25 Mayıs 2010

Soul kitchen [film]

Arada bir iki gereksiz açık sahne bir iki zorlama cinsel espri olmasaymış çok daha güzel bir film olacakmış ama bu haliyle de oldukça iyi sayılır. O yüzden seyretmenizi tavsiye ederim.

Aslında filmin öyle olağandışı ve çok farklı bir konusu yok.

Film bilindik iş, aşk, ilişki, başarı, tesadüf, hayat ve farklı insan karakterleri üzerine kurgulanmış her zaman iş yapan konuların güzel bir harmanı olmuş.

Eğer başroldeki erkek oyuncu sıradan bir Amerikan filmindeki yakışıklı tiplerden biri olsaydı çok yapay dururdu böyle bir seçim yapılması daha mantıklı olmuş.

neyse... Gelelim filmin konusuna;

Filmimizin kahramanı olan Zinos, depo benzeri döküntü bir binayı alarak biraz elden geçirip lokantayla kafe arası bir mekân sahibi olmuş küçük çaplı bir işletmecidir.

Mekân biraz kırık dökük gibi durduğu için pek büyük bir beklentimiz yok ama bir şeyler olup da her şey yavaş yavaş rayına oturacakmış gibi durmasına rağmen arka arkaya çıkan aksilikler farklı şeyler olacağını sezdirmeye başladığında film de güzelleşmeye başlıyor...

Bu arada başka bir restauranttan kovulan ve gurmeliğinden taviz vermeyen sert karakterli aşçımız yarattığı lüks menüyü beğenmeyen müşterileri kovar, hapisten şartlı salınan hırsız abi lokantayı mekân tutar, Zinos'un muhabir sevgilisi Çin'de "dış-görev"e gider ve bir de eski bir arkadaş da ille de bu lokantanın arsasını satın almak için baskı yapar...

Bütün bunlara ek olarak silik de olsa garson kız, yaşlı kiracı ve hırsız ağabeyin mafyatik iki elemanı, fizik tedavi uygulayan kız gibi yan rolleri de ekleyin bir de bütün bunların üzerine hiç durmadan değişen güzel müzikleri koyun işte size güzel bir film.

Yalnız aile içinde çocuklarla seyredilemeyecek kadar açık sahneleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Sonuç olarak ben beğendim, sizin de beğeneceğinizi düşündüğüm için seyretmenizi tavsiye ediyorum.

Sanatsal açıdan sinema tarihi için bir başyapıt sayılmaz ama para verip DVD'sini alsaydım ya da sinemada seyretseydim verdiğim paraya acımazdım.

Fatih Akın bu filmiyle Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul (Köprüyü geçmek: İstanbul'un sesleri) filminden sonra yine başarılı bir iş çıkarmış. Tebrik ediyorum...