29 Eylül 2010

Ernst Mayr - Biyoloji budur

Tübitak “Popüler Bilim Kitapları”ndan çıkan eser; biyolojiye meraklı olanlar için "biraz ağır ve biraz da derin bilgi birikimi” gerektirse de biyolojiyi “bilimsel felsefi yanıyla” ele alması açısından ilginç bir kitap.

Mayr, kitabına; biyolojinin geçmiş yüzyıllardaki konumunu ve bilimsel çevrelerin “bir bilim dalı olarak biyoloji”ye bakış açısını incelemeyle başlıyor ve geçtiğimiz yüzyıl içerisinde biyolojinin alt kollara bölünüp her bir branşın nasıl geliştiğiyle devam ediyor.

Kitap "biyolojik evrimi" biyolojinin evrimiyle birlikte parelel olarak işlerken evrim konusunun da hangi çağda hangi bilgi donanımıyla (ve hangi “dünyaya bakış açısıyla”) nasıl yorumlandığına açıklık getiriyor.

Kitabın konularını çeşitli bölümlere ayıran yazar bu bölümleri de “Akademik anlayışa uygun düşecek şekilde” kronolojik bir sırayla çeşitli maddelere bölüp ayrıntısıyla açıklamış.

Kitap biyolojiyi anlatmadan önce “bilimin kendisini” inceleyip metod/yöntem olarak işleyişinin felsefesini de ayrıntılarıyla ele alıyor.

Darwin ve evrim konusuna ait bilimsel açıklamaların “derin detaylarına” biyolojinin bakış açısıyla yaklaşan 20. Yüzyılın en önemli bilim adamlarından biri olan Mayr’ın bu eseri;

İçerik ağırlığını ve anlaşılırlığının zorluğunu göz önünde bulundurarak (biyoloji üzerine eğitim alan okurlara faydası olacağını bir kenara bırakırsak) “popüler bilim kitaplarının müdavimi olan meraklılarını” ders kitabına benzeyen anlatımıyla sıkacağını düşünüyorum.

23 Eylül 2010

Cep’ten bedava facebook!

Öğrendiğimden beri ara sıra kullanıyorum bu yüzden de herkes biliyormuş gibi geliyordu ama çevremdekilere söyledikçe çoğunluğun bunu bilmediğini gördüğüm için yazmayı uygun buldum.

Telefonunuzun markası ya da telefon operatörünüz ne olursa olsun facebook’un yaptığı anlaşmayla cep telefonunuzdan 0.facebook.com adresine girdiğinizde (bu adres içinde kalınması ve dış sitelere giden linklere basılmaması kuralına uyduğunuz sürece) hesabınıza girip facebook içinde arama yapabilir, gelen bildirileri ve gönderileri, mesajları okuyabilir; konu altlarındaki yorum bölümüne yazdıklarınızı hiçbir şekilde ücret vermeden gönderebilirsiniz.

Ne bir bağlantı ücreti, ne bir data alıp gönderme aboneliği ne de aylık üyelik vs. isteniyor. Tek yapmanız gereken şey cep telefonunuzun internet bölümündeki tarayıcıyı çalıştırıp adres kısmına 0.facebook.com yazarak özel olarak düzenlenmiş mobil siteye girmek.

Resim ya da videoları açmak isterseniz ekranda çıkan uyarı “bu resim ya da videonun başka bir sitede bulunduğu”nu belirterek ek bir ücret alınabileceğini hatırlatıp mobil sitede kalmanızı sağlıyor.

Buna dikkat edip resim ve video açmazsanız site ücretsiz.

Arkadaşlarınızla aranızda özel bir haberleşme grubu kurup ücretsiz olarak chat yapıyormuş gibi bir konunun altına yorum bırakarak bedavaya mesajlaşıyormuş gibi devamlı iletişimde kalıp hiç ücret ödemeyebilirsiniz. Teşekkürler facebook :)

(0.facebook.com adresinin başındaki “0” ücretsiz servis için “sıfır” düşünülerek koyulmuş “sıfır” [0]’dır.Aynı servise zero.facebook.com adresinden de ulaşılabilir...)

Operatörlerin konuyla ilgili bilgi verdikleri sayfalar:
Turkcell
http://www.turkcell.com.tr/bireysel/kampanyalar/avantajliinternet/genclereucretsizfacebook
Vodafone
http://www.vodafone.com.tr/Internet/facebook-zero.php
Avea
http://www.avea.com.tr/tr/sta/hakkinda/basinodasi/ort_20100518.shtml?pagemenu=basinodasi.bultenler

Elektrikli öpücükler :)


Dizilerde filmlerde öpüşmenin binbir halini görüp "ateşli bir öpücük" deyimini de duymuşsunuzdur ama hiç "elektrikli" olanını duymuş muydunuz?

