01 Mart 2010

Aydın Boysan’ın “İstanbul esintileri”...

Daha önceki bir gönderide Sayın Aydın Boysan’ın “İstanbul esintileri” kitabını okuduğumu söylemiş ve hoşuma giden bir konusunu da buraya almıştım.

Kitabı bitirdim, güzeldi... Sonlara doğru dünya mizahından seçme küçük haber ve fıkraların oranını kitabın ciddiyetle eğildiği sorunlardan sonra biraz fazla bulsam da yine de okumaya değer birçok temel bilgi içerdiği için herkese tavsiye ediyorum...

Kitapta neler var?

Eski İstanbul kültürü, artık sadece çocukluk anıları içinde kalmış eski gelenekler, yazarın görüşleri, hatıralar...

İstanbul’un imar planındaki yanlışlar, bu yanlışların başlangıç noktasını oluşturan siyasi oluşum, insan ilişkileri, zaman kavramı, dünya-çevre-insan etkileşimi, Mimar Sinan dan Atatürk’e büyük isimler hakkında bilgi ve yorumlar...

Hepsi güzel ve akıcı bir anlatımla Aydın Boysan’ın “İstanbul esintileri” isimli kitabında...

Konuların arasına sıkıştırılmış küçük anektodlar, hikâyeler ve fıkralarla süslü bu kitabı sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum.

Özellikle eski yaşantının akış hızı ve günümüzle kültürel bağlarındaki farklılığı sanırım en çok da yeni neslin dikkatini çekecektir.

Bir sohbet sırasında (sizlerden yaşça büyük olanlar eski konulardan muhabbet açtığında) anlatılanlara yabancı kalmamak için bile okunsa yeter :)

Ayrıca yazar, yaşıtı olan birçok meslektaşı gibi “Nerede o eski günler...” diye tutturup başka da bir şey demeyen tiplerden değil, bunu da belirtmekte fayda var...

Yazar; “O zaman öyle yaşıyorduk, hayatımızla şehrin yaşantısını biçimlendirdik şimdi böyle yaşıyoruz ona göre biçimlendirmek gerekir.” diyerek günümüz şehir hayatının da güzelleşebileceği doğrultusunda ümidini yitirmediğini gösteriyor.

Ve şöyle ekliyor;
“......Önce hayal etmeli... Ne kadar iyi hayal edebilirsek, zihnimizde ne kadar güzel ve gerçeğe yakın canlandırabilirsek, o hayallerin gerçekleşme yeteneği ve olasılığı, o denli artar........

.......‘Beyoğlunu canlandırmak’ deyip duruyoruz. ‘Ne’yi canlandıracağız? İnsanları mı? Orhan Veli’yi mi? Olmaz ki... Gitti onlar. Gelmezler.

‘Ah o zamanın Beyoğlu’su!’ derken, haklıyız. Neden haklıyız? Aradığımız şey, bu kuşakların getirdiği yaşama biçimi ve kalitesiydi...

......İnsanlar ve kuşaklar gitti... Mekân elde kaldı. Bu mekâna pompalanacak olan, yeni kuşakların hayat biçimi olmalı..........”


Nasıl? Siz de yazarı gerçekçi ve mantıklı buldunuz değil mi? :)
Benim için bu kitapta bulduğum en önemli şey; Bizans ve Osmanlı mimarisi ile Mimar Sinan’ın eserlerindeki mimari püf noktalarının bu kadar açık bir şekilde anlatılmasıydı...

Yazarın bu açıklamalarını okuduktan sonra Cami, kilise, kemer ve benzeri yapıların mimari düzeneğine farklı bir gözle bakmaya başladım :)

Ama kitap hep de ciddi ve ağır konulardan bahsetmiyor, onu da söylemem lazım...

Kitaptan minik bir alıntıyı da başka bir linkte yazmıştım, belki kitabın içindeki eğlenceli şeyler hakkında az olsa da bir fikir verir diye düşündüm.

[ o yüzden buraya tekrar alıyorum diğer bloğu okuyanlar kusura bakmasınlar artık :) ]

"Amerika’daki gazetelerde de bizim 'Güzin Abla' gibi okuyucuların sorunları için öğüt verenler var, Abby onlardan biriymiş ve işte gelen bir mektup ve Abby’nin verdiği yanıt :)

"Sevgili Abby, kocam 70 yaşında ama hala gördüğü her kadının peşine düşmekten vazgeçmiyor, ne öğütlersin?"

"Sevgili Carol, benim köpeğim de gördüğü her arabanın arkasından havlayıp peşinden koşuyor ama inan yakaladığı zaman ne yapacağını bilmiyor." :)