20 Nisan 2010

Doubt [film]

Filmi seyrettim beğendim, akışının yavaş olmasına rağmen sürükleyici ve düşündürücü konusuyla, arkaplandaki kurgusuyla sinema sanatının edebiyat ve mantık ikilisiyle insanların bilinçaltına nasıl işleyip karakterini yönlendirebileceğine dair güzel bir örnek olması açısından da özel bir yapıt olduğunu söyleyebilirim.

Ama mutlaka bulmanız gereken ve kendinizi kaybederek seyredeceğiniz bir film değil bunu belirtmem gerekiyor... Yani pek öyle para verip sinemaya giderek zevkle seyredeceğiniz olağanüstü bir macera filmi değil...

Fakat sinemaya sanat olarak önem veriyorsanız sinemanın gücünü aldığı temel etkiyi göstermesi açısından bu filmi seyretmeniz gerekir, onu da söyleyeyim, yani bulursanız da kaçırmayın.

Neyse şimdi gelelim filme;

Kilise denetimindeki bir okuldayız... Çevre semtlerden gelen çocukların öğretim gördüğü bu okulda çeşitli kademelerden dini görevliler öğretmenlik yapıyor...

Fakat bizim işimiz üç kişi arasında;

Birincisi: Okulun kilisesinde papazlık da yapan güleryüzlü bir rahip.
İkincisi: Fazla hayat tecrübesi olmayan yeni yetme bir öğretmen rahibe.
Üçüncüsü: Feleğin çemberinden geçmiş olan yaşlı okul müdiresi bir rahibe.
(bu arada; sadece uzun ama kısıtlı bir bölümde görünen “okula çağırılan veli” rolündeki kadın sanatçının performansıyla filmdeki bütün oyuncuları katlaması da ayrı bir sürpriz oldu.)

Yazı zaten uzun olacak ben fazla aralara girip de uzatmayayım... Hemen konuya dönüyorum;

Filmin ismi “Şüphe” ve film boyunca gerçekleşen olaylar sonrasında devamlı olarak konuyla ilgili verdiğiniz karar yüzünden şüphe ediyorsunuz, filmin kurgusu böyle.

Filmin içeriği öyle olağanüstü yaratıcı bulunacak tipten hiç duyulmamış bir şey değil ama aslında konunun bunla da pek ilgisi yok bütün olay gözlere ustaca çekilmiş perdeden başka bir şey değil.

Filmin bütününde, dini okulda modern görüşlü bir adamla tutucu olan yaşlı bir kadının belli bir olay üzerine karşılıklı kozlarını paylaşmaları söz konusuymuş gibi görünüyor.

Fakat yapmak istedikleri şeyi öylesine güzel işlemişler ki o yüzden burayı biraz açıklamam gerekiyor.

(ve tabii ki her zaman olduğu gibi bu filmi seyrederseniz film izleme zevkinizden hiçbir şey kaybetmeden izleyebilmeniz için konuyu uygun bir dille anlatırken yapılan uygulamayı da filmin konusuna girmeden açıklayacağım)...

Şimdi ne oldu da bir film anlatımı böyle ciddileşti, yok burasını açıklamam lazım, yok şöyle şöyle ama aslında böyle falan diye bir sürü şey diyorum bunları yazayım...

Filmde bir konu var ve bu konunun gelişmesine göre de iki ayrı taraf var... Biri modern bakış açısına sahip diğeri ise tutucu ve muhafazakâr olan tarafı temsil ediyor. (bir de aslında bizler gibi tam olarak karar veremeyen saf öğretmen var ki o da olayların açıklamalarına göre seyirciye ışık tutup taraf değiştirip duruyor.)

Filmi izlerken haklı olarak tutucu olan müdireye biraz sinir oluyoruz.

Çünkü;
Kadın, öğretmenin çekmecesindeki boğaz pastilini şeker diyerek istememekte, çayına şeker koymayı, tabağında en küçük bir artık bırakmayı kötü bir şey olarak görmekte, tükenmez kalemi bile yenilik diye istemeyecek kadar katı bir görüşe sahip ve en küçük bir disiplinsizliğe de tahammül edemiyor...

İşte böyle bir rahibenin karşısında ise değişen çağa ayak uydurmaya çalışarak insanlarla sıcak ilişkiler kurmanın kilise açısından daha faydalı olacağını düşünen modern görüşlü bir papaz var.

Tabii ki filmde konu akıyor, olaylar sırasına göre ilerliyor ve filmi seyreden herkes vicdanı gereği anlatılan şey için mecburen onaylanamayacak olan mevzunun karşısına geçiyor...

İşte bütün ince fikir ve bilinçaltı etkisi de burada devreye giriyor...

Çünkü gerçekte verilmek istenen şey; vicdanen doğru olanı (mecburen) seçtirip o doğruyu onaylatmak... Ki bu da aslında istenilmeyen, beğenilmeyen karakterin temsil ettiği kesimi doğru bularak onun yolunu açmaktan başka bir şey değil...

Yani “Böyle davranan ve sana doğru gelmeyen davranışları olan bir kesim var, evet biliyoruz ama işte bak öyle bir eğitim, öyle bir görüş açısı ve disiplin verilmeyince de bu tür sorunlar ortaya çıktığında da başka türlü halledilemez.” demeye getirerek istenilen fikri bilinçaltında onaylatıyorlar...

Eğer “Şüphe”yi izlemeyi düşünürseniz; “Kurgu ve konu arkasında gizlenen yönlendirmeler” olabileceğini göstermesi açısından önemli sayılabilecek bir film seyrettiğiniz aklınızın bir kenarında bulunsun...

(Ve tabii ki benim bu filme ait düşüncelerim “teatral, minimalist, girift, baz, son tahlil, düşünsel konum, cevher, karakter gelgitleri” gibi kelime ve tanımlamaları ard arda dizerek yapılan bilinçsiz yorumlara benzemiyor. Hangisinin doğru olduğuna siz karar verin :) )