10 Mayıs 2010

borat [film]

Biliyorum, bu filmi bir hayli geç izledim ama genelde vizyon filmlerini seyretmeyi pek sevmediğim için çok da merak etmemiştim. Çıktığı zaman çok eleştirilen ve üzerinde çok konuşulan bir filmdi, sıraya koydum seyrederim diyordum kısmet dün akşamaymış...

Aman aman... aman diyorum... Bunun neresi mizah, neresi komik, neresi eğlenceli... Resmen “kusmalık” bir film olmuş.

Bir insanın hiçbir gerekçeyle (başkasını eleştirebilmek için örnek göstermek üzere kullanılmış olsa bile) başka insanları bu derece aşağılaması kesinlikle; sanatı, sinemayı, eleştiriyi yaratıcılığı bırakın, insanlıkla bağdaşmıyor...

Dünyanın en ücra yerinde hiçbir şey bilmeyen, dünyanın en kötü espri anlayışına sahip bir insan bile; bu kadar iğrenç ve seviyesiz, en küçük bir yaratıcılık izi taşımayan adice şeyleri espri olarak yapmaz ya da kabul etmez...

Gelelim filmin öbür yüzüne.

Tamam! Çok iğrenç ve seviyesiz hatta insanı rahatsız edecek, midesini bulandıracak bir espri anlayışı ile yapılmış uyduruk bir film ama...

Bu “ama”nın yanında;
Filmin “Bu iğrençlik nasıl seni rahatsız ediyor ve filmin kahramanı hakkında gösterdiklerimiz eleştiri sınırlarını aştığı için bu karakterden nasıl iğreniyorsan, işte onun gezip bu macerayı yaşadığı toplumu da ben arka planda sana veriyorum bir de onlara bak, aynı şekilde saçmalıklar içermiyor mu?” diyen farklı bir eleştirel yaklaşımı da yok değil.

Film, üçüncü dünya ülkelerinin (biçimlendirilmiş beyinli) insanlarını ve despot devlet anlayışıyla yaşanılmaz hale getirilen ülkeleri eleştiriyormuş gibi görünürken, aslında Amerika’nın alt kültürlerindeki uç noktaların çokluğu ve bunların dünya görüşlerine dikkat çekmeye çalışıyor. Ama yine de bunu söyleyebilmek için bu kadar kötü bir film çekilmesi gerekmiyordu...

Filmi hiç mi hiç beğenmedim, çok zor tahammül ettim ve kesinlikle de tavsiye etmiyorum...

İlle de ben çok merak ettim seyredeceğim diyorsanız, para vermeden internetten indirip bakın paranız boşa gitmesin ve unutmayın büyük yaştaki çocuklara bile uygun değil, aile içinde seyretmeyi de aklınızdan bile geçirmeyin...

(not; parayı basıp dünyanın en güzel şarkılarını alıp da ilgisiz bir şekilde Balkan müziklerini bu filmde kullanmayı düşünmüş olan "o zavallı beynin bağlı olduğu kulaklara" kurşun akıtılması bedduasını da yazıma ekleyerek “Son duydukları şarkılar olur inşallah!” diyorum, Amerika-Kazakistan ne alaka “Çingeneler zamanı” ve Esma Recepova şarkıları ne alaka?)