(Açıkçası ben ilk kez NTV Tarih Dergisi’nin eski bir sayısını karıştırırken öğrendim...)

30’lu 40’lı yıllarda, insanların elektrikli şehir hayatına henüz yeni yeni alışmaya başladıkları bir dönemde böyle bir şey moda olmuş ve hatta “Elektrikli öpüşme partileri” (!) bile düzenlenmiş :)

Düşük voltajda elektrik veren bir alete bağlı kabloları tutan çift (öpüştüğü anda elektrik devresi tamamlandığı için) dudaklarından geçen elektrikle titreyip kendilerine geliyormuş :)

Aşk dolu öpücüklerin yerini tutmaz tabii ama bir zamanlar böyle bir şey de varmış işte :)

(Yukarıdaki fotoğrafı ise konuya uygun olsun diye aradığımda bulmuştum, işin ilginç yanı buradaki çift ayaklarını tüylü halılara uzun süre sürtüp statik elektrik yüklendikten sonra elektrikli öpüşmenin daha bir doğal olanını gerçekleştirmeye çalışıyor ve bir yandan da öpüştükleri anda meydana gelen elektriği ölçüyorlarmış.)

Dot (Nokta)

Nokia 'Dot' from Sumo Science on Vimeo.



Dünyanın en küçük "stop motion" animasyon karakteri... Filmin Nokia N8 cep telefonuyla çekilmiş olması da ayrı bir detay...

22 Eylül 2010

Run fatboy run [film]

Hamile sevgilisinle evleneceği gün nikâhtan kaçan filmimizin kahramanı hayata tutunamayan ve her şeyi yarım yamalak olan sıradan sorumsuz bir tiptir.

İptal olan evliliğin ardından beş yıl geçer, adamımız hafta sonları oğlunla görüşmektedir ve nikah günü terk ettiği sevgilisi de kendisine yeni bir koca adayı bulmuştur. Adam finans sektöründe iyi bir konumda, kültürlü, yakışıklı, sportif kişilikte ve (görünüşte) bütün kadınların beğenebileceği özellikte biridir.

Böyle sıkıntılı bir durum varken yeni baba adayının fakirlere yardım için koşulan bir maratona katılacağını duyan adamımızın da bu maratona katılmaya karar vermesiyle işler karışmaya başlar.

sonuç olarak;

Hafif ama gerçek hayatı yakalayabilmiş orta halli bir eğlencelik. Televizyonda rastlarsanız ya da arkadaşınızdan ödünç alırsanız öylesine hoşça vakit geçirmek için izleyebilirsiniz ama mutlaka seyredilmesi gereken türde bir film değil. Eh işte!

Green street hooligans [film]

"Futbol fanatikliği belli bir seviyenin üzerine çıkarsa sonunda mutlaka başına bir bela gelir!" ana konusu üzerine yapılmış film ortanın üzerindeki kalitesi ile izlenilebilir ayarda...

(...Ama filmin akışını bir aile etrafında düzenli tutmaya çalışmaları yüzünden konu neredeyse bir aile dramına doğru kayıyor ya neyse...)


Gelelim filme;

Matt, dünyaca saygın bir üniversite olan harvard'dan arkadaşının işlediği bir suç yüzünden atılır.

Haklı olduğu halde arkadaşına sesini çıkaramayan Matt İngiltere'ye ablasının yanına gider ve eniştesinin "holigan ötesi" kardeşiyle tanışırak maçlara gitmeye başlar.

Yeni katıldığı arkadaş çevresinin kendisini küçümsemesine rağmen Matt karıştığı bir kavgadan sonra grup içinde bir yer edinir ve taraftarlıkla holiganlığın da dışında; takım için olay çıkarıp kavga eden çetenin bir üyesi haline gelir.


Holigan grup, maçlardan önce karıştığı kavgalarla namını yürütürken Harvard’dan gelen "muhallebi çocuğu" da bu kavgalara katılıp yavaş yavaş kendini bulmaya başlamıştır ama çeşitli gruplar arasındaki olaylar sınırları aşan bir boyuta ulaştığında çete içi huzursuzluklar da son noktasına ulaşır.


Matt; kendisi, ailesi ve üyesi olduğu holigan grup için doğru kararları verebilecek midir?

Film, holiganlığı ve arkasındaki sosyal psikolojiyi Matt ve ailesi üzerinden başarılı bir şekilde gerçekçi dövüş sahneleriyle verirken, yapılanların normal insan davranışları içinde kabul edilemeyeceğini de iletiyor... =

Ama bir yandan da bu tür olaylara karışan insanların muhallebi çocuğu olmaktan kurtulup yumruklarıyla kendini koruyarak hakkını arayıp daha önce cesaret edemeyeceği şekilde olayların üzerine gidebileceğini de göstererek yanlış bir yönlendirme de yapıyor. (bu yüzden biraz amacını aşmış ve yanlış bir yöne sapmış ana fikri var da denilebilir.)

