04 Ağustos 2010

kötü rüyaların kurgusu ve beynimiz

Diyelim uyudunuz, sonra bilmeden yorgunluğun da etkisiyle sağa sola döndünüz ve yüzükoyun yattınız ama kolunuz da vücudunuzun altında kaldı...

Kolunuzda, vücudunuzun ağırlığı yüzünden dolaşım bozukluğu oluştu (kan gitmedi) ve bir uyuşma ya da karıncalanma başladı...

Şimdi o kolu oradan kurtarmak lazım ama bir yandan da uyuyorsunuz bu işi nasıl çözeceğiz?

İşte beyin bu sırada devreye girip başlıyor size rüya gördürmeye, ama ne rüya;

Uyuyan kişiyi uyandırıp o pozisyonu bozdurarak tekrar kolu ve koldaki dolaşımı olması gerektiği gibi eski haline getirmek için aklımızın bize oynamadığı oyun kalmıyor... artık ne senaryolar ne senaryolar...

Benzer şeyler sizin de başınıza gelmiştir, mesala; Uçakta yolcusunuz uçak düşmeye başlıyor ve baş aşağı giderken arkadaki koltuklar sökülüp sizin koltuğunuza çarpıp orada sıkışmanıza neden oluyor kolunuzu bir türlü iki koltuğun arasından kurtaramıyorsunuz... siz çıkarmaya çalışırken süre kısalıyor, bir yandan da pencereden gittikçe aşağıya yaklaştığınızı görüyorsunuz vs. vs. vs...

Kalbiniz pat pat pat atıp nefes nefese kalkıyorsunuz: Oh!!! Hepsi rüyaymış...

Fakat, beynimiz görevini yerine getirmiş olmanın rahatlığıyla uykusuna yeniden hazırlanmaya çalışırken beni de alıyor bir düşünce;

Beynimiz bu tipte bir sorunu düzeltmek için rüya görmemizi sağlıyor, anladık tamam... ama illa böyle korkutarak mı uyandırmak lazım? Aynı etkiyi yaratacak eğlenceli bir şeyler yaşadığımızı düşündüren bir rüya niye görmüyoruz?

Rüya görmeye başlayınca biri kapıyı çalsa “Siz bu kişi misiniz?” dese... siz de isminizi duyunca “Evet” deseniz ve size “Yarışmadan üç trilyon kazandınız!” dediğinde de sevinçten havalara uçsanız yine kalbiniz heyecandan pat pat pat atıp da sevinçle uyansanız... sonra uyuşmuş kolunuzu sağa sola oynatıp “Ah beee! Rüyaymış” diyerek yine güzel güzel uyusanız olmaz mı?

Benim buradan yola çıkarak oluşturduğum biyolojik teorim şu;
düşünce olarak iyi şeylerin yarattığı etki, beyin tarafından vücuda “kötü şeyler" ve "hayati tehlike” fikri kadar etki edip de fiziken gereken o güçlü duyguyu yaratamıyor.

Beynin kendi kendine kurduğu bu türdeki hayallerin neden olduğu hormonal çalışma, vücudun uyku pozisyonundan çıkmasını sağlayabiliyor ama güzel, ilginç, eğlenceli ve sevinç dolu şeyler o oranda hormonal bir düzey oluşturup vücudumuzu aynı oranda etki altına alamıyor...

Yine aynı sebeble acaba bu yüzden mi; Yıllar evvel gördüğünüz kâbusu hayatınız boyunca hatırlarsınız da güzel bir rüyayı üzerinden uzun bir süre geçmese bile unutursunuz ya da bütün ayrıntılarıyla hatırlayamazsınız?

Güzel şeyler yaşayınca beyinde olup bitenleri oluşturan hormonların etkisi, kötü şeyler yaşayınca bırakılan etki kadar kuvvetli duyulup beyne kazınmıyor mu acaba?

Bu yüzden mi küçük bir iyilik, minik arkadaşlıklar, kısa süreliğine kurulan dostluklar ve diğer güzel şeyler unutuluyor da yapılan kötülükler unutulmayacak kadar hayatınız boyunca en derinlere işliyor?

Yıllar geçip de yaşadığımız olayları hatırladıkça; iyi olan güzel şeyler genellikle kaybolup giderken (bütün hayatımızı düşündüğümüzde) yaşadığımız hayatı kötü ya da zorluklarla geçmiş günler gibi hatırlamamızın sebebi de bu mu acaba?

Kimbilir kaç kişi size çiçek verdi? Kaç yakınınız doğum gününüzü kutladı? Kaç kişi öptü, tebrik etti, yaptığınız espriye güldü, küçük bir sorun için yardım etti, defterinize yapıştırın diye renkli etiketler verdi, paranız yokken bilet parası verdi, vs. vs. vs...

Ama siz bunlardan çok çok azını hatırlarken, uzun yıllar önce size kötü bir şey söyleyeni ya da kalbinizi kıranı asla unutmuyorsunuz, bütün bunların sebebi; beyinde gerçekleşen bu kadar basit hormonal bir durum mu?