21 Kasım 2010

Çok film hareketler bunlar [film]

Uzun zamandır duruyordu ve seyretmeyi düşünüyordum ama açıkçası filmden pek de ümitli değildim.

Yerli yapım komedilere her ne kadar sıcak baksam da bu ekibin kaliteli bir iş çıkaracağını tahmin etmiyordum, yanılmışım.

Epeydir bu kadar gülmemiştim.

Film yine televizyondaki “Çok güzel hareketler bunlar” yapımındaki gibi skeçlerden oluşuyor ama televizyondakileri hemen hemen hiç seyretmediğim için pek bir fikrim yoktu o yüzden de baştan bir ön yargıyla isteksizlik duydum.

Oysa ki ne kadar yanılmışım. Bu çocuklar süper bir iş çıkarmışlar... Filmi gülmek isteyen herkese tavsiye ediyorum.

Tamam, sinema sanatı içinde evrensel bir yer edinip gişe rekorlarını zorlaması söz konusu değil ama her şey o kadar iyi düşünülüp o kadar mantıklı ve güzel işlenmiş ki bu filme kötü bir şey söylemek çok da doğru olmaz...

Hem geleneksel pişekâr ve kavuklu tarzını modernize etmişler, hem sinema dilini çok güzel anlayıp uygulamışlar hem de senaryosunu çok güzel işleyip ortaya harika bir iş çıkarmışlar.

Aldık koyduk seyrettik ve resmen gözümüzden yaşlar gelecek kadar da güldük ellerine sağlık çok güzel olmuş tamam amaaa...

Filmin iki şeyini beğenmedim

Birincisi;

Bir film ille de baştan bir konuyla başlayıp sonuna kadar aynı konu üzerinde akacak diye bir kural yok, bazen filmler bu şekilde birbirinden bağımsız ayrı konulara bölünmüş ayrı ayrı skeçlerden de oluşabilir buna eyvallah...

Ama yaptıkları şeyi artık sinemaya taşıdıklarının bilincinde olup tiyatro sahnesinin açıklayıcı anlatımını terketmeleri de gerekiyor.

Ki en çok rahatsız eden şeylerin başında her bölümün girişinde sunucunun araya girip konuyu açıklayıp seyirciye sunması çok yersiz ve gereksiz olmuş keşke hiç yapılmasaymış.

Seyirci zaten sizin yaptığınız şeyleri anlayacak zekâ seviyesine sahip, o zaman seyredecekleri şeyleri bölüm açılışlarında bir sunucunun açıklamasına ne gerek var?

İkincisi ise;
artık bu filmin içinde yer yer gördüğümüz uçuk sanatsal edebi yaratının sinemaya uyarlanmasını serbest bırakmalısınız ille de biz sanatçıyız topluma bir mesaj da verelim devirleri 18. yüzyılda terkedildi.

Herkes neyin ne olduğunu biliyor, bilmeyenlerin ya da anlayamayanların da bu şekilde eğitelebileceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Onlarda bütün bunları anlayabilecek kapasite olsa zaten söylediklerinizi kendileri de bilip uyguluyor olurlardı. Ne gerek var sosyal mesajlara? Ben toplumu eğitmek için önüne arkasına süslü metinler koyduğunuz eğlenceli şeyler görmek istemiyorum, yaptıklarınızdaki en uç noktalar seyircinin düşüncelerini tetiklesin, insanlar güzel vakit geçirsin gülsün eğlensin yeter...

Bu konu çok derin ve çok uzun o yüzden fazla uzatıp da gereksiz laf kalabalığı yapmak istemiyorum.

Umarım ikinci ve daha sonra çekilecek seri filmlerde bunları göz önünde bulundurup sunucusuz ve toplumsal mesaj kaygısız sadece bu sanatla ilgili yaratıcılığın ön plana çıktığı güzel eserler verirler.

Sonuç olarak;

Yılmaz Erdoğan’ın ekibi kendini geliştirmiş, piyasadaki birçok eski ve yeni benzerini gerek yaratıcılıkta gerek teknikte geçmiş, televizyon skeçlerine sığmayacak bir yere gelerek ortaya da çok güzel bir film koymuşlar.

Her şey yerli yerinde, her şey tam ayarında ve hatta bazı bölümlerde en ünlü oyuncuları kıskandıracak kadar güzel oyunculuk örnekleriyle birlikte.

Sinemaya gidip para verip seyretseydim çıkınca şöyle dolu dolu bir “Helal olsun çocuklara” derdim. Eğer seyretmediyseniz mutlaka öneriyorum. Vereceğiniz parayı sonuna kadar hak ediyorlar...