24 Haziran 2010

Broken flowers [film]

Ağır ama ilgi uyandırıcı fakat temposu bir türlü hızlanmayan bir “yol filmi” denemesi...

Filmin kahramanı Don Johnston (Bill Murray oynuyor) orta yaşın son demlerinde, hayattan elini eteğini çekmek üzere olan bir adam...

Don, bilgisayar işinden zamanında dünyalığını yapmış düzenini kurmuş sessiz sedasız yaşayıp giderken kimden geldiği belli olmayan bir mektup alır...

Mektuba göre; Don’un eskiden birlikte olduğu birinden bir oğlu varmış ve şu anda da 16 yaşındaymış...

Bunun üzerine Don bu konuyu araştırmak istemese de polisiye konulara merakı olan komşusu olaya el koyup adamımız için bir plan yapar...

Bu plana göre Don yola çıkıp eski sevgilileri (olası anne adaylarını) dolaşacak ve gelen mektuptaki ipuçlarına göre oğlunu bulacaktır.

Ama işler umduğu gibi gitmeyecek ve bu yolculuk bir sıkıntıya dönüşecektir.

Ağır temposu ve başarılı oyunculuğa rağmen Amerikan yaşam tarzının sayılı bir iki örneğini sergilemenin dışında pek ilgi çekici yanı olmayan film, ne yazık ki övgüyü hak etmiyor...

Sonuç olarak filmin bir iki müzik parçasının dışında tavsiye edebileceğim bir özelliği yok. Rastlarsanız bakarsınız ama seyretmezseniz de bir şey kaybetmezsiniz...

Erol Güngör - Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar

Profesörlük tezi için hazırlanan bu çalışmayı, psikolojiye merakım nedeniyle okudum.

Değerler psikolojisinde "Sosyal kültürün temelindeki bireysel davranış biçimini" inceleyen yazar, tez çalışmasının girişinde; kitabın bölümleri hakkında detaylı bilgi verdiği gibi, konu üzerine yapılan önceki çalışmaları da detaylı şekilde çözümlemeye çalışmış...

Yazar; değerler psikolojisini "bireyin yaşamı içinde sosyal uyum ve bu uyumun dayandırıldığı ahlak kuralları" olarak ele alırken;

"insanların birbirleriyle olan münasebetleri nasıl olmalıdır?

Ne yaparsak iyi davranmış, ne yaparsak kötü davranmış oluruz?

İyi denilen davranışları herkeste yerleştirebilmek, özellikle bunları çocuklara öğretebilmek için neler yapabiliriz?

Kötü davranışların yerine iyilerini yerleştirebilmek için en uygun yollar nelerdir?" sorularıyla kitabı ilgi çekici hale de gerirmiş...

ama...

... kitabın ikinci bölümünün sonlarına doğru (yapılan araştırmaların açıklandığı bölümde) farklı denek gruplarına sorulan sorularla elde edilen verilerin yorumlanmasında yazarın kendi dünya ve dini görüşünü temel alarak bunlar hakkında şahsi fikir yürütmesi ister istemez eseri bilimsel olmaktan uzaklaştırmış...

Hatta;
"...dinî değer, diğer bütün değerlerden daha geri plana atılmaktadır. Elimizde ilmî araştırma verileri bulunmamakla birlikte, dinî değerdeki bu düşüşün modernleşme adı verilen prosesle paralel olarak yürüdüğünü söyleyebiliriz. Cumhuriyetten öncekiler ve cumhuriyetin ilk nesilleri, başka bazı göstergelerden çıkarabileceğimiz gibi, herhalde dinî değere ortanın üstünde bir yer veriyorlardı..." açıklaması ile de 400 kişiyle test usulü yaptığı araştırmaya dayanarak 80 milyonluk nüfuslu ülkeye modernleşme süreci yüzünden dini değerlerinde düşüş olduğu teşhisini de koymuş.

Tabii ki her yazar incelediği konu üzerine fikir yürütmekte olabildiğince serbest olmalı ama Psikoloji gibi bir bilim dalına ait araştırma sonucunu bu şekilde yorumlamak bu bilim dalı içinde o konunun kesinliğini oluşturmada etken olabileceği için şahsi fikirlerin bu şekilde verilmesini doğru bulmadım...