Anlatılan konu fena değil, anlatım şekli ve çekimler fena değil, senaryo da fena sayılmaz ama söylediği şey “özellikle, bir kişiye ait olaylar örgüsü içinde değerlendirilirse” kabul edilebilir.

Yoksa “Film, eleştirel olma yerine sadece olayları yansıtmayı seçmiş.” diyerek işin içinden sıyrılmayı beklemeleri pek doğru değil.

Sonuç olarak;
Kavgalı dövüşlü, içkili sarhoşlu, bol küfürlü ve biraz da futbol soslu tam bir erkek filmi diyebiliriz ama bayanların izleyemeyeceğini de iddia edemem. Bulunursa, rastlanırsa izlenilebilir fakat böyle yazdım diye “ortanın biraz üzerindeki kalitesini” de fazla abartmamak lazım.

13 Eylül 2010

International [film]

Nereden kimden duyduysam artık aklımda güzel bir film diye kalmış, elimde vardı seyredeyim dedim ama hiç de beklediğim gibi bir film çıkmadı.

Çok sıradan ve bilindik bir konunun çok sıkıcı bir şekilde yeniden yorumlanmasından başka bir şey değil.

İnterpol'de görevli bir adam uluslararası kredi veren bir bankanın silah ticaretiyle uğraştığını anlayıp; bu işin arkasındakileri araştırmaya başlıyor.

Bu tür filmlerde görmeye alışık olduğumuz üzere işi bitirebilmeleri için buldukları itirafçılar ya da olayla ilgili ulaştıkları insanlar da sırayla ortadan kaldırılıyor.

Dünya poltikasını kendi istediği biçimde yönetmeyi düşünen çokuluslu şirketleri ve devlet yönetiminde söz sahibi olan bazı resmi kurumları arkasına alan bankanın çevirdiği dolapları açığa çıkarmaya çalışan idealist ajanlar da bu kirli işleri nasıl açığa çıkaracaklarının planlarını yapıyorlar.

Ve tabii ki yine böyle filmlerin kaçınılmaz senaryolarında olduğu gibi silahlar patlıyor kurşunlar yağıyor, işin sonuna yaklaşılınca işin arkasında bütün dünyayı parmağında oynatan CIA ve silah tüccarları olduğu ortaya çıkıyor falan filan.

Bu çok sıkıcı ve sıradan uluslararası dedektiflik öyküsünün tek farkı filmde silah ticareti yapanlardan birinin Haluk Bilginer olması ve hem İsrail'e hem İran'a silah satması...

Sonuç olarak;
Sıkıcı, basit, gereksiz detaylarla şişirilmiş, uyduruk, sıradan bir polisiye. Tamamen zaman kaybı olduğu için tavsiye etmiyorum.

02 Eylül 2010

bedava görüntülü mobil haber bülteni

Güzel ve yararlı bir şey öğrendim, baktım ki kime söylesem haberi yok o zaman karelidefter'e de yazayım dedim; eğer cep telefonunuz 3G uyumluysa ve hattınız da Turkcell'e bağlıysa mesaj bölümüne girip NTVHABER yazıp 2222'ye mesaj gönderiyorsunuz.

Önce size başvurunuzun alındığına sonra da aboneliğinizin başladığına dair iki mesaj geliyor. Bu mesajlardan sonra her gün (sabah 09:00, öğlen 12:00 ve akşam 18:00'den sonra) NTV tarafından hazırlanmış üç ila beş dakika süren görüntülü mobil haber bülteni cep telefonunuza gönderiliyor...

Abonelik ücreti, bağlantı ücreti, gelen dosyayı indirmek için data bağlantısı ücreti, Turkcell internet aboneliği ücreti vs. gibi hiçbir ücret alınmıyor... Ben denedim, iki gündür de sabah, öğle, akşam cep telefonuma gelen haber bültenlerini takip ediyorum.

Siz de benim gibi "Madem 3G'li cep telefonum var, madem numaram Turkcell'de bari böyle parasız hizmetlerinden niye yararlanmayayım ki?" diye düşünüyorsanız denemenizi tavsiye ederim.

Bu hizmet ne kadar daha böyle ücretsiz olarak devam eder bilmiyorum ama uzun bir süre böyle tamamen ücretsiz olması sanırım hem Turkcell hem de NTV için büyük bir prestij olacaktır.

(unutmadan söyleyeyim size gelecek olan ilk haber bülteninin başlığına aldanıp da ben bu konuyu merak etmiyorum diye silmeyin, çünkü o başlık bülten içindeki haberlerden sadece bir tanesi. Gelen linki açın ve mobil haber bülteninizi izleyin)