28 Ağustos 2010

olmuyor, yapamıyorlar...


Nasıl ki tarlaya gitmeden ekin ekilemiyorsa, sokaklara inmeden de bir ilçe, bir kent yönetilemez...

Önce kendin sorumlu yönetici olarak sokaklara ineceksin, hoşuna gitmeyen, yanlış gördüğün ne varsa düzelteceksin. İşte o zaman o düzelttikleriniz halkın da gördüğü yanlışlar olduğu için halk da sizden memnun olacak.

Adam market işletiyor diye caddeyiharman yerine çevirmiş, kimsenin gördüğü karıştığı yok.

Bir tarafta market arabaları sokağın ortasında başıboş geziyor, bir tarafta sokağa dökülmüş sebze meyve artıkları, diğer tarafta hiç aralıksız gelip giden mal kamyonlarından indirilenlerin akanı kokanı, yollara dökülen suları.

Mal getiren kamyonlar market kapısına yanaşmak için kaldırımlara ine çıka kaldırımların bütün kaplama taşlarını parça parça ettikleri gibi bu kamyonlar gün boyu yaya geçişini de engelliyor.

Ayrıca yine aynı marketin yan kapısında daha da dar bir kaldırım var. Orası da gün boyu depoya mal götürüp getiren adamların "taşıdıklarını yola çıkarıp bırakmaları yüzünden" yayalar tarafından kullanılamaz halde...

Neyse neyse... Bunlar öyle deli sızlanması, nasılsa insanlar bunların farkında bile değil, aynen devam etsinler.

Ama orada çalışan insanların hiçbir suçu yok, onlar ekmek parasının derdinde, ne derlerse onu yapıyorlar, onlara bir şey dediğim yok. Fakat bu böyle olmaz.

O zaman sadece böyle şikâyet etmekle bir şey elde edemeyiz, hemen çözüme geçelim...

Böyle büyük marketlerin (hatta ülkemiz standartlarına göre büyüklük açısından neredeyse süpermarket sayılabilecek kadar büyük böyle bir yerin) bir mal kabul kapısı olur (ki var ama kullanılmıyor ya da zor geliyor) gelen mallar buradan alınır verilir kimse kırılan dökülenden etrafa saçılandan ya da kaldırımları bütün gün işgal etmelerinden rahatsız olmaz...

Gün boyu kaldırımları ve başka işyeri girişlerini kullanılamayacak kadar tıkayan, taşıdıklarını döküp kırıp her yeri çöplüğe çeviren bu uygulama terk edilmeli.

Onun yerine, bu iş yapılacaksa; insanların daha az olacağı gece saatinde yapılmalı...

Şimdi, bunu adama söylesen "E! Ben bütün gün burada iş yapan adamları bu işe de gönderip tasarruf ediyorum. Gece mal yükleyip raf dizip düzenleme yapsınlar diye yeni adam mı alacağım?" diyecek.

EVET ALACAKSIN!

Öyle milletin yürüdüğü kaldırımları işgal edip, üç kuruş verip çalıştırdığın insanlara bir de bütün gün mal taşıttırıp İstanbul'un ortasını perşembe pazarı artığına döndürüp de paraları cebe doldurmak yok.

Eğer bir işi yapıyorsan tam yapacaksın, her şeyi organize edeceksin; getiren ayrı, taşıyan ayrı, alan satan ayrı olacak... (Sen bunları bilip de bile bile bu şekilde hem çalışanına hem çevreye zarar veriyorsan sana izin verenlerin de iyice bir eğitimden geçirilmeleri gerekiyor o da ayrı bir konu.)

Gerekiyorsa yeni adam alacaksın, insanların mecburiyetinden yararlanıp da hiç kimseyi kullanmaya kalkmayacaksın. Her şey yerli yerinde ve zamanında, gerektiği gibi olması gereken düzende olacak.

O zaman ben de alışveriş yaparım senden, başkası da. Ne çevre kirlenir, ne çevredekiler rahatsız olur ne de oradan gelen geçenler kırık kaldırımlardan, sebze meyve artıkları ve diğer süprüntülerinin üzerinden geçmek zorunda kalır...

Kolay para kazanacağım diye gözleriniz, kalbiniz ve vicdanınız bu kadar kapalı olmasın. Biraz duyarlı olun lütfen. Market açmak kolay, adam olmak zor...

not: resim konuyla ilgili değildir.