25 Ekim 2010

“Ölümden dönme deneyimi”


Evrendeki en karmaşık şey beynimiz ve tam olarak bilemediğimiz ona ait çalışma sistemi...

Bu konuyla ilgili şeyler gerçekten çok ilginç oluyor. Yüzbinlerce deney, fikir yürütme, açıklama, çalışma ve araştırma bu konuyu daha da merak edilir kılıyor.

Geçenlerde bitirdiğim bir kitapta* böyle bir konu vardı. Ama konuya geçmeden önce sizlerle küçük bir deney yapacağız...

Yapacağımız deney için herhangi bir malzeme gerekmiyor, ben size düşünmeniz gereken bir şey söyleyeceğim siz de onu düşüneceksiniz ama ne düşündüğünüzü ve özellikle kendinizi “NASIL?” düşündüğünüzü unutmamanız gerekiyor. Çünkü deneyden sonra anlatacağım konu bununla ilgili...

(sizden düşünmenizi istediğim şeyi önce gözlerinizi kapatıp düşünün ve düşündükten sonra “tamam” dediğinizde de kaldığınız yerden okumaya devam edin)

Evet şimdi başlıyoruz:

Plajda yattığınız son anı düşünün.
.................................
.................................

En son nerede denize ya da havuza girdiyseniz kendinizi orada yani plajda ya da havuz kenarında büyük bir ihtimalle de bir şezlongda veya havlunun üzerinde yatarken hayal etmiş olmalısınız...

Şimdi (sonradan bu deneye dönmek üzere) konumuza geri dönelim...

Ameliyat sırasında bir süreliğine “ölümden dönme deneyimi” yaşadığını söyleyen hastaların anlattıklarıyla ilgili çeşitli araştırmalar yapılmış.

Hastaların yaşadığı bu deneyimlere çeşitli açıklamalar getirmeye çalışan bilimadamları, ilk olarak anlatılanlar içindeki ortak noktaları tespit etmeye çalışmış;

“Her yerin yavaş yavaş aydınlanıp göğe doğru çekilme hissi” yaşanması, “ucunda ışık beliren bir tünele doğru uçma hissi” vs. gibi şeyleri “Hastaların, genel anestezi altında vücutlarını tam olarak dengeli bir şekilde algılayamama”larına bağlayan bilim adamları; “Genel anestezide hastaya verilen kimyasal maddelerin beynin nörokimyasal yapısında değişiklikler yaratıp algıyı değiştirebileceği” üzerinde duruyorlar...

Beynin, var olan duyu ve algı yöntemleriyle “hissetmeye alışık olduğu durumları” gerçekte yaşamadan da algılıyormuş gibi hissedebileceğini hatta bu yanılsamadan faydalanarak çeşitli tedavi yöntemlerinin geliştirildiğini biliyoruz.

Öyleyse “ölümden dönme deneyimi” yaşayan hastaların ameliyat öncesi verilen anestezik ilaçların etkisiyle beynin nörokimyasal yapısında meydana gelen değişikler yüzünden böyle bir yanılsama yaşaması da söz konusu olabilir.

Buraya kadar tamam,
ama bundan sonrasında çok daha ilginç bir şey var:

Hastalar bu durumda söz birliği etmiş gibi hep “kendilerini dışardan (başka birine bakar gibi) gözlemlediklerini” belirtiyorlar.

Bilimadamları, bir kimsenin hayal kurarken yaratıcılığının sınırlarını zorlayarak birçok şeyi yaşamış gibi hissedebileceğini ama kendilerini bir ameliyat masasında yatarken (dışardan başka birine bakıyormuş gibi farklı bir açıyla) görmelerinin nasıl mümkün olabileceğini de araştırmışlar.

Beyin, vücudun bir parçası olarak vücudun etki altında kaldığı tüm koşullardan dolaylı yoldan etkileniyor. Söz konusu olan etkiler “genel anestezik ilaçlar”a ait olunca beynin de bundan etkilenmemesi mümkün değil.

Nabız ve kalp atışı düşüyor, beyne giden kan (ve buna bağlı olarak oksijen) miktarı azalıyor hatta kimyasallara bağlı olarak beynin çalışma düzenini etkileyecek şekilde beyindeki elektriksel iletişimi sağlayan nöronların yapısı değişiyor vs.

Tüm bu etkiler beynin “farkındalık” durumunu etkiliyor. (Bu koşullarda bilinçaltındaki bilgilerin devreye girip o anda hissedilenleri de normal dışı olaylarla birlikte yorumlaması çok normal.)

Beyin, genel olarak verileri alır işler ve olmayan yeni veriler oluşturur. Çünkü beynin en büyük özelliği olan düşünme ve zekâ bunu gerektirir.

(bir duvarın kenarından başını çıkararak bize seslenen birinin vücudunun duvar arkasında kalan kısmını görmediğimiz halde beynimiz hiç düşünmeden o kişinin vücudunun duvar arkasında devam ettiğini, dolayısıyla yarım vücutlu biri olmadığını bilir, yani beyin “eksik bölümleri” tamamlar.)

İşte, konunun girişinde yaptığımız deneye şimdi geri dönebiliriz.

İnsan beyninin kendi deneyimi olmadığı halde “zor hatırlayabileceği ya da hiç hatırlamadığı” (hatta mümkün olmayan) bir bakış açısıyla kendisini dışardan izliyormuş gibi görebileceğini...

... ve bunun beynin işleyiş sistemi içinde normal bir hayal kurma şekli (canlandırma yöntemi) olduğu, yapılan bu “plajda yattığınız son anı düşünün.” cümlesinin kurdurduğu hayalde de kendimizi sanki dışardan görüyormuş gibi hayal etmemizle açıklanabiliyor.

Kitaptaki açıklamaya göre; “Çoğu insan kendisini bir plaj havlusunda ya da şezlongta (dışardan başka birine bakar gibi) yan yatarken görür”müş.

Bu kendini “dışardan başka birinin bakış ve görüş açısıyla görmenin” beynin düşünce sistemi içinde kurgu olarak var olduğunun en büyük kanıtı olmakla birlikte;

Bedenini terk eden ruhunun ameliyat masasında yatan “fiziksel bedenine yukarıdan baktığını” anlatan hastaların hissettiklerine de bir açıklama olabilir.

* okuduğum kitap Charles M. Wynn – Arthur W. Wiggins ortak çalışması “Yanlış yönde kuantum sıçramalar” (TÜBİTAK Yayınları)