01 Aralık 2010

Cross of iron (zafer madalyası) [film]

Savaş karşıtı biri olmama rağmen yine de savaş filmlerini izlemeyi severim. Dün akşam film arşivinde bulunan "Zafer madalyası" dikkatimi çekti, oturdum ve belki de çocukken seyretmiş olduğum (ama unuttuğum) bu filmi seyrettim.

Yeni dönemde her türlü teknolojik altyapıya sahip ekipmanlarla çekilen filmlerde yaratılan sahneler gerçeklerini aratmıyor. Eski filmlerde bu tip gerçek savaş sahneleri fazla yer almaz, yer alsa da çok başarılı olmaz ama bu filmde bunu çok iyi yapmışlar. (ki film 1977 yapımı)...

Neyse, filmi seyrettim hoşuma gitti ama bu tür filmleri o kadar çok seyrettik ki artık böyle filmlerde daha en başından neyin ne olacağını tahmin etmek hiç de zor olmuyor.

II. Dünya Savaşı yıllarında Almanlar Rus cephesinde yenilmek üzeredir. Küçük bir takımın başında kendi başına buyruk ama tecrübe ve cesaretiyle adamları arasında kahraman olan bir onbaşı var (Steiner).

Üstleri Steiner’i neredeyse her yaptığında serbest bırakmışken başına yeni bir takım komutanı atanıyor.

Yeni takım komutanı, zengin Alman aristokrasi çevresinden biridir ve bir yerlerden işini hallettirip komutan olarak kendisinin buraya atanmasını sağlamıştır.

Tek amacı bir “Zafer madalyası” kazanıp geri dönünce bununla belirli çevrelerde gösteriş yapmak olan komutan, daha ilk karşılaşmasında (savaşın tüm kirli yüzüyle karşılaşıp her türlü tecrübeyi yaşamış olan) Onbaşı Steiner’la takışır...

Oturduğu yerden bir punduna getirip (bir iki imza ve sahte tanıklarla) zafer madalyası almayı düşünen takım komutanıyla Steiner arasında gerilim gittikçe artmaya başlar. Ve ikisi en sonunda birbirini öldürmek isteyecek kadar düşman olurlar (hem de Rus cephesinde ateş altındayken)...

Cephede “ülken için kahramanca savaşmak”la bir yolunu bulup oturduğu yerden “madalya kazanarak hava atmaya çalışmak” arasında çok büyük bir fark olduğu apaçık bellidir ve yeni takım komutanı ile onbaşı bu iki anlayışın tarafları olarak filmde yerlerini alırlar.

Senaryoda yer yer kopmalar ve ayrıntı verebilmek için girilen gereksiz sahneler bazen takibi zorlaştırıp konuyu dağıtsa da film yine de anlatmak istediği hikâyeyi başarıyla aktarabiliyor.

Filmde akan konunun arkasında savaşın ne kadar korkunç olduğunu vermeye çalışırken gösterilen yaralılar, cesetler ve kanlı sahnelere bir de aralarda geçen diyaloglardaki felsefi saptamaları ve tartışmaları eklersek bu filmi tam bir "savaş karşıtı film" olarak kabul etmememiz mümkün değil.

Alman ordusu içinde de “Nazi Partisi" karşıtları olduğunu göstermeye çalışması, ordunun bürokratik sapmalar yüzünden bir çok değerli davranış şeklini yitirdiğini göstermesi, ordu içinde eşcinsel eğilimlerin neden yasaklanması gerektiğine dikkat çekmesi gibi konular, çok önemli olmasa da filmin belli başlı ayrıntılarının en önemlileriydi.

Yeni yapımları izlemeye alışık olanlar için biraz sıkıcı ve eski gibi dursa da konuya meraklıların (eğer seyretmedilerse) beğenebileceği bir savaş klasiği olan “Zafer madalyası” izlenmeye değer bir film. (Fakat olağanüstü olarak algılayıp gidip de dvd'sini aramalara kalkmayın, rastlarsanız ya da arkadaşınızda varsa ödünç alıp seyredersiniz.)