30 Temmuz 2010

antichrist [film]

Rahatsız edici, sinir bozucu ama çok da sıradan olmayan konusuyla gerilim ve şiddet dolu filmleri sevenler için kaliteli sayılabilecek değişik bir film gibi görünüyor ama...

“Kadınların doğuştan kötülükleri ruhunda barındırdığını düşünen ortaçağ sapkın hıristiyanlık anlayışı”nı kandisine tez konusu yapan bir kadınla, terapist kocasının çok gereksiz pornografik görüntüleri eşliğinde başlayan film, çiftin yan odadaki çocuklarının kalkıp camdan aşağı düşmesiyle daha başlar başlamaz baş ağrısı yaratıyor.

Dayanılmaz acı veren bu kötü olaydan kendini sorumlu tutan kadın, doktorunun verdiği yüksek dozdaki ilaçlarla hayata tutunmaktadır ama kadının kocası ilaçların fazla olduğunu ve karısının bu aşamada sadece detaylı bir terapiye ihtiyacı olduğunu düşünmektedir...

Adam, karısının acılar içinde kıvranmasını engellemek için onu teskin edecek konuşmalar yapmak yerine sıradan bir terapi seansı uygulama saçmalığına girince film benim için inandırıcılığını iyice yitirmeye başladı...

Kadının üzülmesi başka kendi korkuları bambaşka bir şeyken konu döndü dolaştı kadının ormandaki kulübelerinden erken dönmesine sebep olan korkularınla yüzleşmesi için ikisinin bu dağ evine yolculuğuna dönüştü...

Adam ayaküstü analizler yapıp kadını otlarda yürüterek korkusuna alıştırmaya mı kalkmadı, hipnoz seansı düzenleyip yabancı bir insanmış da ilk kez karşılaşmışlar gibi karısını ruhsal yolculuklara mı çıkartmadı artık neler neler...

Bir yandan da kadının kafayı taktığı “kadın soykırımı tarihi” tezini gizemli bir şeymiş gibi göstermeye çalışarak; yok efendim böyle korku filmi havasına bürünmeler, bir hayvanın gözündenmiş gibi bir bakış açısıyla kamera efektleri vermeler falan film birden alakasız bir şekilde oldu mu sana sıradan dağ evinde vahşet filmi...

Bunlar güya daha yeni çocuklarını kaybetmişler ama her fırsatta yatıp kalkıyorlar, ikisi de zaman zaman hayaller görüyorlar, ortam niyeyse hiç normal olmayan bir şekilde hep gergin...

Öyle saçma sapan detaylar, sembolik olarak tilkiyle ceylanla kargayla göndermeler yapmalar falan... sanatsal hava yaratacağız diye iyice her şey birbirine karıştırılmış söyleyecek bir şeyi olmayan kötü bir film.

Zaten kadın bu incelediği tez konusundan çok etkilenmiş de..... onun için (kendisi de kadın olduğu için) kendinin de kötü olduğuna kanaat getirip kötü biri gibi davranmış da...... hatta kadın, çocuğu odasından çıkıp da pencereye giderken aslında görmüş ama müdahele etmemiş falan filan...

Resmen zorlama bir konuyu (tarihi ve dini bağlantıların bir şekilde insanın biliçaltına işlediğini gösterebilmek için) zorlamışlar da zorlamışlar ve en sonunda kadını psikopot yapıp kocasını öldürtmeye kadar vardırmışlar...

Bu kadar kurgu, bu kadar çekim tekniği ve anlatım en sonunda gidip gidip “dağ evinde tatile çıkan çiftin, şiddet dolu, kan revan içinde hayatta kalma mücadelesi”ne dönüşüyor, yönetmenin adına (Lars von Trier) bakıp da daha farklı bir şey beklemeyin...

Sonuç olarak;
Sinemanın teknik özelliklerini kullanarak ilgisiz şeylerle insanı rahatsız etmeye çalışan, bunda başarılı olamayacağı kaygısı taşıdığı için de işin içine aşırı şiddet öğeleri sokan bu filmi hiç beğenmedim.

Karakterlerin psikolojik açılımlarının masaya yatırıldığı izlenimini yaratmaya çalışırken bunları çarpık kişisel özelliklerle karıştırıp (yanlış yönlendirmeleri de göz göre göre ve bilerek) izleyiciye yutturabileceklerini düşündükleri için filmin senaryosunu da samimi ve gerçekçi bulmadım...(bir de tabii ki şöyle bir şey de var; adam madem terapistmiş, karısı bu hale gelene kadar aklı neredeymiş?")

Bacağı matkapla delindikten sonra kaçmasın diye, o delikten geçirilen demire takılan ağırlıkla hareketi engellenen bir adamın sıkıştığı yerde kafasını kürekle parçalamaya çalışan karısını izlemek isteyecek kadar vahşi duygulara sahipseniz zaten size ne söylesem fayda etmez ama normal bir insansanız sahte ve saçma sapan bir konuyu takip edip sinirlerinizi bozmayın daha iyi...

Çocukların (ve büyüklerin) kesinlikle görmemesi gereken, kadınları önyargıyla kötü gösteren, aşırı şiddet yüklü, kötü bir film. Sinirlerim bozuldu sabaha kadar yatakta sıçrayıp durdum, ha duygu sömürüsü ha insanın sinirlerini bozmak için kötü şeyler gösterip tepki elde ederek seyredilmeye çalışılıp adından bahsettirmek ikisi de aynı şey...

İzlemeyin, izlettirmeyin... Vaktinizi ve ruhunuzun güzelliklerini böyle saçma şeylerle harcamayın.