istemezse olmaz ana fikrinin etrafında dönüyor.

Ama olaylar ve ayrıntılar öylesine ön planda ki bunu görmek anca bölümlerin tamamını bitirince mümkün olabiliyor...

Film “Uzatmalar” isimli bölümle de beklenilenin dışında garip bir sürpriz sonla kapanıyor...

Normal bir filmken anlatılanları son bölümünde toparlayıp her şeyi başka bir çizgiye oturtan, seyredince pişman olunmayacak güzel bir film diyebilirim...

Bütün filmi en başından sona kadar aralara girip anlatan çocuk (aynı zamanda dış ses) filmin açılışında kendisini tanıtırken;

“Ailem hep bir kız çocukları olsun istemiş, beni de bu yüzden kız gibi yetiştirmişler...” diye bir açıklama yapıyor...

En başta bu bilgiyi gereksiz bulmuştum ama sanırım aklınıza otel odasında kız sarhoşken aynı yatağı paylaşmalarına rağmen “Nasıl oldu da sadece uyudular?” gibi bir soru gelirse diye böyle bir ayrıntı eklemişler. (ki bence yine de böyle bir açıklama yapılması gereksiz olmuş. Ne yani...)

Sonuç olarak film; akışı ve değişik ayrıntılar içeren konu örgüsü ile izlenebilir iyi bir yapım... Bulursanız seyredin. Ayrıca şiddet ya da cinsellik içeren açık bir sahnesi olmadığı için ailecek de izlenebilir...

Bir de iki de bir insanın içini kaldıran kusma sahneleri olmasaydı daha iyi olurdu demeden de edemeyeceğim ama onlar bile yer yer komik sayılabilir:)

Seyretmek istemezseniz de siz bilirsiniz (“Ne? Öldün sen!” bu da filmde kızın ikide bir söylediği bir replik, ağzıma takıldı işte :) )

Seyredin seyredin... Birçok ülkede katıldığı film festivallerinde “En iyi yabancı film” ödülü almış ve başarısı üzerine benzer bir Hollywood versiyonunun da yapılmış olduğu bu filmi beğeneceksiniz... (ki sakın siz bu film diye sahtesini seyretmeyin.)