Mesleki jargona dahil olan yabancı kelimelerin tekrarı ile sıkıcı olan eseri okuyunca memnun kalmadım onun için size de tavsiye etmiyorum.

01 Haziran 2010

Cashback [film]

Film en başından itibaren sardı ve sonuna kadar da öyle devam etti...

Bitmesin diye dua ettim, böyle filmleri niye 28 saat yapmazlar bilmiyorum :)

Hayalgücü, estetik, mizah, romantizm, güzel dialoglar, süper kamera kullanımı, aynı mekânda iç içe girmiş mühteşem sahne geçişleri...

(Biraz açık sahnesi, modern hayatın sıradan insanlarıyla ilgili yaşam tarzları ve hayata bakış açıları var ama Amerikan tarzı kırdı döktü şiddet, patlayan parçalanan arabalar, havada uçuşan kurşunlar silahlar yok. Demek ki böyle de film çekilebiliyormuş...)

Çok beğendiğim filmlerin konusunu pek yazmam... Bu yüzden bu film için de aynı şekilde fazla bir şey yazmayacağım.

(Sadece “Güzel sanatlarda okuyan bir gencin sevgilisinden ayrılınca uyuyamaması ve bir süper markette gece vardiyasında işe başladıktan sonra yeni bir arkadaş grubuna katılması...” diye kısaca açıklayayım o kadar...)

Sinemayı seviyorsanız aşk ve hayat ilginizi çekiyorsa bu filmi mutlaka görmelisiniz...

(çocuklar için uygun olmayan sahneleri olduğunu ve aile içinde seyredilince rahatsız olabileceğiniz açık sahneleri bulunduğunu hatırlatmakta fayda var.)

Soom (breath) [film]

..... Sonradan anlıyoruz ki adam karısını aldatmış kadın da televizyonda yayınlanan haberlerde gördüğü idam mahkumu ile hapiste görüşerek bir ilişki yaşamaya başlayarak kocasından intikam almaya çalışıyor...

Evet hemen hemen her yerde uzun uzun yazılanların özeti bu. (Eh bir de gerçekten övgüyü hak eden ünlü yönetmen Kim Ki Duk için övgü sözlerini de unutmayalım...)

Görünüşte filmin konusu böyle ama izlerken hoş sürprizlerle dolu sahneler, bütün kültürlerde geçerli olan başlangıç, doğum, gelişme ve olümün ardından tekrar yeni bir yaşama dönüşe göndermeler yapılan ilişkiler karmaşasının ayrıntıları ile izlenmeyi hak eden bir film olmuş...

Filmde başroldeki karakterleri ayrı ayrı ele aldığımızda;

"Koca" bitmek üzere olan evlilik dışı bir ilişkinin son evresindeyken bir yandan da eşi ve çocuğuyla aynı evde yaşamaya devem etmekte...

Kadın, hapiste yatan bir idam mahkumuna hayatı boyunca göremeyeceği güzellikler yaşatarak hem kendini hem mahkum arkadaşını aşkın en derin kuyularına atmakta...

(Hapishanedeki ziyaretçi odasını duvar kağıtları ile başka bir mekana çeviren kadının şarkılar söylemesi ve adama duyduğu isteği yansıtması güzel sahnelerdi...)

Bütün bu yaşanılan farklı boyutların farklı ilşkiler karmaşasına hapishane yönetimi de gittikçe kuralları gevşeterek katkıda bulunmaya başlayınca; kadın, boşlukta hissettiği hayatına kısa süreliğine de olsa bir anlam katar...

Kadının kocası her şeyi görür kabüllenir ve kendi yaptıklarına karşılık karısının intikamına göz yumar amaaaa... Hapisteki idam mahkumu adamı delice kıskanan, kadından gelen notları resimleri çalan bir de erkek mahkum “sevgili(!)” vardır...

Çocuklara uygun olmadığı gibi aile içinde başkaları ile birlikte seyretmekten rahatsız olabileceğiniz sahneleri olduğunu hatırlatmakta fayda var. (Kim Ki Duk'un “Boş oda”, “Dört mevsim” gibi daha sanatsal daha felsefi filmleri gibi olmasa da seyredilmeyi hak ediyor...)