28 Nisan 2010

Uçurtma avcıları [film]

Kitabını çok beğenmişlerdi elime geçtiği halde okumaya fırsat bulamadım ama bir şekilde hiç değilse filmini seyredeyim dedim.

Evdekiler kitabını okuyup çok beğendikleri halde merak edip filmini seyretme cesaretini gösterince ben de seyretmek zorunda kaldım :)

Bilindiği gibi sinema tarihinde kitabından daha güzel bir anlatımı yakalamış bir film henüz yapılmadı. Ne zaman kitabını okumuş olduğum bir filmle karşılaşsam seyretmekten kaçınmışımdır.

Neyse ki ben kitabı okumamıştım ve aklımda filmin anlatımdaki başarısını karşılaştıracağım bir eser yoktu... (kitabını okuyanlar filmden sonra aynı şekilde “kitabın daha güzel olduğunu” söylediler o yüzden ben de size kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.)

Neyse yine de filmi seyrettik ve işte filmin üstten şöyle bir konusu ve bir iki görüş...

Afganistan’da yaşayan iki çocuk, biri varlıklı bir ailenin oğlu diğeri evde hizmetçilik yapan adamın çocuğu...

Aynı evde yaşayan iki küçük çocuğun yakınlığında bir şekilde çocukluğun getirdiği saf sevgiye dayanan arkadaşlığın gücü olsa da bir yandan da varlıklı ailenin oğlunda kıskançlıktan kaynaklanan bir davranış bozukluğu da bulunmakta...

Çok iyi anlaşan bu iki küçük çocuktan biri diğerine hizmetçilik yapmakla birlikte yine de iyi arkadaşlar.

Varlıklı ailenin oğlu, doğum sırasında annesini kaybettiği için “babasının, kendisini annesinin ölümünden sorumlu tuttuğunu” bu yüzden de hizmetçinin çocuğu olan yakın arkadaşını kendisinden daha çok sevdiğini düşünüyor.

Bu düşüncelerle kendine olan güvenini kaybeden çocuk, kendisini her şeye karşı arkadaşı için öne atan en yakın bu arkadaşına iftirada bulunup evden gitmelerini sağlıyor...

İki çocuk arasında bunlar gerçekleşirken ülkenin yaşadığı siyasi durum da gittikçe karışmaktadır.

Afganistan’nın Rusların işgaline karşı mücadelesini kendine mâl eden mollalar (Taliban), işgal sonrası yönetimi devralırlar...

Bu arada varlıklı aile Ruslar işgale başladığında evini barkını bırakıp ülkeden gizlice kaçmış Amerika’da zorlu bir hayata başlamıştır bile...

Aradan yıllar geçmiş baba oğul Amerika’da yaşamaya devam etmektedir, çocuk üniversiteyi bitirir, evlenir, babası ağır hasta olur vs. bu arada Afganistan’da kalan evlerini bıraktıkları yakın dostları Amerika’daki varlıklı ailenin çocuğunu arar ve mutlaka gelmesi gerektiğini söyler.

Çocuk da bir vefa borcu olduğunu düşündüğü için kalkar bu aile dostuna gider...

(ki artık eşek kadar adam olmuş aklı başında biri, hatta yazar olup bir öykü kitabı bile yayınlatmış. Bakmayın siz benim çocuk dediğime ama filmde hep iki çocuğun hayatı diye gittiği için ben de konuyu o gözle yorumluyorum.)

Aile dostu olan adam buna eski çocukluk arkadaşından bir mektup verir ve bir de artık büyüyüp koca bir adam olduğu için ilk kez duyacağı bir aile sırrını söyler.

Ve ondan sonra filmin maceralı(!) kısmı başlar...

Seyredecek olanların seyir sevkini bozmamak için buraya kadar yazdıklarımda çok sınırlı bir anlatımı tercih ettim bundan sonrasını da artık filmi seyredeceklere bırakıyorum...

Ama bu açıklamaları sınırlı tutmam, filmin; ülkesini terkedince hemen “kendi geçmişindeki olayları psikolojik olarak açıklayıp” sonra bunları “ülkenin siyasi kaderiyle birleştirerek” eleştirme isteği duyan yazarların genel tutumuna sıradan bir örnek teşkil ediyor diye söylememem için bir engel oluşturmuyor.

Konu kitapta çok derinlemesine ve kurguda kopukluklar olmadan aktarılırken (ben kitabını okumadığım halde eksikliğini hissettiğim bazı noktalar yakaladım) filmde birçok şey duyguları ihmal ederek siyasi eleştiriyi haklı kılabilmek için çok hızlı bir şekilde sona doğru akıp gidiyor. (ki Taliban rejimi eleştirilmeyecek gibi değil buna katılıyorum ama bu ayrı bir konu)

Sonuç olarak Doğu-Batı kültürü çatışması desem değil, psikolojik açılımlar ve altında yatan çözümlemeler desem bunda pek başarılı olamamışlar, siyasi rejim eleştirisi desem gazete haberlerinden ileri gidebilen ayrıntılar yok, bir maceraya atılan adamın Afganistan’a geri dönmesi her ne kadar bir yol filmi havasını andırsa da pek öyle bir şey de değil...

Ne desem laf değil :) o yüzden bulursanız bir bakın, bulamazsanız pek dert etmeyin ama bunun yerine kitabını mutlaka öneriyorum.

Çünkü filmde gördüğüm eksiklikleri söyledikçe kitabını okuyanlar bu eksikliklerin kitapta olmadığını ve filmde olması gereken ara bölümlerin kitapta yerli yerinde (ve duygu yüklü bir biçimde) bulunduğunu belirttiler.

Sağlamasını biraz tersten yapmış olduk ama filmdeki eksikliklerin bulunmadığı bir kitabı önermemden daha doğru bir şey de olamaz diye düşünüyorum.

Ben filmi seyredince her ne kadar kötü bulmasam da ayrıntılar yüzünden pek başarılı da bulmadım [Çünkü filmde Taliban yanlısı mollalar müzik çalıyorlar (ki müziğin her türlüsü yasaklanmıştır), futbol oynayanlar şortlarla oynuyor (ki Taliban döneminde şortla maç oynamak falan mümkün değildir) gibi bir sürü şey gerçeği yansıtmıyordu...]

Rastlarsanız seyredin ama aranıp bulunup peşine düşülecek bir film de değil, abartanlara aldanmayın, onlar daha önceden Ortadoğu kültürüne ait fazla kitap okumamış ya da bu konularla ilgili film seyretmemiş olanlar...

Kitabın yazarı "Khaled Hosseini" filmden edebi olarak memnun kaldı mı bilmiyorum ama ben pek de beğenmedim... (Yazıyı bitirirken, bazı sahnelerinden dolayı filmin çocuklara uygun olmadığını da belirteyim.)