24 Ocak 2011

(Gizli tarih) Fitne – Yalçın Küçük

496 sayfalık büyük boy kitabı dura kalka, düşüne taşına, zar zor okudum... Bu kitap için rahatlıkla “Okunması zor fakat anlaşılması kolay, farklı eserlerden biriydi” diyebilirim.

Gerçekle komplo teorilerinin harmanlanıp siyasi geçmiş tarihin yeniden yorumlanması ancak bu kadar başarılı olabilir...

Sayın Yalçın Küçük, okuyucuya; kıvrak zekâsı ve kültür birikimi ile yakın geçmişteki siyasi olayları nasıl okuduğunu göstererek resmen “Pes!” dedirttiriyor...

Kitabın, bütün dünyayı saran komplo teorilerini değerlendirirken ülkemizi de içine alıp (ya da tam tersi, ülkemizi değerlendirirken tüm dünyaya uzanan kökleri incelemesiyle) siyasi düşünce adına ayrı kapılar açtığını belirtmemek mümkün değil...

İnsan; “Bütün dünya eğer gerçekten böyle bir siyasi düzen içindeyse, anlatılanlardan yola çıkarak ortaya çıkan bu cehennem benzeri dünyada ne yapılabilir?” sorusunu düşünmeden edemiyor.

Gerçekten siyasi düşünce tarzında yeni boyutlar açabilecek, her şeye şüpheyle yaklaşarak olan biteni tek tek yeniden düşünüp adım adım bir sürü neden sonuç ilişkisi yaratmamızı sağlayan bu kitabı siyasete, yakın geçmiş tarihe ve komplo teorilerine meraklı herkese tavsiye ediyorum...

Gazete kupürlerinden resmi yazışma örneklerine, uluslararası siyasi çözümler öneren köşe yazarlarından politikacıların konuşmalarına (komplo teorileri üreten uluslararası yayınlardan farklı fikirleriyle çarpıcı açıklamalar yapan yazarların kitaplarına) farklı kaynaklardan birçok alıntıyla güçlendirilerek ikna edici boyutlarda “gerçek olarak algılanabilen” bu siyasi teoriler okuru olabildiğince şaşırtıyor...

İsrail’in kurulması amacıyla desteklenen terör örgütlerinin İngilizleri bıktıran baskıları, Amerikalı siyaset adamlarına yapıldığı düşünülen suikastler, Arap ülkelerinin içinde bulunduğu durumu bozmak için yapılan ayak oyunları ve ülkemizin ünlü siyasi isimleri üzerine alınan hayati kararların arkasındaki gizli oyunlar ve sayısız komplo teorisi kitabın ana çizgisini oluşturuyor.

44 sayfalık bir “Önsöz”den sonra; Fesadiye ve Cahiliye olarak eser iki ayrı ana kitaba bölünüyor.

Birinci kitap (Fesadiye) üç, ikinci kitap (Cahiliye) yedi bölümden oluşuyor ve kitap boyunca her bölümün daha iyi desteklenebilmesi için ayrı ayrı özel ekler bulunmakta, ki bu eklerin ve neredeyse her sayfanın altında bulunan dipnotların her biri için ayrı bir kitap yazılabilir dersem neden bahsettiğim sanırım biraz daha anlaşılabilir...

“Bütün dünyayı İsrail devleti adına eline geçirmeye çalışan Yahudi Lobisi’nin” kurguladığı siyasi mantığı açığa çıkarmaya adanmış bir eser gibi duran bu kitabı okuyunca;

Hepsine inanmasanız da bazılarını mantıklı bularak olan biteni kabul etmeye başlarsanız arkası çorap söküğü gibi geliyor ama “Eğer gerçek dünya buysa, böyle bir dünyada bulunmak insana aklını kaybettirebilir!” diye düşünmeden de edemiyorum...

Yüzlerce olay, kişi, yer, neden sonuç ilişkisini takip edip aralarında bağlantılar kurmak bir süre sonra beyninizi yormaya başlayıp her şeyi karıştırmanıza neden olsa da kitaptaki en çok dikkat çeken ve bence dikkat edilmesi gereken ana fikir şu;

Yahudiler, ele geçirmek ya da güçsüz düşürüp başkaları tarafından yıkılmasını sağlamak istedikleri ülkeleri içeriden oyarak (bazen çevrelerini kandırmak için dinlerini bile değiştirerek belli yerlere gelip) istedikleri siyasi durumu oluşturup sonra da buralara el koymaya çalışıyorlar.

