26 Ekim 2010

"burn in"

İki albüm tanıtımının ardından uygun düşeceğini düşündüğüm bir notu da buraya aktardıktan sonra içim huzur dolu bir şekilde yeni araştırmalar için biraz ara verebilirim :)

Müzik olmasaydı dünya benim için kesinlikle katlanılmaz bir yer olurdu. Müzikle ilgili şeyleri okumayı, ayrıntıları hakkında bilgi edinmeyi bu yüzden çok severim.

Evde genelde çocuklardan bana fırsat kalmadığı (bana kalsa müzik setinin sesini bütün apartmanı yerinden oynatacak kadar açacağım :) ) için ancak gece vakti kulaklıkla müzik dinleyebiliyorum.

Kulaklıkların verdiği müziğin berraklığı, bas seslerin kalitesi, pırıl pırıl bir vokal benim için önemli ve başka uyduruk kulaklıklarla boğuk çıkan sesler müzik dinleme zevkini öldürdüğü için de kaliteli kulaklık benim gibi müziği yolda ve evde kulaklıkla dinlemek zorunda olanlar için vazgeçilmez bir ayrıntı.

Bir iki gün önce kulaklıklarla ilgili bir iki araştırma yaparken dikkatimi çeken ilginç bir şeyle karşılaştım. Bu işten anlayanların “Burn in” dediği bir işlem var. (ki bu kadar ilgili olduğum halde bugüne kadar ne kimseden duydum ne de bir yerde okumuşluğum vardı.)

“Burn in” terimiyle açıklanan olay ise gerçekten çok ilginç ve denenmeye değer.

Eğer müziğe meraklıysanız, kimi zaman da evde ya da yolda müziği kulaklıkla dinliyor ve kulaklık kalitesini önemsiyorsanız; kulaklık aldığınız zaman yapmanız gereken bir şey var.

O da kulaklığı kullanmaya başlamadan önce bir müzik setine bağlayıp sesi sonuna kadar açarak, kulaklığı “sesinin daha kaliteli çıkması için” 24-48 saat o şekilde çalışır vaziyette bırakmak.

Bu aynı eski dönem arabaları sıfır olarak alınca motorunu açma işlemine benziyor ama okuduklarım “Burn in” yönteminin mutlaka uygulanması yönünde.

(Eğer kulaklık o şekilde 24 saat çalışır vaziyette bırakılınca sesten rahatsız olursanız üzerine bir yastık ya da yorgan bırakabilirsiniz.)

Bu yöntemin hiçbir işe yaramadığını söyleyenler de var ama bir yandan da bu konuya destek olabilecek fikir olarak kullandıkça kulaklığın sesinin değişip zamanla tonların yerine oturduğunu, hem eskimiş hem de aynı kulaklıktan yeni bir tane alıp karşılaştırmış olanların söyledikleri de var...

Kahverengi ton sesleri daha sıcak bulduğum için yeni alınan hoparlör ve kulaklık tipi elektronikte "burn in" işleminin (sonuçta hiçbir kaybımız olmayacağına göre) yapılabileceğini düşünüyorum...

Notlar:

1, Kimisi o kadar süre devamlı açık kalan kulaklık fazla ısınıp bozulur diyor ama bence kulaklığı alınca da iki gün boyunca hiç çıkarmadan dinleyebilirim ve o zaman da bozulabilir. Eh, öyle iki günde bozulacak kalitesiz bir kulaklık için de zaten uğraşmaya değmez diye düşünüyorum.

2, Bu arada kahverengi ses de ne, sesin rengi mi olur diye merak ettiyseniz beyaz, pembe ve kahverengi ses frekansları hakkında ingilizce bilgi için http://en.wikipedia.org/wiki/Pink_noise linkinden çıkan sayfaya bir gözatabilir, sayfanın sağ alt tarafında bu frekansların örneklerini dinleyebilirsiniz. Yalnız dikkat edin bu gürültülü frekans örneklerini dinlemeden önce sesi mümkün olduğu kadar kısın ki kulaklarınız zarar görmesin.

3, Minnesota Üniversitesinin resmi sitesinde burn in üzerine yazılmış yazıya şu linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.stat.umn.edu/~charlie/mcmc/burn.html

4, Wikipedia burn in konu linki
http://en.wikipedia.org/wiki/Burn-in


5, Numark marka kulaklıkları herkese öneririm, evde 5 yıldan fazla bir süredir çoluk çocuk herkesin elinde ama ne kalitesinden ne sağlamlığından hiçbir şey kaybetmedi. ayrıca pahalı olan yüzlerce benzeri kulaklıktan çok daha hassas frekanslarda çok daha kaliteli ses verdiğine şahsen kefilim. Fiyatı da benzerlerine göre inanılmaz derecede ucuzdur (20-30 Tl. arasında) Türkiye'de de internetten alabilirsiniz. Lüks markalarda olduğu gibi taklidi yoktur alınca pişman olmazsınız.