22 Mart 2010

Hurt locker [film]

Film, öyle kenarda bir yerde duruyordu, altı “Oscar” ödülü birden alınca “Dur şuna bir bakayım.” dedim...

Öyle abartılıp da “Vay be! Adamlar ne film yapmış.” diyecek bir şey yok ama izlenebilirlik bakımından orta ayarın üzerinde olduğunu da inkâr edemeyiz. (Ama kesinlikle “altı Oscar” birden alacak bir film de değil, sonunda Oscar ödüllerini de Eurovision şarkı yarışmasına çevirdiler resmen.)

Neyse;

Seyircide olayların içindeymiş gibi bir duygu uyandırmak için çekimler üzerinde gerçekten çok uğraşılmış.

(Hareketli kameraların kullanılmasıyla filmin kahramanlarından hiç kopmadan en baştan sona kadar yakın takip hiç bırakılmıyor.)

Görüntüler, oradaymış hissi yaratabilecek kadar doğal olsun diye çok özen göstermişler ama yine de sanki gerçeklik duygusu dış mekânların yansıtılmasında çevredeki insanları verirken biraz eksik kalmış gibi geliyor... (Ya da gerçekten Bağdat sokaklarında nüfus çok azalmış.)

Amerikan askerlerinin Irak’taki bomba imha ekibine yakından bir bakışın ötesinde savaş bölgesindeki askerin psikolojini göstermeye çalışan filmin vermeye çalıştığı şey ne tarafından bakarsan öyle görünüyor. Bu yüzden filmin anlatım dili çok politik denilebilir.

Bir yandan savaşın sorgulanması ve alışan kişiler için “savaş durumu”nun sıradan bir yaşam tarzına dönüşmesi, bir yandan insan hayatının ne kadar ucuz olduğu ortaya koyulmaya çalışılmış...

Film, aynı zamanda; evine dönen askerin süpermarketteki ürün zenginliği içinde “her şey refah içinse; refah, yüzlerce mısır gevreği markası içinde hangisini seçeceğine karar verememek mi?” sorgulamasını da yaptırarak seyirciyi “Bütün bunlar ne için? diye yeniden düşünmeye de sevk ediyor. (Bence filmin en etkili sahnesi burasıydı.)

Hurt locker’da, türünün aksine (Hollywood yapımlarında alışık olduğumuz şekilde) Amerikan milliyetçiliğini bayraklarla ve ölümsüz süper kahramanlarla vurgulamak yerine “Orada çarpışanlar, savaşın tam içinde bulunan gerçek insanlar, işte böyle her gün ayrı bir ölüm kalım savaşı veriyorlar.” fikri ön planda tutulmuş.

Çözülmesi gereken bir soruna odaklı anlatım, olay kurgusu ya da merak unsurunu takip gibi mantıksal bir çizgi yerine, gün gün belli bir askeri ekibin yaşadıklarını kayıt altına alıyormuş gibi yapılan çekimler şeklinde verilen konu belli bir süre sonra kendini tekrara düşüp sıkıcı da olabiliyor...

İnsani yanlarını bireysel olarak kahramanların kişisel davranış ve duygularında gösterebilen film, genel olarak “olaylar bu şekilde ve yapacak bir şey yok, hayat böyle devam ediyor, bunlar yaşanıyor ama şu insanların durumuna biraz daha yakından bakın.” serzenişinden öteye geçemiyor...

Bütün Irak halkının her yere bomba döşeyip intihar saldırısı düzenleyen saldırgan ve tehlikeli insanlar gibi gösterildiği filmde; olaylarla hiç alakası olmayan insanların da nasıl tehlikeli duruma düştükleri ara sıra gösterilmeye çalışılmış. (güvenlik yüzünden istemeden öldürülen insanların ölüm nedenlerinin açıklanması gibi bir şey yapmaya çalışmışlar.)

Ama iki saatlik film boyunca; ne bir bomba atan uçak, ne sivillere baskın düzenleyen özel helikopterli birlikler ne de bombalanan okul ve hastaneler gibi Irak’ın gerçek durumunu yansıtacak görüntüler var...

("Amerika niye Irak'ta?" konusuna hiç girmiyorum filmde o mevzu çoktan bitmiş olay kendi içinde kendini sorgulamayı da geçip, gerçekçi bir bakış açısıyla "buradaki askerlerin hayatı çok zor be abi" aşamasına gelmiş.)

Sadece bir bomba imha ekibi ve orada bomba imha uzmanıyla yakın çevresi incelenip "yaptığı iş bu kadar tehlikeli olduğu halde nasıl da bu işi kanıksamış" ona dikkat çekiliyor...

Biraz da siyasi ufak tefek dokunmalarla politik göndermeler var o kadar...

İki saatlik filmin sonlarına doğru giren “patlatılan tanker” sonrası yangın yerine gitmeleri, oradan bir arkadaşının vurulunca kurtarılması vs. gibi olaylar konuyu gereksiz yere uzatmış... Savaş alanı işte, haliyle tehlikeler olacak ve birileri vurulacak...

Açıkçası insan altı Oscar’lı savaş filminde ya daha fazla heyecan ya da daha fazla siyasi tavır görmek istiyor...
Oysa bir iki bomba imha çalışmasında yakında olup olaya şahit olmanın dışında fazlaca heyecanlı ya da sürükleyici bir durum yok...

Bizler için Irak konusu farklı bir yerde farklı bir konumda, Amerikalılar için ise başka bir anlam taşıyor o yüzden aynı duygularla seyretmek ve filmin siyasi duruşunu tarafsız olarak değerlendirmek çok zor. Böyle olunca da duygusu filmdeki bireyleri aşamayan sadece konusu biraz farklı bir detayda takılmış değişik bir film diyebiliyorum...

Sonuç olarak kaliteli ve farklı bir film ama herkese önerebileceğimiz “Mutlaka seyredilmesi gereken” olağanüstü bir film de değil bence...