Çünkü; Yahudiler “vaad edilmiş topraklar” kavramını bizlerin düşündüğü gibi (şimdilik sınırları sorunlu da olsa) İsrail devleti sınırlarıyla bağdaştırmıyor. Onlar için belli bir alan, belli bir sınır yok!

Önce hiç toprakları yoktu, sonra belli bir şekilde yerleşimci oldular daha sonra bulundukları yerleri ele geçirebilmek için Ortadoğu’da Osmanlıyla savaşan İngilizlerin yanında yer alarak kendilerini toprak paylaşımında hak sahibi konumuna getirdiler. İngilizler de istedikleri zaman istedikleri şekilde bu alana müdahale etmek için İsrail’in kurulup resmi bir devlet olmasına izin verdiler.

Ama...

Yahudi lobisi ne sahip olunan bölgeden ne de dünya üzerindeki diğer paylaşımlardan asla memnun kalmadı, önce bölgedeki ülkeleri birbirine düşürüp kendileri için kuvvetsiz düşmanlar olmalarını sağladı sonra da bunları tek tek ele geçirebilmek için ellerinden geleni yapmaya başladılar...

Zamanında mecbur kalıp sığındıkları ülkelerin toprağında bile gözü olan bir siyasi yapılanma politikasını ütopik de olsa desteklediler ve Ortadoğu, İsrail yüzünden hep bir "ateş kazanı" durumu yaşadı.

Bu kitabın yazılmasına neden olan esas sorun ise bu durumu sürdürüp istedikleri sonucu elde edinceye kadar önlerine çıkan her türlü engeli kaldırma adına yapmayacakları şey bulunmaması... Amaçları olabildiğince dünyayı ele geçirmek!

Yalçın Küçük de bundan hareketle bu kitabında "İsrail'i ön plana çıkararak 'Yayılmacı' politika izleyen Yahudi lobisinin geçmişte yapmış olabileceklerine" dikkat çekip ilerisi için önlem alınması gerektiğini göstermeye çalışıyor.

Tabii ki bütün bunların hepsinin Sayın Yalçın Küçük’ün kurgusal komplo teorileri altında toplanmış ve bunlara dayanak olarak gösterilebilecek siyasi çizelgenin (yine yazarın bütün bunları kendine göre okuması sonucu elde edilmiş) bilgilerine dayandığını belirtmekte fayda var...

Yazarın paragraf aralarında (yüksek yoğunlukta) orijinal kaynaklardan alıntı yapılan metinlerin (aynen orijinal diliyle yazılıp bazen hiç tercüme yapılmadan konuya devam edilmesi) okuyanı biraz zorlasa da yine de anlatılmak istenen şeyi tam anlamıyla aktardığı söylenebilir.

Yakın geçmiş tarihimizin biçimlendirilmesindeki gizemli ellerin neleri neden yapmış olabileceği üzerine düşünüp geleceğin bunlara göre değişip değişmeyeceğini merak ediyorsanız kitap tüm zor okunurluluğuyla sizleri bekliyor...

Dünyadaki uluslararası siyasi yapılanmanın neleri gözeterek hareket ettiği, bunları kendi ülkemizin çıkarlarını düşünerek yönlendirebilmek için neler yapılması gerektiği gibi ayrıntılı konular üzerine düşünen herkesin ilgisini çekeceğine eminim... (Gerçekten de kitabı okuyunca bir süre sonra siz de "Menderes, Özal ve Ecevit gibi bu ülkenin tarihinde önemli bir yer tutan siyasetçilerin ölümleri ile kendi dönemleri içinde yapmak istedikleri arasında bir bağlantı var mıydı?" gibi soruları kendi kendinize sormaya başlıyorsunuz.)

Yalçın Küçük, bugüne kadar yazdığı kitaplarla ve katıldığı televizyon programlarıyla her zaman büyük ilgi çekmiş fakat bir o kadar da aydın camiasının tepkilerine de maruz kalmıştır.

Ve kendisine bir sürü seviyesiz eleştiriler yapılmıştır ama bakınız kendi içinde bulunduğu durumu Sayın Küçük nasıl ifade ediyor;

“Bir de Erasmus var, orta okulda tanıştım, bir düsturu, kendi sözcüklerimle, başkalarının doğrularıyla bilge olmaktansa, kendi aklımla deli olmayı tercih ederim, benim hep düsturum oldu.”

Yorum da karar da sizin Mızrak Yayınları’ndan çıkan 30 TL.’lik kitabı internette indirimli olarak 24 TL'ye bulmak da mümkün...